Yaşam

Daha az eşya!

Daha az eşya!
1 oy / (ortalama) 5

minimalist oda

 

Zorlanıyordum. Her şeye yetişemeyen tek anne benim, anneliğinden tat alamayan tek benmişim gibi hissediyordum. Yanımda yığınla çamaşır ve ütüyle oturuyordum. Çocuklar küçüktü. Sadece ev temizliyor, topluyordum.

Günlerim nasıl geçiyor diye bir düşündüm. Bulaşıklar, dağ gibi biriken ütü, sürekli bir oyuncak ve kitap toplama hali, kıyafetler, kalemler, etkinlik eşyaları, su şişeleri… Ev toplamaktan çocuklarımla zaman geçiremiyordum.

Doğumdan sonra evde oturmayı ben tercih etmiştim, doğruydu ama keyif alamıyordum. Çünkü onlarla kaliteli zaman geçiremiyordum. Oysa onlarla oynadığımda, ev işinin bir kenara bıraktığımda iyiydim. Ancak yapamıyordum. Peki sorun neydi? Sanki bütün gününü ders çalışarak geçiren ama bir türlü istediği notu alamayan öğrenci gibi hissediyordum kendimi. Titiz de sayılmam, hatta tam tersi olabilirim. Her gün bir savaşla geçiyordu, uyanmak istemiyordum sabahları.

Arkadaşlarıma, başka annelere sordum ev ve çocukları nasıl idare ettiklerini. Bana “İşte buna annelik diyorlar, başaracaksın” diyorlardı. Fakat olay şuydu, ben bu yaptıklarımdan keyif almak istiyordum.

Zor bir günün ardından, nasıl da “istemediğim bir anne” olduğumu gördüm. Evet ertesi gün yeni bir başlangıç olacaktı ve ben her gün böyle söylüyordum. İstediğim bu değildi ki!

Oturdum düşündüm. Bu çıkmaza, depresyon hissine son vermeliydim. Beni bu duygular yönetemezdi.

Oyun odasına gittim. İçi dolu olan onlarca oyuncak sepeti vardı. Oyuncaklar sadece sepetlerde değil, yerdelerdi de… Her yerde kutular, kalemler… Çocuklara da “oynayın” dediğimde 10 dakikadan fazla durmuyorlardı burada. Tek tek tüm oyuncaklara baktım. Kullanmadıklarını attım. Bazıları tek kalmıştı, parçaları yoktu. İşim bittiğinde odaya bir baktım, sadece hayal güçlerini geliştiren eğitici oyuncaklar, kitaplar, birkaç kostüm kalmıştı. Benim ayıklamak için aldığım kutu dopdoluydu. Öyle hafif hissettim ki o an kendimi!

Ertesi gün, kahvaltının ardından oyun odalarına gittiler yine. Tepkilerini çok merak ediyordum. Bana o evden gönderdiklerimi soracaklar mıydı? Odaya girdiler, dolaştılar “Hey, burayı toplaman harika olmuş anne. İşte trenim oradaymış” dediler ve oynamaya başladılar. Sevdikleri oyuncakları buldular.

Şok olmuştum. Odadan çıktım, kendime bir kahve yaptım ve koltuğa oturdum. Benim sürprizime karşılık onlar da odada tam 3 saat oynadılar. Üç saat!  Hem de sadece o gün değil. Sonraki günlerde de hep o odada durmak istiyorlardı. Oyun kuruyor, yaratıcı etkinlikler yapıyorlardı.

Benim de evde yaptığım iş neredeyse yarı yarıya azalmıştı. Çocuklarla oynayabiliyordum, o üzerimdeki ağırlık kalkmıştı. Artık “yapamıyorum” diye düşünmüyordum.

Bugün, yani neredeyse dört yıl sonra, dördüncü çocuğumuz doğdu. Hayallerimizi gerçekleştirmek için her fırsata başka şehirlere gidiyoruz. Eşyalara bağımlı değiliz. Başka kadınlara yardım ediyorum, sevdiğim şeyleri yapıyorum. Çocuklarımın hayal güçleri daha geniş. Evde o kadar az oyuncak var ki! Dışarıda zaman geçirmeyi seviyorlar, hikayeler yazıp oyun kuruyorlar. Sanki 1970’lerin çocukluğunu onlara hediye etmiş gibi hissediyorum.

California Üniversitesinde’ (UCLA) yapılan bir araştırma bir evde ne kadar çok eşya varsa kadınların stres hormonlarının o kadar arttığını gösteriyormuş.Yine aynı araştırmaya göre evini seven, evinde mutlu olan kadınların aile ilişkileri de aynı oranda iyiymiş. Evde ne kadar kaos varsa kadın da o derece mutsuz oluyormuş. İşte bana olan da buydu.  Bence annelerin herkesten daha fazla minimalist olmaya ihtiyacı var! Bu, yani daha az eşya ne demek? Daha az ev işi, kendine ya da çocuklarına ayrılacak daha çok zaman, özgürlük, mutlu insan demek. Bana inanın. Geçekten çok işe yarıyor.

 

 

 

 

Yazı https://www.mother.ly/life/how-getting-rid-of-stuff-saved-my-motherhood, fotoğraf http://www.architectureartdesigns.com adresinden alınmıştır. 




Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

trendyol

Yalnız değilsiniz

  • Hakan Altıok profil resmi
  • periayda profil resmi
  • Editör profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi

Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...