Uykusuz Baba

Otantik Uykusuzluk Hikayesi

family in bed

Yenilenmiş Uykusuz Anneler Kulübü’ne yeniden yazmaya başlarken, en baştan başlayıp kendimi yeniden tanıtmak istedim. Ben 1977 yılında Almanya’nın Witten şehrinde…hayır bee öyle tanıtmaktan bahsetmiyorum. Ebeveyn olduktan sonra uykuyla verilen mücadelemizi tanıtmaktan bahsediyorum.

 

Benim bir oğlum var. Şimdi bu doğduğundan beri uykuyla hiçbir zaman anlaşamadılar. E o anlaşamayınca, bizim de aramız bozuldu doğal olarak. İlk aylarında her bebek gibi 2-3 saatte bir uyanıp, beslendikten sonra, az bi debelenip, hemen geri uyuyordu. Uyuması için bir iki dakika sallamamız yeterli oluyordu. Daha kötüsü uykusu hiç hafif olmadığı için sese mese de uyanmıyordu. Gece beslenmeleri zaman aşımı dolayısıyla yürürlükten kaldırıldığında asıl işkence başladı. Akşam 8 gibi uyuyup, sabah 9’dan önce kalkmıyordu. Düşünsenize hiç uyanmadan 12-13 saat uyuyordu. Önceleri çok zorlandık ama sonradan kaderimize razı olduk. Biz de zombi gibi yaşamaya başladık. Derken velet büyüdü, biz taşındık, ve kirlendi dünya. Rüyadaymışık, rahatmışık, safmışık. Artık gün içinde 2-3 saat uyuyor ve çok dinlenmiş olarak uyanıyordu. Sevimli sevimli. Akşamları yine 8 gibi yatıp hiç kesintisiz, yanımıza gelmeden, sabah 8’e kadar uyuyordu. Derken yuva başladı ve biz daha ‘zor’u görmemiş olduğumuzu anladık. Yuvaya gitmek için erken kalkması gerekiyordu!!! 8 yerine yedi buçukta nasıl kaldırırız derdine düştük. Tam iki koca gün denedikten sonra pes etmek üzereydik ki, halimize acıdı ve akşamları yedi buçukta yatıp sabahları da yedi buçukta uyanmaya başladı. Yaklaşık 9 ay gibi kısa bir süredir bu tempoda uyumamaya devam ediyor. Son iki haftadır işkenceyi iyice artırdı. Artık akşamları daha geç uyumaya, ya da başka bir deyişle daha uzun oturmaya başladı. Daha önce yedi buçukta yatan çocuk, sanki başkasıyla yer değiştirmiş gibi, saat 7:45’te uyumaya başladı. 15 dakika daha geç!!! Artık özel hayatımızı plastik folyoya sarıp buzluğa kaldırmış bulunuyoruz. En son ne zaman eşimle koltuğa yayılıp arka arkaya iki film, üstüne de bir-iki de dizi seyrettiğimizi veya 4-5 saat kesintisiz kitap okuyabildiğimizi hatırlamıyoruz.

 

İşte bu da bizim uykusuzluk hikayemiz…

Okurken ne düşündünüz?

Gıcık oldunuz mu?

Ne diyo bu, neyin kafası bu yaa dediniz mi?

Demeyin.

Küfrettiniz mi?

Etmeyin.

Bunlar hep şaka.

Bizim oğlan yukarıda anlattığım her şeyin tersini yaptı, yapıyor.

 

Ve evet, ilk yazmaya başladığımda, ‘O ne yaa, uykusuz baba mı olurmuş, en fazla uykucu baba olur kardeşim’ diyenlere duyurumdur. Elbet ki annenin uykusuzluk mertebesi ne yücedir, ne uludur ki ona erişmek çok az babanın işine (!) gelmektedir. Ama 1860’larda değiliz ve artık babalar da dolaylı veya direkt olarak uykusuz çocuk şiddetine maruz kalmaktadır. Valla da billa da.

 

Ya yemin ederim ya??

 

Dövecek misiniz?

Dövmeyin.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Uykusuz Babba

    Uykusuz Babba



  • Yorumlar

    1. Elif Avci Alkan

      Ne yalan söyliyeyim şimdi; fena halde dövesim geldi..Ağız burun kırasıya, o kadar yani!

    Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • şaziye kullanıcısının profil fotoğrafı
    • orpjrw9 kullanıcısının profil fotoğrafı
    • ppdd1020 kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL
    Editör'ün Seçimi