Yaşam

Hata Yapma Hakkımı İstiyorum

 

Bazen hata yapmak ve bu yaptığım hatadan dolayı pişmanlık duymamak istiyorum. Sadece yaşadığımız hayat içinde sadece kadın olduğum için bana yüklenen ‘mükemmel, hatasız, kusursuz’ olma zorunluluğu omuzlarımda büyük bir yük yaratıyor.

Kadın bakımlı olmalı, derli toplu olmalı, kusursuz bir eş olmalı, çocuğunu en iyi şekilde yetiştiren anne olmalı, aynı anda birçok şeyin altından kalkabilmeli gibi onlarca yük.

Çocukluğumuzdan itibaren sadece cinsiyet üzerinde başlayan yaşımız ilerledikçe aldığımız roller ile artan sözle söylenmese bile bir şekilde içimize işlenen ‘kusursuz’ algısı altında eziliyoruz.

‘Kız olsun çamurdan olsun’ cümlesini duymayan var mı aramızda? Bu cümle şaka yollu bile söylense içinde neler barındırıyor aslında. Çünkü kız çocuk annesine yardım eder, mutfak işi yapar, aynı anda okur, iki kolu ile onlarca iş halleden, ileride anne babasına bile ilk bakması beklenen kişi o olur. Sadece kadın olarak doğduğu için bu yükleri almaya başlar. Yapması beklenmese bile üstünde hisseder. Vücudu tüylenmeye başlar ama asla o şekilde dolaşamaz. Doğalı daha 13-14 sene olmuştur ama tüysüz dolaşması beklenir. Ütüsüz bir şey giyemez. Saçlarını istediği gibi kestiremez çünkü ‘erkek gibi’ olması ona yakışmaz. Sonra okur, şanslı ise işe girer. İş yerinde sadece kadın olduğu için her zaman en iyi olmak zorundadır. Kariyer adımları erkek egemendir. Eğer yol almak istiyorsa ‘hatasız’ bunu yapmak zorundadır. Aşık olur. Evlenmeyi kendi düşünmese bile onun adına birileri düşünür çünkü kusursuz hayat planında okul, iş ve evlilik 30 yaş sınırını geçmeden atılması gereken adımlardır. Bundan sonrası ya geçtir ya da şansızdır. İşinde kusursuz olma savaşı veren kadın evliliği ile beraber aynı kusursuzluğu evin düzeninde göstermek zorundadır. İçinden gelmiyor diye ayda yılda bir yemek yapmaz belki ama bu yazılı olmayan bir ‘kadın görevidir’. En modern yaşam şekilleri evlilikler de dahil olmak üzere bu böyledir. Sonra anne olur. Doğum yaptığı ilk günden itibaren sanki beşinci çocuğunu büyütüyormuş gibi bilgi, donanım sahibi olması beklenir. Kendi zaten hormonları sayesinde mükemmel olma baskısını en çok bu aşamda hisseder. Çünkü çocuğu kadın doğurur ve kadın büyütmelidir. Hayatındaki bu değişimi en çok yine kendi hayatından vererek yaşamak zorunda bırakılır. En kısa sürede eski formuna dönmeli, yıllarca emzirmeli, aynı anda kariyerine devam etmeli ama asla eşini ihmal etmemelidir. Sürekli ucunda bir ceza sistemi varmış gibi yaşar kadın. Evlilikte yaşanan ilk sorunda bile önce toplum kadını sorgular. Çünkü ev düzenindeki bir aksama, seks hayatındaki değişim, kadının kendine bakmaması akla ilk gelen boşanma nedenidir. Aldatılsa bile bu böyledir. Kadında bir yanlış olmasa aldatılmaz.

Çocuğunda oluşabilecek her türlü sorundan o sorumludur. İyi bir anne olsaydı cümlesi ile ilk yargıyı zaten kadın yer.

Biliyorum bunları okurken bazılarımız ‘abartılı’ bulacaktır ama bunlar her gün yüzlerce kadın tarafından yaşanan ve toplum tarafından yaşatılan dayatmalar. Sadece erkeğin kadına değil kadının kadına dayattığı hayat ‘kusursuz olma zorunluluğu’ getirir. Kadının annesi onu eleştirirken ‘ben bunu hiç yapmadım’ diyerek kendi kusursuzluğunu koyar ortaya. Bugün kadınlara dayatılan kusursuz olma algısı birçok açıdan sorgulansa bile hala toplum üzerinde değişim yaratacak bir etkiye ulaşmadı çünkü dünyanın erkek tarafı değişmeyi seçmiyor, onun yerine toplumda farklı yer edinmek için sen savaş ver diyor.

Ben de kişisel olarak bu direnişi hala sadece içimde veriyorum ama en azından kendime hata yapma hakkı tanıyorum. Ben iyi bir kadın rolü yaşamayı değil iyi bir insan olmayı seçiyorum.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Tanna kullanıcısının profil fotoğrafı
  • IleanaDrino kullanıcısının profil fotoğrafı
  • periayda kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi