Yaşam

Bir Bez Bırakma Süreci

 

Yaz mevsiminin gelmesi ile beraber birçok annenin gündeminde ‘bezi bırakma’ konusu var. Özellikle 2-2,5 yaşından itibaren sanki kurulmuş saat gibi bebeklerin bezi bırakmasını, tuvalet alışkanlığını kazanmış olmasını bir gereklilik olarak görüyoruz. Bu inanış hem çocuk üzerinde hem de anne üzerinde bir baskı oluşturup yanlış uygulamalara ya da zamansız bir sürece girmemize neden olabiliyor. Çocuğu 3,5 yaşında bezi bırakmış bir anne olarak sizinle bu deneyimimi paylaşmak istiyorum.

Kızım anaokuluna 2,5 yaşında başladı. Başladığında tüm sınıf arkadaşları bezliydi neredeyse. Zaman ilerledikçe tek tek sınıfındaki çocuklar bezi bırakmaya başladı. Bir şekilde veli grupları vs aracılığı ile bu bilgiler geliyordu. Ben kendimi çok rahat bir anne olarak tanımlarken bir anda bu konu çok gündem olmaya başlayınca üstümde bir mahalle baskısı hissetmeye başladım. Sanki tüm dünyadaki çocuklar bezi bırakmıştı sadece benimki kullanıyordu. Kızıma hiçbir şey çaktırmasam bile ister istemez arada yokluyordum ama bırakın konu üstünde konuşmayı benimle beraber tuvalette bile durmuyordu.

Daha sonra ailedeki büyükler yavaş yavaş konuşmaya başladı. Ben bu konu açıldıkça sinirlenmeye ve daha çok baskı altında hissetmeye başladım. Sonra kızım 3 yaşını doldurduğunda aynı dönemde yaz aylarının da gelmiş olması ile beraber sanki bir günde bu iş çözülürmüş gibi ‘bezi bırakıyoruz’ dedim. Ve bir diğer hata olarak bunu kendi evimizde değil ailemin yazlığında uygulama kararı aldım. Çocuğu hem alışık olduğu bir ev düzeninde ayırmıştım hem de birden bire altından bezi çıkarıp artık tuvalete oturmasını beklemiştim. Onun hazır olduğunu sadece yaşı geldiği için düşünmüştüm. Şimdi o günleri düşündükçe kendime bir kez daha sinirleniyorum. Okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz pedagoglar bir anda ortadan kayboluyor sadece doğru olduğuna inandığımız şey gerçek gibi geliyor resmen. Birinci gün itibari ile kızımda çok büyük ağlama atakları oldu. Klozete, alıştırma tuvaletine oturmamak için çığlık çığlığa ağlıyordu. Tabi o ağladıkça ben de ağlıyordum. Evde benim yüzümden birden bire dramatik bir ortam oluştu. Altına kaçırdıkça  o kendine sinirleniyordu. Ben ne kadar anlayışlı yaklaşsam bile kendine kızıyordu resmen. 2. Günün sonunda ben pes etmek üzereyken çevreden bu sefer ‘eğer buradan döner ve bezi takarsan bir daha zor bırakır’ sesleri yükseldi. İster istemez etkileniyorsunuz. Sürekli anneliğimi bile sorgulamaya başladım. Ben yeterli değilim, yanlış yapıyorum gibi cümleler. 3. Günün sabahında o günlerin en büyük sinir krizi ile karşılaştım. Öyle bir ağladı ve kendini sağa sola attı ki ne yapacağımı şaşırdım. O noktada aklıma sadece okul psikologu geldi. Hemen telefonla aradım. Artık nasıl bir ses tonu ile konuştuysam psikolog kızıma bir şey olduğunu düşünmüş.

Bana sakince neden kendimi böyle bir inanışa kaptırdığımı, her çocuğun bu tarz konulardaki bağımlılıklarının farklı olduğunu, her çocuğun kendi sürecini yazdığını söyledi. Gidip kızınızın bezini takın ve harika bir yaz tatili geçirin okul zamanı başladığında bunu beraber çalışarak aşalım dedi. Kurduğu üç cümlede resmen hayatım değişti. Kafamdaki ‘yazın bırakmalı’ inanışı yok olmuştu.

Bu noktadan itibaren tam 4 ay boyunca bir kere bile bezi bırakmakla ilgili konuşmadım. Yanında konuşulmasına, bana bile bir şey söylenmesine izin vermedim. Okul başladıktan sadece 1 ay sonra kızım bana gelip ‘anne arkadaşlarım hep tuvalete gidiyor ben gitmiyorum’ dedi. O aşamada bile bunun onun tercihi olduğunu, ne zaman isterse tuvalete gitmeye başlayabileceğini söyledim. Ve ilk bezini okulda kendi kendine attı. Sabah bezli olarak okula bıraktım ve akşam üstü aldığımda bez yoktu. Öğretmeninden çıkarmasını rica etmişti. Bu süreçten sonra evde ilk kakasını yaparken biraz zorlandı, çekindi. Ve o kadar. Sihirli değnek dokunmuş gibi kendi kendine sadece 24 saatte bezsiz yaşamaya alıştı.

Çocuklar kendi dengelerini ve isteklerini özgür bırakıldıklarında aynı zamanda doğru iletişim sağlandığı zaman gerçekleştiriyorlar. Bunu bez konusu ile beraber deneyimleyerek öğrendik. Bu kızımla olan iletişimim kurmakta bana harika bir deneyim oldu. Onu gerçekten dinlemeyi ve onun hızında hareket etmeyi öğrendim. Lütfen hem kendinize hem de çocuklarınıza yaş, zaman kısıtlamaları koymayın. Hiçbir deneyimi erken ya da geç olarak tanımlamayın. Gerçekleştiği zaman zaten zamanında gerçekleşmiş oluyor. Baskılardan ve öğrenilmiş yanlışlardan arınmış bir ilişki çocuğun en çok ihtiyacı olan şey.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • CliffBeaky kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Doctorsic kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Нету kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi