Yaşam

Tamam İtiraf Ediyorum: Çocuklarım Benim Patronum

 

 

 

Biraz sonra aşağıda okuyacağınız ‘Çocuklarım benim patronum’ başlıklı yazıya bazı ekler yapmak istedim. Biliyoruz ki çocuk yetiştirmek her kültürde farklı olabiliyor. Çocukla yaşam sahip olmadan önce ön görülemeyen bir sisteme sokuyor bizleri. İster istemez karşılıklı fedakarlıklar yapılıyor. Yeni doğan zamanlarında elbette çocukların düzeni, uykusu, beslenmesi vb konularla öncelikli olduğu için ebeveyn olarak bizler kendi düzenlerimizden fedakarlıkta bulunuyoruz.

Eskisi gibi olmasını beklemek hayalcilik olabiliyor ama çocuklu hayatın içine girip sadece çocuk odaklı yaşamanın da bazen ucu kaçabiliyor. İşte burada önemli olan şey farkındalık ve denge. Hani o ‘yeter’ diyeceğimiz nokta gelmeden, elimizdeki dengeler çok savrulmadan yeni düzenin kurallarını belirleyerek adapte olmak.

Çocukların beklentileri, istekleri ve ihtiyaçları sonsuz. Sınırları öğretecek olan ve yaşamımızın gerekliliklerini onlara anlatacak olan yine bizleriz. Bu aynı ipte dengede, beraber nasıl yürürüz sorusunun cevaplarını farketmek ve öğretmekten geçiyor. Hayata patronluk- dediğini yaptırma çizgisinden bakarsak kimsenin mutlu olabileceğini sanmıyorum.

Anne-baba olmanın zor kısımlarına çok takılı kaldığımızda gerçekten beraber yaşanabilecek birçok güzel anın önüne geçiyoruz. Burada önemli olan şey sınırları belirlemek, kesinleştirmek ve uygulamak. Çocuklarla beraber yürüdüğümüzün ipin keyfini çıkarmak.

Tamam İtiraf Ediyorum: Çocuklarım Benim Patronum

Bildiğiniz gibi dışarıda bir yerlerde çocuklarının ve kendilerinin hayatı üzerinde kontrolü olan ebeveynler var. Çocukların kahvaltıda ne yiyeceği ve hangi kıyafetleri giyecekleri kadar küçük konularda dahi oldukça başarılılar.

Söylemeliyim ki bu ebeveynlere özeniyorum ve ümitsizce onlar gibi olmak istiyorum. Maalesef değilim.

Gerçek şu ki; Belli bir noktada evimin kontrolü bendeyken yavaşça ama net bir şekilde ellerimden gitti. Tüm kontrolü kaybettim.

Görünen o ki çocuklarım gerçektende benim patronum ve bu durumu nasıl düzeltebileceğim ile ilgili hiçbir fikrim yok.

Eski güzel günlerde ebeveynlik gerçekten kontrol altındaydı öyle değil mi? Kuralları kolayca koyarlardı ki, bugün için bana imkansız geliyor. Çocuklar oturur, çenelerini kapatır ve onlara söylendiği gibi dışarıda düzgünce oyun oynarlardı öyle değil mi? En azından geceleri okuduğum ve bana ciddi şekilde anneden beklentiler ile ilgi suçluluk duygusu hissettiren kitap ‘Prairie’deki Küçük Ev’ öyle söylüyor.

Asıl anlatmak istediğim, modern ebeveynlik sorumluluklarının eski günlere göre çok daha farklı stresler barındırdığına ve ayakta kalmak için mücadele etmem gerektiğini kavradım. Bana göre modern ebeveynlik inanılmaz derecede stresli çünkü işler kızıştığı zaman kontrolü elinde tutan ben değilim. Muhtemelen bir ebeveyn olarak beni yargılıyorsunuz ki bunun benim için bir sakıncası yok çünkü bana inanın ki konu benim ebeveynlik hatalarıma geldiğinde kimse beni kendimin eleştirdiği kadar sert eleştirmiyor.

Yemin ederim ki elimden gelen her şeyi yapıyorum. Ancak neredeyse her gün özellikle evde çalışan bir anne durumu söz konusuyken çocuklarımın patronum olduğunu hissediyorum. Sabahları uyandığım andan itibaren (tabii ki çocuklarımın uygun gördüğü saatte) seçici kahvaltı menüleri için üç ayrı tabak hazırlıyorum. Herkesin aynı yemeği yemesi için bir kural koymaya çalıştım ama sonradan fark ettim ki çocuklarımın bir şeyler yemesi aç gitmelerinden daha önemli. Aç gidiyorlardı çünkü anneleri gibi inatçılardı. Üçü de 7 yaş altında olan çocuklarım sürekli hasta oluyorlar ve ben ateşli çocuklarla çevrili bir kabus gördüğümü düşünüyorum.

Bazı günler kendime ayağımın dibinde çocuklar ağlamadan ve söylenmeden dişlerimi fırçalayabilmeliyim diyorum. Bazı günler kendime bir ısırık almadan önce yemeklerin çocuklarımın etini kesmek, dökülen ketçabı silmek, masaya sonradan içecek getirmek, döküntüleri toplamak ve görgü kurallarını öğretmekten farklı olabileceğini söylüyorum. Bazı günler kendime çocuklardan birisinin öfke nöbeti geçirmemesi, sürpriz bir bez patlaması yaşamaması gibi konularda ümit ve dua etmeden uyanabileceğimi söylüyorum.

Peki bugün? Bugün o gün değil. Bugün biliyorum ki; Eğer gerçekten şanslıysam günün iyi geçeceğine inancım oluyor. İyi günün tanımı benim için kahvemi buz gibi olmadan içebilmek kadar basit. Eğer patronlarım kahve molasına izin verirse tabi.

Yazı ve görsel: https://mom.me/kids/30665-my-children-are-boss-me/

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • madinano kullanıcısının profil fotoğrafı
  • ecomsoycle kullanıcısının profil fotoğrafı
  • DomingoBracy kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi