Röportajlar

10 soruda Şebnem!

Uykusuz Anneler Kulübü’nün eski editörü sevgili Şebnem Seçkiner’le eğlenceli bir soru-cevap hazırladık.

Her ne kadar blogundan, sosyal medyadan ve kitabından takip edilse de bilinmeyen yönlerini ortaya çıkaralım istedik.

İşte sadece Şebnem:

İlkokulda en sevdiğin şeyler nelerdi? Hatırladığın oyun, yemek ve duygu ne?

En sevdiğim yemekler:

  1. Patlıcan biber kızartması, üzerine domates sos. Yanına kuru köfte. Bir de sade makarna olsa, tadından yenmez. Ağzım sulandı yazarken.
  2. Kuru fasulye pilav.
  3. Zeytinyağlı pırasa.

Beş yaşında da aynıydı sevdiğim yemekler, şimdi de öyle. Doktorculuk oynamayı severdim. Büyüyünce ameliyat hemşiresi olmak istiyordum. Herhalde 4.5 yaşında geçirdiğim apandisit ameliyatından etkilenmiştim. Sürekli annemle beraber bebeklerimi kesip dikerdik. O doktor olurdu, ben hemşire. Hatırladığım duyguya gelince… Mutluluk ve endişe bir arada diyeceğim. Mutlu bir çocuktum. Diğer yandan da sürekli bir şey olacak diye korkardım. Tedirgindim.

Doğum hikayeni biliyor musun? Hamileyken bundan etkilendiğini düşünüyor musun?

İşte bu fena oldu Peri. Duymaya hazır mısın? Annem 23 yaşındaymış bana hamile kaldığında. Sürekli kanaması ve iltihap varmış. Doktor bebeği alalım, hayatınız tehlikede demiş. Ama ben oynuyormuşum, annem “hayır” demiş. Sürekli ya bana ya da ona bir şey olacak diye beklemişler. Doğum zamanı gelince de sancıları başlamış, hastaneye koşmuşlar. 12 saat sancı çekmiş. Benden iki yaş büyük abim normal doğumla dünyaya gelmiş. Ben doğamıyormuşum. En sonunda kalp atışlarım yavaşlayınca annemi sezaryene almışlar. Bununla da bitmemiş, çok çekmiş. Karnında kocaman biz iz var, sezaryen sonrası peritonit ameliyatından. Enfeksiyon kapmış. Ölümden dönmüş. Bu hikayeyi duyduğumdan beri hep kendimi suçlarım annemin karnındaki iz için. Diğer yandan da düşünürüm, bana bir şey olsa abimle babam ne yapacaktı? Ya bebek ya sen dediklerinde annem beni seçtiği için bana kızgın olacaklar mıydı? Her ne kadar mutlu bir çocukluk geçirsem de endişelerim bu dönemden kalma sanırım. Aynısı bana olacak diye korkmadım. Tam tersi benden rahat olan annem panik yaşadı, ben sezaryenden çıkana kadar bekledi. Hatta doğumdan birkaç gün sonra ateşim çıktı, çok panikledi aynısı oluyor sandı. Meğer strestenmiş. Bir şeye çok üzülmüştüm de…

 

Birisi sana bana hayatını değiştiren bir kitap öner dese, var mıdır öyle bir kitap? Hangisi ve neden?

Öyle bir kitap yok. Fakat dönüp dolaşıp okuduklarım var. Hepsi de birbirinden bağımsız. Yeni Hayat, Sessiz Ev, Olasılıksız, Çocuk Kalbi, Şeker Portakalı, Bir Genç Kızın Gizli Defteri, Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü… Dönüp dönüp okuyorum bu kitapları. Hepsi öyle farklı ki birbirinden neden sayamıyorum. Etkilenme nedenim, ne zaman ve nerede okuduğumu hatırlamam olabilir. Son dönemde de Fi-Çi-Pi’ye fena takıldım. Çi tatilde bitecek diye çok panik oldum, hemen Pi’yi aldım. Ortaokul ve lisede çok kitap okurdum. Çatı serisini hatırlıyor musun? Gerilim romanı. Birkaç kitaptı. Koca kız, ışık açık uyurdum. Ancak okumaktan da vazgeçemezdim. Kişisel gelişim kitapları alıyorum ama sıkılıp yarıda bırakıyorum. Ders çalışır gibi okumak bana göre değil sanırım.

Saçlarını çok değiştiren kadınlardansın sence bizim ruhsal durumumuzun saçlarımızla bir ilgisi var mı? 

Yok dersem inanma. Kesinlikle var. Yüzde 1500 var. Hayatımda değiştiremeyeceğim bir şey olduğunda bunun sonu kuaförde bitiyor. Ya kestiriyorum, ya boyatıyorum. Gerçi sadece kötü zamanlarda değil, mutluyken de değişiklik yapıyorum. Saçım değiştiyse bilin ki bende bir şey var. Alakasız ve yakışmayan bir renkse bunalımdayım demektir. Havalı bir modelse, ooo uçuyorum demektir. Belime kadardı saçlarım. Kıvır kıvır… 1998 yılında. Hayata bakış açım değişmişti, hayallerim değişmişti. Dudak parlatıcı olmadan sokağa çıkmayan, gri kumaş pantolonlu ben gitti, başka biri geldi. Gittim kuaföre, üç numara yaptırdım saçlarımı. Annem kapıyı açmış, suratıma kapatmıştı. Babam gelene kadar beklemiştim. Çok kızmıştı. Değişim o gün başladı. Şimdi düşünüyorum da nasıl gri kumaş pantolonlu kız olmuşum, anlamıyorum. ????

Yyapmayı en sevdiğin yemekler hangileri? 

Yemek yapmayı sevmiyorum. Kesinlikle sevmiyorum. Salatalık dolması (Bitlis yemeğidir, benim blogda tarifi var), patlıcanlı pilav yaptım mı süper olur, ama kırk yılda bir pişiririm. Doyalım diye pişiriyorum. Keyif alarak değil. Yukarıda patlıcan biber kızartması seviyorum yazdım ama evde kızartmam mesela mutfak salon kapısız olduğu için. Böyle de kılım. Annem pişirdiği zaman çağırıyor ne de olsa. Keyif alarak değil, yaşamak için yiyenlerdenim. Bu nedenle evdeki yemekleri Arkın belirler. Biri okulda biri iş yerinde sulu yemek yiyorlar, akşamları genelde ızgara – salata tercih ediyoruz. Hem daha hafif.

Sürekli gittigin yerler var mi? Seni mesela hangi cafeler veya restoranlarda sıkça görebilirler?

Bundan 15-20 sene önce, Kemancı, Roxy, Sefahathane, Line, Barfly, Mojo derdim. Şimdi hiçbiri yok. Caddebostan ve Suadiye BiBuçuk en sevdiğimiz mekanlardan. Yemek için de gidiyoruz, sonrasında da. Kadıköy’de Zincir’i çok severim. Kayıkhane’ye yeni gittim, bayıldım. Gündüz nerelere gittiğimize gelirsek, İyi Cüceler Çocuk Kitabevi zaten ikinci adresim. Hava güzelse akşamları Göztepe Parkı’ndayız. Bahar ve yaz aylarında da Caddebostan sahilde oluyoruz. Kemancı’dan Göztepe Parkı’na… Vay be ????

Manyak bir baba olsan (erkek olsan) nasıl biri olurdun sence? 

Çekilmez olurdum. Anne paniği bir şekilde anlaşılıyor bence ama endişeli baba daha bir garip karşılanıyor. Mesela benim kadar panik bir baba olsa, kimse inanmaz. Bir baba düşün çocuğuna verdiği her ilacın tadına bakıyor, çocuk düşünce kendini aynı yere atıyor. Biz anneler hormonların etkisiyle yaşıyoruz bazı şeyleri, babada öyle bir hormon olmadığı için abes kaçar. Gerçi endişeli babalar da var. Misal benimki. Ama ilacı tadına baktığını sanmam…

Hayal kuruyor musun? Hayallerini bizimle paylaşmak ister misin?

Çok kuruyordum, birkaç kez duvara toslayınca durdum. Severim ancak ileri gitmem. Sonra bozuluyorum olmayınca. Paylaşmazsam küsmezsin değil mi? Yakında bir sürpriz olacak. O zaman anlaşılır zaten. ????

“Şebnem şuna çok kızar, hiç dayanamaz” dedikleri bir şey var mi? Garip/absurd bir cevap vermeni bekliyoruz bu soruya 🙂 

Bardağımdaki son yudumun içilmesi, tabağımdaki son lokmanın yenmesi, cüzdanımdaki paraların büyükten küçüğe ve Atatürk fotoğrafları üst üste gelecek şekilde dizilmemesi, örgü örerken ilmeklerin dörde bölünmemesi, yerdeki bir eşyanın – oyuncağın ayakla itilmesi, lavabodaki diş macunu kalıntıları, ters duran terlikler… Durayım bence. Korktum kendimden.

20 yıl sonra nerede, ne yapıyor olacaksın sence?  

Bunu ben de çok merak ediyorum. Hiç öyle küçük bir kasabada, denize karşı otururken hayal etmiyorum kendimi. Aynı şekilde koştururken, çalışırken görüyorum. Bilgisayar başında. Arada bir sakin bir yere yerleşeyim diye aklımdan geçirsem de öyle hayatlar bana göre değil. Nerede çok insan, orada mutlu ben…

 

Sevgili Şebnem’i daha da yakından tanımak isteyenler özel notlu ve imzalı “Manyak Anne #bendeğişhormonlarımyaptı” kitabına şu linkten ulaşabilirsiniz!

 

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • lehatanpaycar kullanıcısının profil fotoğrafı
  • rpowapreithistgreat kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Editör Özge Doğan kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi