Yaşam

Bana Ne Kalkanı

 

 

Kendinizi sürekli bir konuya dair bir şeyler düşünürken buluyor musunuz? Ya da bu düşündüğünüz ya da enerjinizi harcadığınız konuların ne kadarı sizinle ilgili?
Bazen yaşadığınız coğrafyada olan bir olay, siyasi bir durum, hiç tanımadığımız ve gerçekten hayatımızda fiziki olarak yer tutmayan insanlara dair bilgiler, haberler. Bunun gibi onlarca bilgi geçiyor her gün önümüzden. Sürekli bir konuda farkında olmamız isteniyor. Birileri ses çıkar, çıkarmazsan öylesin böylesin diye etiketler sunup gizli bir baskı uyguluyor.

Ailemizin yazılı olmayan beklentileri oluyor. Hani yapmaya başladığınız için artık sizin göreviniz haline gelen şeyler. Mesela sizin dışınızda kaç kişi daha kahvaltı yaparken akşam ne yiyeceğiz diye düşünüyor? Ya da kendinize ayırmış gibi gözüken kahve saatinizde kaçımız sadece kendimizi düşünüyoruz? Gerçek özgürlük aslında biraz “bana ne” diyebilme sıklığında yatıyor. Gün içinde ne kadar bu düşünceyi gerçekten uygulaya bilirsiniz?

Sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz her şey için bana ne kartınızı kullanın. Çünkü siz o kartı kullanmadıkça birileri sizin halletiğiniz, önceden düşünüp planladığınız anlar için bu kartı çıkartıyor.
Bu sizi sorumsuz, ilgisiz, disiplinsiz yapmaz. Burada bahsedilen şey aslında tam olarak ne ile ilgileneceğiniz iyi seçmeniz. Her şeye duyarlı olmak zorunda değilsiniz ya da hayatınızı tepkisel yaşamak zorunda değilsiniz.

Kendi sırtınıza koyduğunuz yüklerin farkında varıp hangi aşamada kamburlaştığınızı görün ve o noktada yükü bırakın. Belki aile hayatınızda değişmez gördüğünüz ve hissettiğiniz sorumluluklarınız var. Hatta sadece siz yaparsanız belki içiniz rahat edecek. O zaman bunlardan değil bunları ağırlaştıran diğer düşüncelerden uzaklaşmayı deneyin.
Çoğumuz sosyal medya kullanıyoruz. Zaten bu yazıyı okuyorsanız büyük ihtimal birden çok sosyal ağa üyesiniz. Şimdi düşünün gün içinde önünüze düşen kaç bilgi, haber, olay gerçekten hayatınızdaki bir dakikadan daha kıymetli? Bazı durumlarda bilgiyi aldığımız an unutmayı ve internetin sonsuz boşluğuna yollamayı öğrenmemiz gerekiyor. Büyük kitleleri etkileyecek bir etki alanınız olmadığını düşünüyor ya da bilgiyi alıp onu değiştirmenin sizin elinizde olmadığına eminseniz siz kendinizi kurtarın.

Kendinizi iyide tutun, iyiyi fiziksel olarak hayatınızda olanlara yayın. Bazı durumlarda sadece kötüde kalmaya devam ettikçe inanın algımız buraya takılı kalıyor. Ve artık her şeyde önce kötüyü görmeye başlıyoruz.
“Bana ne” sizin kalkanınız. Bu kalkanı kullanın. Onun gücüne inanın. Ve aslında onu doğru kullanmaya başlayınca göreceksiniz ki değişmek, değiştirmek için daha fazla enerjiniz olacak.

 

görsel; www.pinterest.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • UrsulaDable kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Editör Özge Doğan kullanıcısının profil fotoğrafı
  • seoborttt kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi