Yaşam

Çocuklar Duyguları Keşfetmeli

 

Çocukluk travmaları üzerine onlarca makale okuyoruz. İleri dönemde yaşayabileceği tüm zorluklara bir zemin oluşturmaması adına hepimiz çocuklarımızın psikolojisini korumak için çaba gösteriyoruz. Yetişkin bireyler olarak çocukluk döneminde yaşanmış olan bazı anıların ya da aile, toplum tarafından bizlere yüklenen öğretilerin savaşlarını da kendi içimizde veriyoruz.

 

Peki çocukluk travmasından onları korumak ile sürekli pozitifi bir tablo çizmenin farklarını biliyor muyuz? Bir çocuğu onlarca duygu içinden sadece “mutluluk” ile tanıştırmak ve bizim kontrolümüzden çıkacağı sosyal yaşamı içinde karşılaşacağı diğer durumlara karşı onu hazırlıksız bırakmak ne kadar doğru?

 

Bu şekilde anlatınca “çocuklar travma yaşamalı” gibi bir tez sunduğum düşünmesin ama travma ile duyguları tanımlama, öğrenme karıştırılmamalı.

 

Neredeyse hepimiz ağlamaları, üzüntüleri baskılanan bir yapıda büyüdük. Çocuğu kısa yoldan susturmak için asıl duygusunu başka duygularla kapatıyoruz. Masaya bacağını vurup ağladığında masaya vurarak “sen dikkatli olmadığın için değil masa orada durduğu için hatalı” diyoruz. Ya da bir sinir atağı geçirdiğinde sevdiği bir yemeği eline vererek, televizyon açıp dikkatini dağıtarak onları yatıştırıyoruz. Bizler böyle büyüdük. Doğrusunu bu sanıyoruz. Oysa yaşadığı duyguyu tanımasına, tanımlamasına izin vermek, sinirini ve ağlamasını yatıştırarak değil empati yaparak dinmesini sağlamak artık çok daha iyi bir yol. Sadece mutluluk ile büyüyen çocuklar benim inancıma göre travmalar ile büyüyen çocuklar kadar hayatın içinde risk altındalar. Sadece kazanmaya alıştırılan, üzüntülü anlarında kendilerini değil üzüntüye neden olan olguyu suçlayan çocukların yetişkin dönemlerinde yaşayacakları zorluklar ve aynı zamanda yaşatacakları zorluklar göz ardı edilmemeli.

 

Çocuklar tüm duygularla tanışsın diye onlara kurgusal fırsatlar yaratalım demiyorum. Zaten okul çağından itibaren arkadaşları, öğretmenleri, sosyal hayatları içinde birçok farklı durum ile karşı karşıya gelecekler. Bu durumlarda onun kendini anlatmasına, duyguyu tanımlasına ve bununla başa çıkma yollarını öğrenmeye ihtiyacı var. Anne ve baba olmak bu durumlarda iyi bir koçluk gerektiriyor. O deneyimin travmaya dönüşmeden bir duygu olarak kalması biraz da bizim iletişimimizin doğruluğu ile oluyor.

Ebeveynlik çocukların yürüdüğü yolu önlerinden süpürerek gitmek değil. Onun kendi yolunu yürürken yanında olabilmek.

 

görsel:

https://tr.pinterest.com/pin/217439488236570996/

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • CliffBeaky kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Doctorsic kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Нету kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi