Anne-Baba

Anne-Babalara Nasihatlar

anne-baba olmak

ÇOCUKLUK DÖNEMİ KARARLARI

Çocuklar, doğdukları andan itibaren bir mesaj bombardımanına maruz kalırlar. Anne-baba başta olmak üzere yaşamlarında yer alan kişilerden gelen sözel olan ve olmayan mesajlar doğrultusunda çocuklar bazı değerlendirmeler yapar ve bazı kararlar alır.

Büyüme!

Bazı anne-babalar çocuklarının büyümelerini engellerler. Çocuklarına onların tek başlarına “yetersiz”, “güçsüz”, “beceriksiz” oldukları mesajını vererek ve onların bağımsızlık yönündeki hareketlerini baltalayarak onların kendine güvenmeyen, kendi ayakları üzerinde duramayan kişiler olmalarına yol açarlar. Bu çocuklar çocukken “büyümeme” kararı alır ve tüm bir yaşamı kendi iki ayağı üzerinde yürüyemeyen, başkalarına bağımlı küçük bir çocuk olarak yaşarlar.

Çocuk Olma!

Bazı anne-babalar çocuk gibi hareket ederek çocuklarını bir büyük gibi davranmak zorunda bırakırlar. Bu çocuklar “çocuk olmamalıyım” kararına varırlar. Daha küçük bir çocukken bir büyük gibi davranmaya, sorumluluklar almaya başlarlar.

Önemli Olma!

Türkiye’deki geleneksel aile yapısı düşünülecek olursa, çocuğun aile içinde pek bir önemi yoktur. Evde üzülmemesi, desteklenmesi, kızdırılmaması, sevindirilmesi, vs. gereken anne-babadır. Böyle bir durumda çocuk anne-babasından aldığı mesajlar doğrultusunda doğal olarak “Ben önemli değilim…” kararına varır.

Yakın Olma!

Şayet bir çocuk anne-babasına yaklaştığında bir karşılık göremiyor hatta inciniyorsa, bir süre sonra bu acı verici girişimlerinden vazgeçer ve kendi kendine “yakın olmayı” yasaklar. Yetişkinlik yaşamında, özellikle sevgi alışverişinde bulunacağı yakın ilişkilerinde, bir başka insana yakınlaşmakta, yakınlık duygularını göstermekte sıkıntı ve sorun yaşar.

Bir Yere Varma!

Anne-babasından bir nedenle “Bir yere varma!” mesajnı alan çocuk, bir yere varmamaya karar verir ve bu yasaklama doğrultusunda hareket ederek, çeşitli şekillerde, çeşitli davranışlar sergileyerek, başarılı olmayı, bir yere varmayı farkında olmadan sabote eder.

Düşünme!

Çocuğun düşüncelerini ifade etmesine izin verilmediğinde, ya da ortaya attığı fikir ve düşünceler anne-babası tarafından aşağılandığında, çocukta “Düşünme!” yasaklamasına yol açar. Çocukken bu yasaklamaya maruz kalmış olan çocuklar, ilerideki yetişkinlik yaşamlarını “düşünmeyen”, “akıllarını kullanmayan” kişiler olurlar.

Ait Olma!

“Ait Olma!” yasaklamasının kökünde çocuğun küçükken diğer çocuklardan bir şekilde ayrılması vardır. Anne-babanın farkında olmadan çocuklarına verdikleri mesaj “Sen onlardan biri değilsin!”dir. Çocukken bu yasaklamaya maruz kalmış kişiler yetişkinlik hayatında bir gruba dahil olmakta, ya da bir gruba ait olmakta zorluk yaşarlar.

SÜRÜCÜLER

Sürücüler çocukken OK olmak için benimsemiş olduğumuz davranış örüntüleridir.

Mükemmel Ol!

“Mükemmel Ol!” sürücüsünün etkisindeki bir insan mükemmel olmaya çalışır. Bu kişiler mükemmel olmazlarsa, “OK” olmadıklarına inanırlar. Ne kendilerinin ne de başkalarının hata yapmalarını kabul edemezler. Bir şeyden memnun kalmaları için onun mükemmel olması gerekir. Titiz ve detaycıdırlar.

GÜÇLÜ OL!

“Güçlü Ol!” sürücüsünün etkisindeki kişiler, duygularını içlerinde tutan, soğukkanlı, bunalım ve krizlerde ayakta duran kişilerdir. Onlara göre duygular zayıflıktır. Zayıflıklarını saklar ve çok aldatıcı olabilirler. Her şeyi sırtlanır, kendi istek ve ihtiyaçlarını dile getirmezler.

Anne-babalık yaparken otoriteyi çoğu zaman “Eleştiren Ebeveyn’den” kurarız. Oysa bu yanlış bir stratejidir. Eleştiren Ebeveyn karşıdaki insana “Sen OK Değilsin!” mesajı verir. Bu ise karşımızdaki insanı çoğu zaman pasif agresif bir şekilde davranmaya iter.

ANNE-BABALARA NASİHATLAR:

* Çocuklarımıza anne-babalık yaparken Bakım Veren Ebeveyn, Yetişkin ve Doğal Çocuk yanlarımızla hareket etmeliyiz. Bakım Veren Ebeveyn yanımızla çocuklarımıza destek olmalı, yakın ve şefkatli bir şekilde onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmeliyiz. Doğal Çocuk yanımızla, bazen “çocuk olup”, onlarla gülmeli, eğlenmeli, onlara yaşama sevinci vermeliyiz… Ama bunlardan hangisini, ne zaman ne kadar yapabileceğimize karar verebilmek için “yönetici” konumunda Yetişkin egodurumu olmalıdır.

* Bir çok anne-baba çocuklarına “Çocuk” yanıyla anne-babalık etmekte. Çocunuza hayatı öğretirken ya da sınırlar çizerken, evet ya da hayır derken, şunu yap bunu yapama diye yol gösterirken en kritik olan şey tüm bunları hangi ego-durumundan yaptığınız olacaktır. Bir anne-baba akıllı ve olgun yanıyla da (Yetişkin) sınır çizebilir, Çocuk yanıyla da! İkisi birbirinden çok farklı olacaktır. Çocuk yanınızla hareket ettiğinizde “özgür bir çocuk” yaratayım derken “sınır bilmeyen bir çocuk” yaratabilirsiniz… Bir anne-baba Yetişkin yanıyla da çocuğunun gelişimine destek olabilir, Çocuk yanıyla da! Çocuk yanınızla hareket ettiğinizde çocuğunuzu bir kurstan diğerine sürükler, çocuğumu “geliştireceğim” derken her türlü etkinlikten bıkmış bir çocuk yaratabilirsiniz.

* Yetişkin ego-durumu ile çocuklarımızı izlemeli, nasıl bir yolda ilerlediklerini görmeliyiz. Bunun için çocuklarımıza yakın olmamız gerekir. Yakınlık sadece onlarla oyun oynamak ya da birlikte alışveriş merkezine gitmek değildir. Yakınlık onların kafalarının içinde neler olup bittiğini de bilmeyi içerir. Çoğu zaman çocuklarımızın duygu ve düşüncelerinde haberimiz yoktur. Sadece ters gittiğini düşündüğümüz durumlarda ilgilenmeye başlar, ters giden duruma müdahale etmeye kalkarız. Oysa, ilk yapacağımız şey bu tersliğin nedenin bulmaktır. Bunun için onların iç dünyasında da nelerin olup bittiğinden az ya da çok haberdar olmamız gerekir. Yakınlık bunun için önemlidir.

* Çocuklarınıza anne-babalık ederken unutmamamız gereken bir diğer önemli konu da çocuğun davranışı ile çocuğu ayırmaktır. Çocuklarımıza kızdığımızda hepimiz onlara bir takım sözler söyleriz: “Dikkat et biraz… Görmüyor musun…” vs. vs. Alt mesaj şudur: Sen OK değilsin… Çocuğumuza verebileceğimiz en kötü mesaj budur: Sen OK değilsin! Oysa anlayışımız şöyle olmalıdır: Sen OK’sin… Ama bu davranışın OK değil…

 

 

Irmak Okulları tarafından düzenlenen Doç.Dr.Azmi Varan tarafından gerçekleştirilen “Prensler, Prensesler ve Kurbağalar ile Anne-Babalığın Farkında Olmadığımız Yanları” isimli seminerlerin notlarıdır. Bu kıymetli bilgiler için Doç Dr.Azmi Varan’a ve Irmak Okulları’na teşekkürlerimizle…

www.triadan.com 

www.azmivaran.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Editör profil resmi
  • periayda profil resmi
  • Sendogan Yazici profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi