Anne-Baba Boşanma Evlilik

Anılar ve Niyetler

“Anılar ve Niyetler”

Dün Stan Tatkin’in “Güvenli İşleyen İlişkiler Atölyesi”nin birinci gününü tamamladık. Birbirimizden fiziksel olarak uzak ama belki de birbirimizi her zamankinden daha çok düşünüp!, bir olduğumuzu daha çok hissettiğimiz “Corona Günleri”nde bu online eğitim başka bir dünyada alınan taze bir nefes gibiydi; ekibin olağanüstü çabası ile verimli, rahat, kolay, samimi, sıcak, uzak ama yakın hissettik…

Yayın biter bitmez, zihnim anılar yaratmadan hislerimle kaleme almak istedim. Çünkü merak ediyorum bu sefer demlenmeden benden neler çıkacak. 

Biram ile bilgisayarımı aynı anda açtım, hadi başlayalım…

Her ne kadar 23 yıllık ilişki sonrası tüm hücrelerim bir bağlanma figürü arasa ve “yaaa ben bir sevgili istiyorum” sansa da, sonuç: “kendimle yalnızım”.

Dolayısıyla bugün tüm öğrendiklerimi bir sevgililik/eş müessesi kapsamında değil hayatımdaki tüm ilişkiler kapsamında ele almayı tercih ediyorum. Sevdiceğiniz varsa tanrım size bağışlasın ve o gözle okuyun (hayır kıskanmadım, ne münasebet!).

Katıldığım bu online atölye, daha çok alandan uzmanların kullanımı için olsa da, benim gibi “ilişki konuları”na meraklı, bu konularda içerik üretmeye hevesli ve düzenleyen güzel dostları sebebi ile torpili olan bir fâninin de, süzerek hayat içinde kullanabileceği bilgiler içeriyor. 

İlk sorumuz: Sen Kimsin?

Bağlanma modellerimizi bilerek işe başlayalım mı tatlı kız (ya da oğlan)? 

Beni bırakıp gidecek mi, neden aramıyor, hemen cevap yazmadı, yoksa bana küstü mü diyen “kaygılı bağlanan”lardan mısın…

Yoksa,

Beni eninde sonunda bırakacak, neden bağlanayım ki, zaten ben kimseyi sevmem, sonunda her şey biter, neden acı çekeyim şimdiden gardımı alayım, uzak durayım diyen kaçınganlardan mı?

İkisinin ortasında bir yer var, her ilişkide bu yer değişmekle birlikte güvenli bağlanmak da mümkün.

Ve fakat sana güzel bir haberim var; ay ben kaygılıyım, ay ben kaçarım diye üzülme, zira Stan diyor ki güvensiz bağlanma geçmişi ile “Güvenli İşleyen İlişki” partneri olmak yine de mümkün…

Peki nedir bu “Güvenli İşleyen İlişki”?

-Stres anlarında, savaş/kaç zamanlarında, ilkel beynimiz devreye girdiğinde birbirini koruyan, kollayan, gözeten ilkeleri olan ilişki-

Biraz daha açarsak;

“Güvenli İşleyen İlişki”de partnerler;

  • Sevginin tek başına yeterli olmadığını bilir, aynı şekilde çekim ve ortak ilgilerin de…
  • Birbirlerinin güvende hissetmesine özen gösterir, güvenlik ve emniyet yoksa ellerinde bir şey kalmayacağını bilir.
  • İlişkinin anlam ve amacını birlikte oluşturur.
  • Ortak yönetim prensipleri vardır yani bizi birbirimizden koruyacak önlemler önceden kararlaştırılmıştır (bunları yapacağız, bunları yapmayacağız gibi…)
  • İki kişilik psikolojik sistem vardır, yani sistem tek kişinin motivasyonu ve travması ile alakalı değildir, her ikisinin de motivasyonu ve travması göz önüne alınır.
  • Sanki bacaklarından birbirlerine bağlı gibidirler, yani kazan-kazan durumu olmayan her şeyin ilerde ayaklarına takılacaklarını bilirler.
  • Birbirlerini ilişki ile tehdit etmezler.
  • İlişkiyi kendilerinden öne koyarlar.
  • İlişkide 2 patron vardır, ortak güç kullanılır.
  • 3.ler vardır (çocuk, ,iş, arkadaş, hobi,vb…).  Bu üçüncüleri “primer 2” olarak birlikte yönetirler.
  • Her zaman probleme odaklanırlar.
  • Sonra değil hemen onarır, hatta önce onarırlar!

ÖNCE ONARMAK!

Bu konu mühim arkadaşlar.

“Anılar” önemli…

Çünkü bir deneyim anıya nasıl dönüştüyse, gelecek günlerdeki duygu durumu, algı ve tutum da o anıya göre şekilleniyor. Anılar ve duygu durumu birbirini yönlendiriyor. Duygu durumu da anıyı ve algıyı şekillendirebiliyor. Yani hepsi birbirinin peşinde! Bu yüzden duygu durumunu her an ortaya koymak gerekli…(Şair burda ne hissediyorsan hemen söyle diyor, bekleme!)

Beyin negatif deneyimleri, pozitif olanlara göre daha çok hatırlama eğiliminde…Çok yoğun ve uzun yaşanan her şey “anı”ya dönüşüyor. Partnerinizle yaşadığınız gerginlik ve çatışmalar “anı”ya dönüşmeden önce onarmak bu yüzden önemli. Yani buna geleceğe pozitif tohum serpmek diyebilirim sanırım..ne ekersen onu biçersin, bu yüzden anı olacak “an”larını olumluya dönüştür, bu da ancak çatışma ve gerginlikleri, duygu durumunu hemen konuşarak mümkün….(hemen derken ‘yeaaa sorun var ama bir kaç güne konuşuruz’ değil maksimum 2-3 saate konuşmalı)

Peki çatışma/gerginlik sırasında onarım denilen şey nasıl mümkün olabilir?

Çok basit!

  • “Üzgünüm”
  • “Seni seviyorum” deyip
  • (sıcak, içten bir) Kucaklama ile!

Elbette öfkeli ve stres altında iken bunlar mümkün değilmiş gibi gelebilir. Böyle zamanlarda uzun uzun konuşmanın, durumu çözümlemeye/analiz etmeye çalışmanın işe yaramayacağını söylüyor Stan ve hatta bu konuşmalar daha çok strese sokabilirmiş -uzun konuşmalar, ikna çabası barındırır, anlaşılmamış hissettirir, baskı hissettirir.  Bunun yerine ”onarım” yapın diyor. Ve bu “onarım” hareketleri ile hiç beklemediğiniz biz çözülme de yaşayabilirsiniz.

En büyük mesele şunu söyleyebilmek; “Biz birbirimizi tanıma ve aşina olma yoluyla onarırız.” 

İşte yazımın başlığı da burdan geliyor; 

  • Buna niyetin var mı?
  • Yani bir ilişkiye böyle açıklıkla, gerçeklikle ve (kendini&karşındakini) merakla girmeye cesaret edebilir misin?
  • Hadi cesaret ettin ve girdin diyelim, bu niyetini çaba ile ortaya koyabilir misin?
  • Anlarının farkında olarak (burada mindfulness devreye giriyor), dikkatini, mevcudiyetini ana getirerek “anı”larını oluşturabilir misin?

İşte insankızı olarak bugünden kendime çıkardığım sorular bunlar. 

Ben bu soruları alıyorum ve hayatımdaki ilişkilere taşıyorum; çocuklarımla, ebeveynlerimle, yakın dostlarımla, sevdiklerimle ilişkilerime…

Çünkü hayatımda gerçek olmayan, gerçeğimi yaşamadığım, güvenli hissetmediğim hiçbir alan kalsın istemiyorum. Güvenli ve emniyette olduğumu hissettiğim yerlerde tomurcuklanıyor, baharda güneşi hisseden dallar gibi açıyorum. Öyle hissetmediğim yerlerden de sessizce uzaklaşıyorum… 

Şimdi, tam da şu an yeniden niyet ediyorum…

Bugünkü eğitimi de iple çekiyorum.

Nilüfer Devecigil’e, Psikoloji İstanbul’dan Filiz ve Özge’ye, Zeynep İşman’a, anında çeviri ustası Halil’e ve elbette üstat Stan Tatkin’e teşekkürle…

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Birsen karaca kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Sendogan Yazici kullanıcısının profil fotoğrafı
  • dilarapkmz kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi