Yaşam

Bize Yapıldı Biz de Çocuklarımıza Yapıyoruz

 

Bize yapıldı biz de çocuklarımıza yapıyoruz. Bu cümleyi okuduğunuzda aklınıza en az bir tane anne ya da babanızdan kopyaladığınız bir davranışı çocuklarınıza yaptığınızı düşündünüz mü? İstediğimiz kadar güncel kalmaya, çağın davranış modellerine uymaya çalışalım bir noktada hepimiz en az bir konuda bize yapılmış bir davranışı kopyalıyoruz.

Hayatımızın birçok alanında bu başımıza gelebilir ama özellikle anne-baba rolümüzde bunu yapmaya daha yatkınız. Uyutma şekilleri, beslenme tarzı, hava durumuna göre çocuğun nasıl giydirileceğine karar verme, bezi bırakma süreci gibi aklınıza gelen tüm aşamalarda mutlaka içimizden eski yaklaşımları uygulama dürtüsü geliyor. Peki bu yanlış mı? Hayır, bence kesinlikle yanlış değil. Her ne kadar bugün bilgiye ulaşmak, işin uzmanlarına danışmak eskiye göre daha kolay olsa da bir çocuku sadece okunan kitaplar değil kocaman bir aile ve deneyimler büyütüyor. Kızım doğduğu günün ertesi günü hastane tarafından yenidoğan hemşiresi bize eğitim vermesi için  gönderildi. Kızım hemşirenin omzunda bir o yana bir bu yana alınıyor, biz daha elimizde tutmaya korkarken hemşire bir hamur gibi kızımı döndürüyordu. Eğitim sırasında benim ve eşimin annesi de odadaydı. Hemşire konuştukça ikisinde de bir kıvranma, göz devirme, kafayı çevirme gibi hareketler başladı. O ana dışarıdan baksanız bugün benim çok güldüğüm gibi siz de gülerdiniz inanın. Hemşire son olarak ‘bebeği çok fazla giydirmeyin, siz ne giyiyorsanız onun sadece bir tık üstünde bir şey olabilir ama sakın kıyafetler içinde boğmayın’ dedi ve çıktı. Kapının kapanması ile bir uğultu başladı odada. Daha anne karnından çıkalı 24 saat olmuş, bahar rüzgarı çarparmış, nasıl giyinmezmiş, ne demek emzik kullanmasa olur, anne sütü yetmezse aç kalırsa vs vs. O an gerçekten bir dakika için artık ortamda değildim. Odaya sanki bedenim dışından bakıyordum öyle bir his siz düşünün. Ve dedim ki ‘ya şu anda bu işe net bir çözüm bulacaksın ya da bu çocuk üniversiteye kadar bunları dinleyeceksin’

İşte o noktada sadece ama sadece içgüdülerime güvenmeyi seçtim. 9 ay boyunca bu bebeği yaşama hazırlayan bedenim ve ruhum bana doğruyu söyleyecekti. Gögüslerim süt doldukça emzirdim, hislerim üşüdüğünü düşündürttüğünde üstünü örttüm, terlediğine inandığımda açtım, emziği üç kere atınca gözlerine baktım ve bunu istiyor musun sen dedim. Yaptığı hareketi hayır olarak hissettim ve bir daha vermedim. Bunun gibi onlarca duruma karşı uzmanlardan aldığım görüş, büyüklerden aldığım deneyimlerden hangisi hislerime daha doğru geldiyse onu yaptım. Elbette arada terazi şaştı. Neredeyse her günün bir anı yetersiz hissettiğim oldu ama bunun tüm zamana yayılmasına izin vermedim. Bugün artık yeme, içme, tuvalet vb sorunlardan daha farklı gelişim aşamaları ile ilgilenirken bu davranışımı tekrar hatırlama ihtiyacı hissettim. Şimdiki şansım karşımdaki bireyin artık kendini ifade edebiliyor oluşu. Onun adına almamız gereken her kararda mutlaka ama mutlaka ona sormayı, üstüne düşünmesini sağlamayı önemsiyorum. Bu bir hafta sonu planı da olabilir, ilkokul seçimi de.

Yenidoğan bakımında önce sizin hisleriniz ama zaman ilerledikçe çocuğunuzun kendini ifade ettiği açıdan bakmak ve dengeyi bu şekilde sağlamak bir yol. Ama o taşa basılmayacak, o terlik giyilecek o kadar!

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • CharlesLed kullanıcısının profil fotoğrafı
  • IrinaGrilm kullanıcısının profil fotoğrafı
  • ArthurSwers kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi