Boşanma Yaşam

Ailenin Korunması Hakkında

kadina-siddet

Sevgili Uykusuz Anneler,

Uykusuz bir anne olarak bugüne kadar okuyucusu olduğum bu sitede, bundan sonra, çoğunlukla Aile Hukuku’ndan kaynaklanan sorunlar hakkında, bir nebze de olsa aydınlatıcı yazılarla sizlerle birlikte olacağım.  Dilerim siz de okumaktan keyif alırsınız.

“Hayatın kendisi de göstermektedir ki; herkesin hukuka ihtiyacı vardır.”

———————————————————————

Bu yazıda Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dan bahsetmek istiyorum size. Nedir bu Kanun ve neyin korunması amaçlanmaktadır? Anahtar kelimeler aile, kadın, şiddet, koruma, tedbir. Hadi biraz daha açalım mı?

Şiddet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir toplumsal sorundur ve varlığını her geçen gün artırarak sürdürmektedir. Şiddetin en yaygın görülen biçimi ise erkeğin kadına ve çocuğa karşı uyguladığı şiddettir. Kocasından, babasından, akrabasından, patronundan, amirinden, benzerleri artırılabilecek kişilerden gelen her türlü şiddet vakasının azımsanamayacak kısmı maalesef ölümle sonuçlanmaktadır. Bu denli önemli bir toplumsal soruna ve sorunun önlenmesine karşı alınacak tedbirler, ülkemizde ilk defa yasal olarak 1998 yılında yürürlüğe giren Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile düzenlemeye tabi tutulmuştur.  Anılan Kanun, günün koşullarında reform niteliği taşımış ve önemli bir boşluğu doldurmuşsa da zaman içinde, Kanun’un uygulanma sürecinde ortaya çıkan eksiklikler yeni bir düzenlemeyi zorunlu hale getirmiş ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 08.03.2012 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 20.03.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, “şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin” usul ve esasları düzenlemektedir. Kanun’da resmi devlet nikahı dışı evlilikleri, birliktelik/beraberlikleri kapsayacak şekilde tanımlar yapılmış, bunun da ötesinde ülkemizde çokça rastlanan, arkadaşlık, beraberlik teklifini kabul etmedikleri için şiddet gören, “tek taraflı ısrarlı takip mağduru” kimselerin de korunması amaçlanmıştır. Kanun kapsamında şiddetin nasıl tanımlandığına bakacak olursak, kişinin “fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik açıdan zarar görmesi veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketlerin,  buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışın” bu tanımlamaya dahil edildiğini görürüz.  En yaygın görülen veya bilinen şiddet tipi fiziksel şiddet olmakla beraber, tehdit, hakaret ve/veya küçük düşürücü söz ve davranışlara maruz kalarak, baskı altında tutularak psikolojik şiddete, çalışması engellenerek veya tüm kazancına el konularak ekonomik şiddete, cinsel ilişkiye zorlanarak cinsel şiddete maruz kalan şiddet mağduru –özellikle- kadın sayısı, maalesef ki, azımsanamayacak rakamlardadır.

Peki fiziksel, psikolojik, cinsel ve/veya ekonomik şiddete maruz kalındığında ne yapılabilir? Yürürlükte bulunan Kanun gereği, Mahkemeye gitmeye gerek kalmadan Valilik ve Kaymakamlık gibi mülki amirler koruma tedbiri kararı verebiliyorlar. Hangi durumda nereye başvurulacağı, içinde bulunulan durum ve ihtiyaç/taleplere göre değişiklik arz ediyor. Şöyle ki;

  • Barınma ile ilgili bir talebiniz varsa, en yakın polise/jandarmaya ya da mülki amirlere başvurmalısınız. (Kolluk kuvvetleri, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sizi eve dönmeye ikna etmeye çalışırlarsa, talebinizi yazılı olarak sunun ve reddedilecekse yazılı olarak reddedilmesi bekleyin).
  • Hayati tehlike bulunması sebebi ile Koruma talep ediyorsanız; en yakın mülki amire talebinizi sunun. Mülki amirlerin, hayati tehlike bulunması halinde, talep üzerine veya resen koruma tedbiri verme yetkileri var.

Gecikmesinde sakınca bulunan bir durum var ise, yani eğer mesai saatleri dışında ve acil bir durum söz konusu ise, en yakın kolluk birimine (polis- jandarma) başvurabilirsiniz. Böyle acil durumlarda, kolluk amirlerinin de koruma kararı verme yükümlükleri var. Olayı takip eden ilk iş gününde, aldıkları bu kararı mülki amirlere onaylatıyorlar.

  • Sosyal güvenceniz yoksa, mülki amirlerden geçici maddi yardım talebinde bulunabileceğiniz gibi, çocuğunuz varsa ve çalışma yaşamına katılmak ve/veya sürdürmek istiyorsanız, belgelendirmek koşulu ile (on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek kaydıyla), Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak sureti ile kreş imkanının sağlanmasını isteyebilirsiniz.

Koruyucu tedbir kararlarının verilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; şiddete uğradığınız ve hatta şiddete uğrama tehlikesi altında bulunduğunuza ilişkin beyanınız yeterlidir.

  • Şiddet uygulayan kişiye yönelik önleyici tedbir uygulanmasını talep ediyorsanız; şiddet gördüğünüz kişinin size yaklaşmaması için “uzaklaştırma” kararı alabilirsiniz. Bu kararlar Aile Mahkemeleri Hakimleri tarafından veriliyor.
  • Gecikmesinde sakınca bulunan bir durum var ise, yani eğer mesai saatleri dışında ve acil bir durum söz konusu ise, en yakın kolluk birimine (polis- jandarma) başvurabilirsiniz. Kanuna göre, “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” kolluk amirleri de tedbir kararı alma yetkisine sahipler. Olayı takip eden ilk iş gününde, bu karar Aile Mahkemesi Hakimine onaylatılıyor.
  • Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenizin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişi ise, başka bir dava ve/veya başvuru sebebi ile nafaka almıyor olmanız kaydıyla, Aile Mahkemesi Hakimi, talebiniz halinde veya resen tedbir nafakasına hükmedebilir.

Ayrıca, eğer fiziksel şiddete maruz kaldıysanız ya da tehdit ediliyorsanız, bu durumda, bu yazının konusu olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’la beraber, bir de Türk Ceza Kanunu devreye gireceğinden, aynı zamanda şiddet uygulayan hakkında şikayetçi olarak ceza davası açılmasını da sağlayabilirsiniz.

 

Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hakiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir ve ilk seferinde en çok altı ay için verilebilir.

Hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayanın bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. Tedbir kararına aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadardır, toplam süresi ise altı ayı geçemez.

Unutulmamalıdır ki, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

Şiddete veya tehlikesine maruz kalınması halinde yapılabilecekleri genel çerçevesi ile aktarmaya çalıştım sizlere. Süreçlerin tamamı için dayanışma ve destek alınmasının önemini lütfen hatırınızda tutun. Kadın kuruluşları, Barolar bünyesinde bulunan Adli Yardım Büroları destek alabileceğiniz birimlerdir.

Bu yazı ve içeriğine ihtiyaç duymayacağınız günler dilerim.

 

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Avukat Özgü Yıldırım

    Özgü Yıldırım



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Franziska Stallings kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Beatris Grinder kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Rosalinda Descoteaux kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL

    Benzer Yazılar

    Editör'ün Seçimi