Yaşam

Gaz sancıları

Gaz sancıları
2 oy / (ortalama) 1.5

kucak

Kızım, gazlı bir bebekti.

Tabii ne yaptık? Birçok takviye denedik. Doktorun tavsiye ettiği her şeyi. İşe yarıyordu. Ama… Birkaç saat sonra ağlamalar başlıyordu.

Gündüz kucağımda uyuyan sakin bebek gidiyor, gece ağlayan bebek geliyordu. Annem destek amaçlı ilk 40 gün bizde kaldığı için gece ben bayılma noktasına geldiğimde o devreye giriyordu. Yine salonda yanında, koltukta uyuyordum annem  onunla ilgilenirken. Bırakıp gidemiyordum içeri! (Bu da normal değil ya, neyse…)

Bir gece hiç ama hiç uyutamadık. Eşim, Arkın gece yatıyor, hem odamızın hem koridorun kapısını kapatıp uyuyordu. E mecburdu, işe gidecekti. Hem de yeni başladığı işe. Dinlenmesi gerekti.

Hiç uyumayınca Irmak, biz de resmen dağıldık. Çünkü gündüz de misafir ağırladığımız için gözümüzü kapatamıyorduk. O gece bir ben kucağıma alıyordum bir annem. Ayakta uyumak üzereydim ki baktım annemden iki tane var. Annem iki tane, bebek iki tane, koltuk iki tane. Annemin de bakışlar kayınca gittim uyandırdım Arkın’ı. Dedim “Biliyorum sabah 5 ama bayılmak üzereyiz. Sen dener misin?” Şimdi komik gelecek ancak aldı Irmak’ı kucağına, bir ritim tutturdu ve o şekilde evde  koşturmaya başladı. Evet, koşuyordu. Ne oldu? Irmak uyudu. Aaa o ok gibi kendini kucağımızdan fırlatmaya çalışan çocuk beş dakikada uyudu. Bu bizim için iyi, Arkın için yorucu olmuştu çünkü sonraki günlerde, sancı geçene kadar bu şekilde uyuttu Irmak’ı. Aynı ritimle… Gece uykularından sorumlu müdür o olmuştu artık.

Uyandırırken çekinmiştim aslında fakat sonra ne güzel bir şey yaptığımı anladım. Uykuya dalması daha kısa sürüyordu. Geçen akşam o ritmi denedik evde, yok, hatırlamıyoruz ikimiz de. :)

24 günlüktü ilk kez uzun sokağa çıktığımızda. Aynen fotoğraftaki gibi alır, bütün gün dolaştırırdım. Hem o açık havada, mis bahar havasında mışıl mışıl uyurdu hem de bana spor oluyordu. Aldığım 30 kiloyu başka türlü vermem mümkün değildi. (11 ayda gitti hepsi) Bütün gün yürü, emzir, yürü, emzir, yürü, otur bir yerde yemek ye, emzir, yürü şeklinde geçiyordu. Evde çıt sesine uyanan Irmak, restoranda çatal kaşık çekmecesi düştü yanımızda derin uykuya devam etti. Bostancı-Kızıltoprak arasındaki kaldırımları ezberlemiştim resmen. Durunca da uyandığı için emzirme ya da karnımı doyurmak dışında pek mola veremiyordum. Evde ses olmayacaktı ama sokakta her türlü gürültü ona ninni oluyordu. Fotoğraftaki kendimi tanıyamıyorum.

İnsan hemen unutuyor bazı şeyleri. Ara ara yokluyorum Arkın’ı. Neleri hatırlıyor diye… Sallama dışında gerçekten diğerlerini unutmuş. Aman unutsun. Çünkü benim lohusalığımı, o dönem ettiğimiz kavgaları hatırlarsa çıkamayız işin içinden. Sil baştan olmaya ne gerek var değil mi? Mesela sol üstteki fotoğrafta saçlarım kısa. Neden? Yine bebek ziyaretine gelen bir grup öyle şeyler söylemişti ki, onlar çıktıktan sonra banyoya girip neredeyse belime kadar gelen saçlarımı kesmiştim! Sinirimi kendimden çıkarmıştım o konuşmalar sırasında “ama bir durun” demek yerine.

Diğeri ne peki? Kucağımda bebekle Play Station oynamak. Gündüz uyuyamayınca haliyle, Irmak da benim göğsümde yatmak isteyince, hareketsiz kalıyordum. O zaman da açıyordum Play Station’ı, o uyanana kadar aralıksız oynuyordum. Böylece hem o keyifliydi hem de ben! Ne yapayım. O sırada kafamı topladığımdan roman okuyamıyordum. Bebek kitaplarını da “her bebek kendi kitabını yazar” diyerek annem elimden almıştı. (O kafayla sürekli kıyaslama yaptığım için.) Bana da Play Station kalıyordu. Lohusa günlerinin büyük yardımcısıydı kendisi.

Siz neler yapıyordunuz? Bebeğinizle çok çıkıyor muydunuz?




Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

whisbear

Yalnız değilsiniz

  • asuman profil resmi
  • Editör profil resmi
  • periayda profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...