Anne Yazıları

Bir Kadının En Büyük Düşmanı Kimdir?

kadın olmak

 

Bir kadının en büyük düşmanı kimdir?

Başka bir kadın?

Hayat eşi?

Anne, babası?

Toplum?

En yakın arkadaşı?

Ta kendisi?

Belki hepsi, belki hiçbiri.

Bu konuya nereden geldin dersen anlatayım;

Kış aylarında yarım gün gelen bir yardımcımız var. Hem ev işlerine yardım ediyor hem de Gülde’nin okuldan sonraki bizsiz saatlerinde ablalık yapıyor kendisine. Temmuz ayında,Gülde’nin babaanne yanında olması nedeni ile, ona da tüm ay izin verdik. Temizliğe gelen kadınımıza her hafta gel dedik, çocuğu hasta oldu. Dolayısı ile tüm ev, yemek, ütü işi bana kaldı, temizlik işlerine hiç girmiyorum bile. Peki tüm iş bana kalınca ne oldu sevgili okur?

Giyilecek gömlekler tükenmek üzere, iç çamaşırları dibi gördü, ütü sepeti sınırları aştı gidiyor, tutabilene aşkolsun. Yemek işleri sallantıda, kızın olmamasını fırsat bilip her türlü şipşak yemeğe dayandık. Diyeceksin ki; sen ne iş yaparsın be kadın?

Valla 6:40 da kalkar işe giderim, çalışır 19:00 gibi dönerim. Biraz sıcaktan, biraz iş-toplantı koşturmasından pestile yakın eve dönerim. Ev bildiğin “hamam” sıcağı. Klimaya ailecek gıcığız, bu nedenle ev hep sıcak, eserse ne ala! Hal böyle olunca pestil ben, bir de pişiyorum. Mümkün olsa yemeği bile koltukta yiyeceğim, o derece tembellik.. E, hani “kadının düşmanı kim” sorusu buraya nasıl bağlanacak dersen; işte geliyor.

− İlk evlendiğimizde koca kişisini yardım için ikna ederken annem aradan konuya dalıp “kocana da her işi yaptırma” demese bugün belki daha çok işin ucundan tutacak, tutamasa da benim şu an hissettiğim sıkıntının birazını da o hissedecekti (bin şükür mutfakta çok yardımcı)

− Kızımız ilk doğduğunda “kocana bez değiştirtme, hele kakalıları hiç!” demese belki çocuğu büyütürken daha çok sorumluluk alacaktı üstüne. Gene bin şükür çoğu babaya göre çok daha fazla ilgileniyor. Ama ara tatilde izin alıp, Gülde ile İstanbul’u gezsenize dediğim zaman bana “E bu bana tatil olmuyor ki” demeyecekti belki de…

− Kayınvalidem zamanında elini hem sıcak suya hem soğuk suya soksa eşimin, belki bugün hayatın neden ve nasıl bazı zamanlarda biz kadınlara daha ağır geldiğini iyi anlayacaktı.

− Belki biz eşler, aman sen yapana kadar ben yaparım demese ilk denemelerinde bu kadar ağlanmayacaktık şimdi.

Kötü niyet yok kesinlikle ama toplum önce olmak üzere, ana-babalar olarak çocuklarımızı öyle “el bebek gül bebek” yetiştiriyoruz, ilk gençlik yıllarına kadar o kadar rahat ettiriyoruz ki; hayatta tek başına kaldıklarında ya fena şekilde duvara tosluyorlar ve dağılıyorlar ya da taa kilometrelerce öteden biz ana-babalarını duygusal olarak sömürüyorlar.

Kısaca demem şu ki; çocukluğunda hayat başarısızlığı yaşamış, kadın düşmanı olmuş çocuk – HİÇ- tanımadım ama ergenliğinde hayat başarısızı o kadar çok tanıdım ki, bu alışkanlıklarımızı tekrar düşünmek için iyi bir zaman şimdi.

İster ana ol, ister baba, istersen hala-amca.. Bırak sevdiğini deneye deneye öğrensin. Öğrensin ki başarı onu beklesin ve kadınların en büyük düşmanı olmasın…

www.dilimdenyaziyadusenler.wordpress.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Begüm Onay Doğantan



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Rebecca Lapham kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Lurlene Eggleston kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Angeline Noskowski kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL