Yaşam

Bağımlı Değil Bağlı Bebek

 

Ebeveyn olmak insan egosunu öyle farklı bir yerinden okşuyor ve buna bağlı olarak davranış modelini etkiliyor ki aslında en çok hata yapmaya açık rol sanırım o yüzden annelik babalık oluyor. Yeni doğanın doğumdan itibaren olan acizliği ve anne babaya olan ihtiyacı sonu gelmez bir rutine dönüşüyor aslında. Bebek biraz büyüyüp kendi isteklerini işaret dili, yarım kelimeler ile ifade etmeye başlaması ve size karşı gösterdiği ilgi ise bu zorlu süreci güzel ve keyifli kılıyor. İşte bu noktada öyle bir an geliyor ki bebeğin hayatta kalmak için bizlere olan bağlılığı yine biz anneler babalar tarafından bağımlılığa dönüştürülüyor.

Özellikle annelerin çocuklarından gördüğü ilgiyi ‘bensiz yapamaz’ duygusu ile yaşaması kaçınılmaz bir durum. Hatta bu başta eğlenceli geliyor. Mesela babasından anneyi kıskanan bir bebek ya da başkasının kucağındayken illa annesini isteyen çocuğu gülümseyerek izliyoruz. Bunun yanında anne ya da babasız uyumamasını, yemek yememesini ya da mutlu gözükmemesini çocuğun aileye olan yüksek bağlılığına dayandırıyoruz. İşte bu noktada anne ve babaya çok ciddi ve üstünde düşünülmesi gereken bir rol düşüyor. Bebeğinizin size karşı olan bağlılığını bağımlılığa dönüştürmemek. Özellikle yaş ilerledikçe bebeğin sosyalleşmesi, tek başına bir şeyleri yapma yeteneği bu verilen aşırı bağımlılık duygusu yüzünden zarar görüyor. Okula gitmek istemeyen, kendi yemek yiyemediğine inanan ya da kendi başına baş edebileceği en ufak bir olayda anneye ya da babaya ağlayarak koşan çocuklar görüyoruz. Özellikle çalışmayan annelerin bebekleri ile bu bağımlılık derecesine gelen ilişkileri daha çok kurduğunu görüyoruz.

Şimdi burada oluşabilecek bir yanlış anlamayı engellemek adına bir parantez açmak durumundayım. Ben burada bebekleri yalnız bırakın, ağlarsa bakmayın, annelik babalık ilginizi göstermeyin, ilgilenmeyin gibi bir şey demiyorum. Sadece onların birey olarak yetişmeye ve yeterliliklerini keşfetmelerine izin verin. Beş altı yaşına kadar sizden bir an ayrılmamış ya da bir yere gittiğiniz zaman geri döneceğinizi öğrenmemiş bir çocuğun bir günde yaşıtları ile dolu bir sınıfta tek başına kalabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Ya da yemeğini döke saça bile olsa kendi kendine yiyebileceğini öğrenen ve mutlaka annesinin onun ağzına bir şeyleri vermesine muhtaç olmadığını öğrenen bir çocuğun sizden ayrı ortamlarda yemek yememezlik yapmayacağını bilmek güzel değil mi?

Anlamamız gereken şey ebeveyn olarak bizim egomuz için oluşturacağımız davranış modelleri ileride uğraşmak zorunda kalacağımız daha büyük sorunlara yol açabiliyor. İşte bu yüzden ailesine bağlı ama asla bağımlı olmayan çocuklar yetiştirmek sanırım ebeveynlik rolünde ilk sırada yer almalı. Birey yetiştirmek başlı başına zorlu bir süreç ama verdiği keyif bir o kadar fazla. Sadece bu keyfi yaşarken doğru adımlar attığından emin olmak elbet tek isteğimiz.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Tanna kullanıcısının profil fotoğrafı
  • hombwedlebure kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Georgebus kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi