Yaşam

İyi Bir Anne Değilim

 

Uykusuz Anneler internet sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda zaman zaman bizi takip eden anne ve babalardan sorular alıyoruz, bu soruları bazen uzmanlara yöneltip size cevaplarını iletiyoruz. Bazen ise özellikle facebook grubunda diğer ebeveynlerin deneyimlerini paylaşması amacı ile konu başlığı olarak açıyoruz.

Bu tarz paylaşımlar adına bize en çok gelen soru başlıkları ‘gösterdiğim annelik-babalık nedeni ile iyi olmadığımı düşünüyorum’ ya da ‘Çocuklarıma çok çabuk sinirleniyor, tepki veriyor ve sonra pişman oluyorum’ yönünde başlıklar oluyor.

Uykusuz anneler ekibi olarak bizimle mesleki deneyimleri ve bilgileri doğrultusunda içerik paylaşan uzmanlarımız var. Düzenli olarak takip ettiğimiz dergilerden biri olan Psychologies Mayıs ayı sayısında Uzman Klinik Psikolog Mia Medina’nın hazırladığı köşede bazı okurlarının sorularına yanıt verdiğini gördük. Ve bu sorular girişte bahsettiğimiz konu başlıklarını içerince sizlerle paylaşmak istedik. Uzmana gelen sorular ve kendisinin cevapları ise şöyle;

‘’Bebeğimi büyütürken, çok zorlanıyorum ve iyi bir anne olmadığımı düşünüyorum’’

7 aylık bir bebeğim var. Zor bir doğum süreci ve hamilelik geçirdim. Özellikle uyku sorunu yaşıyoruz. Çevremden destek almadığımı hissediyorum. Psikoloji okumuş olmama rağmen tepkilerimi ve davranışlarımı kontrol etmekte zorlanıyorum. Biraz rahatlamam için ne önerirsiniz?

Uzman görüşü;

Birçok annenin doğum sonrası yaşadığı son derece zor bir mücadeleden bahsediyorsun. Baş etmen gereken zorlukları sana söylememe gerek yok ama özetlemem gerekirse; Öncelikle, uykunu, vücudunu, düzenini ve hatta kimliğini elinden alan, sana tamamen muhtaç bir canlının sorumluluğunu taşıyorsun. Hele de zor bir çocukla baş ediyorsan, anne olarak birçok zaman ne yapman gerektiğini bilmiyor ve yaptıklarının doğruluğundan şüphe ediyor olabilirsin. Özellikle çevrende müdahaleci kişiler varsa, bu süreç her yaptığını sorgulamana yol açıp özgüvenini de zedeliyor olabilir. Kendini dış dünyadan kopmuş, yalnız bırakılmış ve umutsuz hissediyor olabilirsin. Bütün bunlara kronik uykusuzluk ve bir de doğum sonrası yaşanan hormon değişimleri eklenince depresif bir süreç geçiriyor olman doğal.

Çevrenden destek almadığını söylemişsin. Öncelikle bunu değiştirmenin yollarını araştırmanı isterim. Eşin ve ailen arasındaki dinamikleri bilmiyorum, ancak lohusalık döneminde net iletişim kurmak yerine hayal kırıklığı, haksızlık, öfke ve çaresizlik hisleri ile bir mağduriyet döngüsüne kapılmak çok anlaşılır, sık görülen ve belki de önlenebilecek bir sorundur. Acaba çevrendekilere net ve somut taleplerde bulunman mümkün olabilir mi? Saydığın sıkıntılar arasında en büyük ve kronik sorunlar yaratacak olan uykusuzluk, çünkü bünye buna alıştığını sansa da, uykusuzluk uzun vadede hem fiziksel hem de duygusal strese olan toleransı ciddi ölçüde azaltır, zihni ve vücudu yıpratır, depresif süreci sürekli besler. Geceleri eşinle bir iş bölümü yapıp en azından 4 saatlik kesintisiz uyuyabilmen çok önemli. Bu mümkün değilse ailenden birilerini bazı geceler çağırabilir misin? Aynı şekilde, gün içinde bir yakınına birkaç saat gelip bebeği senden almasını talep edebilir ve bu zamanı tamamen öz-bakımına ayırabilirsin. Bunların yanı sıra, duygusal destek de çok önemli. Sana pratik konularda nasihat vermeden ve yargılamadan önerilerde bulunabilecek hem de yaşadığın zorlukları anlayabilecek bir arkadaş grubu edinmen de rahatlatıcı olacaktır.

‘Çocuklarıma tahammül etmekte zorlanıyorum. Zaman zaman kontrolümü kaybediyorum’

Üç ve beş yaşlarında iki oğlum var. Onlar doğunca işi bıraktım. Yaşları gereği oldukça hareketli ve söz dinlemeyen çocuklar. Bazen öfkemi kontrol edemediğimi fark ediyorum. Hiç fiziksel şiddet uygulamadım, ancak sık sık onlara bağırıp kendimi kaybediyorum. Sonra da yoğun bir suçluluk hissine kapılıyorum. Kötü bir anne olduğumu düşünmeye başladım ama kendime engel olamıyorum. Ne yapmalıyım?

Uzman görüşü;

Öncelikle, kötü değil, yıpranmış ve çaresizliğe kapılmış bir anne olduğun izlenimindeyim. Her anne hem fikir olacaktır ki, o yaşlarda iki çocukla tam zamanlı olarak ilgilenmek hem fiziksel hem de duygusal olarak son derece zor ve yorucu bir iş. Yine her ebeveynin katılacağı gibi, çocuklar anlık da olsa çok yoğun bir öfke tetikleme kapasitesine sahiptirler. Bizim ihtiyaçlarımı anlamazlar, anlasalar da her zaman umursamazlar, gelişimleri gereği sürekli sınırları test ederler ve dürtülerini kontrol edemezler. Bütün bunları düşünecek olursak, bir annenin çocuklarına ara ara öfke hissetmemesi mümkün değildir diyebiliriz. Yine de, öfkemizi sözel ya da duygusal şiddetle ifade etmek çocuklara zarar verecek ve tabii ki sana da iyi gelmeyecektir. İçindeki ham öfkeyi dürtüsel bir şekilde dışa vurmak yerine düşünceye ve söze çevirmenin yollarını düşünebiliriz. Öncelikle herhangi bir duygu artarak patlama seviyesine geldiği noktada bir müdahale yapmak için artık çok geçtir. Acaba öfke içinde yükselmekteyken tespit edip o noktada bir önlem alabilir misin? Örneğin, onları güvenli bir yerde bırakıp bir süre ortamdan uzaklaşmayı deneyebilirsin. Yine o noktada, sanan uygun gelmeyen davranışa sakin ve gerçekçi uygulanabilir bir limit koyabilirsin. Problemli davranışları etkili bir şekilde yönetmeyi öğrenmek için bir çocuk psikologundan bir iki seanslık destek almak faydalı olabilir. Toleransının ve öfke eşeğinin düşmüş olması kendine daha çok zaman ayırman gerektiğinin bir göstergesi olabilir. Gün içinde, bir saatliğine de olsa onlardan uzak olup kendin için bir şey yapman mümkün olabilir mi? Sorumluluklarını babaları ile daha çok paylaşmak, özellikle yatma vakti, giyinme, banyo yapma gibi yönetmesi zor ve davranış sorunlarının tavan yaptığı durumları tek başına göğüslemek yerine babayla iş birliğine girmek seni rahatlatabilir.

Kaynak: Psychologies Dergisi Mayıs Sayısı (Terapötik Posta)

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Tanna kullanıcısının profil fotoğrafı
  • hombwedlebure kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Georgebus kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi