Uzmanımız

Aile Konutu

family-12

Sevgili Uykusuz Anneler,

Bu yazımız; aileyi bir arada ve ayakta tutan sacayaklarından biri olan ve bu sebeple de ekonomik değerinin yanında manevi değeri de bulunan, dolayısıyla Türk toplumu ve aile yapısında özel bir önem taşıyan “Aile Konutu” hakkında.

Aile konutu, eşlerin beraberce seçmiş oldukları ve varsa çocuklarıyla birlikte eylemli olarak içinde yaşadıkları ortak konuttur.  Aile konutu nitelemesinde söz konusu olan aile, yasal bir “evlilik birliği” oluşturan ailedir. Bu konut evlilik birliği için yaşanabilir ve tek olmalı, üçüncü kişilerce de objektif olarak ailenin yaşadığı ortak konut sayılmalıdır. Bu anlamda, hafta sonları veya yaz tatillerinde oturulan yazlıklar, bağ ve çiftlik evleri gibi, dönemsel ve geçici konaklanan evler aile konutu nitelemesine girmezler. Anılan özelliklere sahip aile konutu, yukarıda bahsedilen önemi sebebi hukuk düzeninde korumaya tabi tutulmuştur. Şöyle ki; Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesi[1] ile yapılan düzenleme gereği, aile konutu ile ilgili hukuki işlemlerin eşlerden biri tarafından diğerinin katkısı olmadan yapılmasına imkan verilmemiştir. Yani;

*Aile konutu eşlerden birinin mülkiyetini evlenmeden önce edinmiş olduğu veya sonradan evliliğin devamı sürecinde edinmiş bulunduğu (ne şekilde edindiği önem arz etmez) bir taşınmaz ise, konutun maliki olan bu eş, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça konutu başkalarına devredemez veya üzerindeki hakkı sınırlayamaz.

*Aynı şekilde, eşlerin aile konutu olarak birlikte seçtikleri taşınmaz, birinin yaptığı kira sözleşmesiyle sağlanmış olabilir. Bu halde de kiracı sıfatına sahip eş, diğer eşin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

 

Aile konutuna ilişkin bu düzenleme esas olarak elbette taşınmazı değil, aile bireylerinin ve özellikle konutun maliki veya kiracısı olmayan diğer eşin (çoğunlukla kadın eşlerin) menfaatlerini korumak amacıyla getirilmiştir. Böylece, özellikle ekonomik bakımdan güçsüz olan eş ve çocuklar korunmaktadır.

Yukarıda bahsedilen yasal korumanın sağlanması için yapılması gerekenleri kısaca inceleyelim;

*Aile konutunun tapu kaydına, şerh işlenmesi gerekmektedir. Malik olan eş veya diğer eş (çoğunlukla menfaati gereği şerhin işlenmesini talep eden malik olmayan “diğer eş”tir) ya da eşlerden her ikisi birlikte, gerekli belgeler ile talepte bulunmaları durumunda, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından tapu siciline “aile konutu” şerhi işlenebilecektir. Bu şerhin işlenmesi için hazır edilmesi gereken belgeler; merkezi nüfus idare sisteminden veya nüfus müdürlüğünden alınan yerleşim yeri belgesi, medeni hali gösterir nüfus kayıt örneği ve ilgili muhtarlık tarafından düzenlenen, konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan belgedir. Ayrıca gereken hallerde, şerh işlenmesi talep edilen konutun, “ilgili” taşınmaz olduğunun muhtarlık veya Kadastro Müdürlüğünce tespit edildiğini gösterir belge de istenebilmektedir.

*Aile konutu şerhinin tapu siciline yazımı için herhangi bir harç veya ücret alınmaz.

*Aile konutu eşlerden biri tarafından kira sözleşmesi ile sağlanmış bulunuyorsa, sözleşmenin tarafı olmayan diğer eş, kiralayana yapacağı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı haline gelir. Söz konusu bildirimin geçerliliği herhangi bir şekle tabi tutulmamışsa da, tavsiyem, ispat kolaylığı bakımından bildirimin yazılı olarak (iadeli taahhütlü posta, Noter kanalı, vb.) yapılmasıdır. Ancak belirtmeliyim ki, bu bildirim sonucunda sözleşmeye taraf olunacağı gibi, aynı zamanda kiracı sıfatına sahip diğer eş ile birlikte kiralayana karşı müteselsilen[2] sorumlu duruma gelinecektir.

*Aile konutu koruması kural olarak evliliğin devamı süresince söz konusu olup, evliliğin ölüm, boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi halinde, ayrıca eşlerin konuttan kesin olarak taşınmaları, anlaşarak konutun aile konutu olma niteliğine son vermeleri gibi hallerde ortadan kalkmaktadır.

 

En temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacı, tüm hukuk düzenlerinde aynı koruma düşüncesiyle güvence altına alınmıştır. Bu yazımızda, bizim hukukumuzda pek çok ayrı yasal düzenlemeyle koruma altına alınan aile konutunu, Türk Medeni Kanunu’nun “aile konutu” başlıklı maddesi ile sınırlı tutarak incelemeye çalıştım. Faydalı olmasını dilerim.

 

 

[1] Bu yazı içeriğinde incelenen “aile konutu” meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi ile sınırlı kalınarak hazırlanmıştır.

[2] Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Avukat Özgü Yıldırım

    Özgü Yıldırım



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Myles Ah Mouy kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Summer Morrissey kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Richie Shockley kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL

    Benzer Yazılar

    Editör'ün Seçimi