Yaşam

Durup Düşünme Zamanı

 

 

Zaman tanımlanamaz şekilde hızlı akıyor. Öyle bir hız ki anda kalıp bunu fark etmek çoğu zaman imkansız. Bir an durup fark ettiğimiz anda ise ‘nasıl geçti onca zaman’ diyoruz. Aslında net olan bir şey var. O da elimizde olmayan, değiştiremediğimiz ya da yarın bizim için anlamı olmayacak şeylere o kadar çok zaman harcıyoruz ve kendimizi veriyoruz ki hayatımızın freni tutmaz oluyor.

Bugün fedakarlık ettiğimiz, şikayetçi olduğumuz her şey ama her şey geçici. Sonu var. Tünel belli. Bizim sorunumuz tünelin sonundaki ışığı görme hevesi ise yolculuğun tadını çıkaramamak. Biliyorum hepimize şimdi tek tek ‘hayatınızda sorun olarak gördüğünüz bir durum var mı’ diye sorsalar hiçbirimiz cevapsız kalmayız. Belki içimizde ‘şükür yok’ diyecekler vardır ama onlar bile ‘daha kötü olabilirdi’ düşüncesi üzerine kurguluyor anlık mutluluğu.

Peki bizler neden böyle yaşamayı seçiyoruz? İşimizde, evimizde, çocuklarımızda, eşimiz ile olan ilişki içinde aslında yaşamayı seçtiğimiz taraf bu olabilir mi? Bu demek değil ki sorunlara rağmen kötü olan bir duruma sarıl. Hayır! Tam tersi. Bugünü, olduğun yeri, çevresel etkenleri görmemiz gerekiyor. Eğer gördüğün tablo içinde gerçekten ‘iyi’ olan varsa zamanını ‘kötü’ durum için harcama.

Söylemesi de kolay değil inanın. İçinden çıkamadığınız o duruma şu an odaklanın mesela. Gerçekten sizi bu durumun içine çeken etkenler içinde payınız var mı? Mesela işinizde ve evinizde kaldırabileceğinizden daha çok sorumluluk almış olabilir misiniz? 2. Çocuk için plansız davranmış ve bugünü ön görmemiş olabilir misiniz? Ya da yakın çevrenizden yardım istemeye çekinmiş, güçsüz görünmemek için gerçekten gücünüzü kaybetmiş olabilir misiniz? Bunların hepsi olası ve yaşanır şeyler. İstemediğiniz bir bölümde okumuş, istemediğiniz bir işte çalışıyor, erken evlilik kararı aldığınızı yıllar sonra fark ediyor, çocuğa aslında hazır olmadığınızı çocukunuz ilkokula başlarken fark ediyor olabilirsiniz. Bu durumların hepsinin altında yatan neden ise ‘kendinizi anda bırakmamak’ Kendiniz ile konuşmamak. İç sesi sadece zihinsel bir faaliyet gibi görmek. Aslında gerçek rehberin içinizde olabileceğini fark etmemek.

Zaman hızlı değil. Zaman binlerce yıldır olduğu gibi aynı akışında gidiyor. İnsanlık bunu kendince şekillendiriyor ama aslında somutlaştıramıyor. Zaman saatinizde birbirini takip eden akrep ve yelkovandan fazlası. Kendinizi fark etmek için geç değil, hiçbir şey için yaşlı değilsiniz, zamanında alınmış yanlış kararların doğurduğu sonuçları bile lehinize çevirmek için vaktiniz var. Yeter ki zamanı isterseniz bir düşünce ile bile bükebileceğinizi fark edin. Anda yaşayın, anı çözün. Yarın öyle ya da böyle geliyor zaten.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • IleanaDrino kullanıcısının profil fotoğrafı
  • DevinAmefsKD kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Ramonimpes kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi