Yaşam

Anneliğin bir başka yönü


Daha altı haftalık hamileyken, bebeğim minicikken burnunun, ağzının, kulaklarının oluştuğunu, kalbinin benimkinden iki kat daha hızlı attığını biliyordum…

Altı haftalıkken uzun süre uykusuz kalacağını biliyordum, müzikle duyusal gelişimine destek olurum diye düşünüyordum.

Altı aylıkken yatakta döneceğini, ek gıdaya geçebileceğimi, evde özel korumalar hazırlamam gerektiğini biliyordum.

Ancak hiç kimse bana 6 yaşında okulda akran zorbalığına uğrayacağını, bir arkadaşının onu çok üzeceğini, daha bu yaşta bir çocuğun kendi varlığını, değerini, bilgisini sorgulayabileceğini söylememişti. Bilmiyordum.

Eşimle çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde kollarımızda bizim küçük bir versiyonumuzu tutacağımızı hayal ediyorduk. Uykusuz geceleri de biliyorduk, kirli bezleri de, oyuncak dolu odaları da… Hamile kaldığımda bebek isimleri düşünmeye başladık, an ve an fotoğraf çekiyorduk. Karnımda tekmelerini sayıyordum, bu tekmeleyen ayaklar minik bir kıza mı yoksa minik bir oğlana mı ait, merak ediyordum.

Oğlumuz doğduğu gün, en zor karar isim seçmek oldu. Kendimizi onu mutlu etmeye hazır hissediyorduk. Sağlıklı ve güvende tutacağımıza da. Hemşire bana o gün “Tek yapman gereken bebeğini çok sevmek ve beslemek. Şu an ihtiyacı olan başka bir şey yok” demişti. Ben de öyle yaptım zaten.

İlk haftalar, aylar, yıllar hızlı ve çabuk geçti. Geceleri yatağıma uzandığımda doğruyu olanı yaptığımı hissediyordum. İçgüdülerimi dinledim, anne olan arkadaşlarıma sordum, arada bir Google’dan yardım da aldım. Organik süt içirdik, ilk bir yaşa kadar yasak olan hiçbir şeyi yedirmedik. Ona hikayeler okuduk.

Ama bugünlerde her şey daha karmaşık. Gece yattığımda bana arkadaşlarının onunla alay ettiğini ya da kimse onunla oynamak istemediği için bankta tek başına oturduğunu söylediğinde, doğru cevabı verip vermediğimi sorguluyorum.

Doğru okulu mu seçtik, doğru semtte mi yaşıyoruz? Neden benim oğlum diğer çocukların hedefi oldu… Yapamayacağım şeyler düşünürken buluyorum kendimi.

Hiçbir ebeveyn kitabında “çocuğun yara alırsa sen daha çok yaralanırsın” yazmıyor. Onun üzüntüsünü hafifletmek için her şeyi yapacağın, her şeyi göze alacağın yazmıyor. Ama işte bazen de yapamıyorsun.

Bazen onu, kötülüklerden koruyacak bir balonun içine koymak istiyorum. Kimsenin ona zorbalık yapamayacağı bir alan. Büyüdüğünde, lisede gittiği her yerden ben alıp eve getirmek istiyorum güvende olması için. Kimse onunla oynamadığı için tek başına oturduğu o banka gitmek, orada oturup beklemek istiyorum oynayacak birine ihtiyacı olursa diye.

Ama onu korumak için yapabileceğim en iyi şeyin onu olumsuz olaylardan korumak değil, tam tersi onu her türlü zorluğa hazırlamak olduğunu biliyorum. Akıllı ve cesur olduğunu, kendisiyle gurur duyduğumu bilmesini istiyorum.

Ne isterdim biliyor musunuz? Birinin bana büyüdükçe, emniyet kemerini kendi takabiliyor ya da dişlerini kendi fırçalayabiliyor diye her şeyin  kolaylaşmadığını söylemesini…

Zorluklar değişiyor, cevaplar belirsizleşiyor. Siyah ve beyazın arasındaki gri alan büyüyor. İleride, çocuklarımın o gün nerede olduklarını bilmediğim, bir yere gitmek için benim imzama ihtiyaç duymadıkları günleri düşünemiyorum.

Şunun da farkındayım. Çocuğumu ne kadar rahat yetiştirirsem o kadar iyi olacak. Bağımsızlık, özgür bırakmakla oluyor.

Bazen gece yatağımda uyumaya çalışırken oğlum yanıma geldiğinde kendi odasına gitmesi gerektiğini söylüyorum. Bazen de sımsıcak vücuduna sarılıp uyuyorum…
Yazı ve görsel http://www.huffingtonpost.com/entry/what-no-one-ever-told-me-about-parenthood_us_59935a15e4b0afd94eb3f591?utm_hp_ref=motherhood adresinden alınmıştır.

 




Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Aysun Karakaya profil resmi
  • B.bade atar profil resmi
  • Elif Bozkurt profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi

Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...