Yaşam

Çocukla Interrail

Hikayemiz İstanbul’da başladı, sık sık iş seyahatine çıkan eşim eve gelip Avustralya’ya gideceğini söyleyince, önce onunla mı gitsek diye düşündüm fakat uçak biletlerinin uçuk fiyatlarını görünce önce Türkiye içinde ne yapabiliriz diye düşünmeye başladım.

Alternatif keyifli bir gezi mi bulsam derken aklıma üniversite yıllarında çok istediğim ama babamın hiç sıcak bakmadığı Interrail geldi, ufak bir araştırma yaptım ve yetişkinler için de bunun mümkün olduğunu hatta çocuklardan belirli bir yaş aralığında ücret alınmadığını gördüm.

Kafamda hemen mini bir plan kurguladım, önce Almanya’ya gidip orada birkaç arkadaşımızda kalıp oradan yakın bir kaç ülkeyi gezebilirdik, ‘acaba kuzey ülkeleri nasıl olur’  diye de düşündüm zira Interrail bileti 30 ayrı ülkeyi kapsıyor.

Bize uygun bilet Interrail Global Pass 15 gün içinde 5 flexi özellikli olandı. İlk defa böyle bir yola çıkacağımız için 5 flexi’nin bize yeteceğini düşündüm.

5 flexi bilet  şu anlama geliyor; 15 gün içerisinde ard arda yada aralıklı olarak 5 gün boyunca trenle yolculuk etme hakkınız oluyor, interrail biletleri kullanmaya karar verdiğiniz günleri mutlaka bilet üzerinde işaretlenmeli, bu önemli detay sonra biletinizin başına işler gelmemesi için atlanmamalı. Bu arada hangi ülke interrail bileti için hangi trenleri ne ölçüde sınırsız ne ölçüde rezervasyonlu kullanmanıza izin veriyor bunları araştırmalısınız. Zira bazı hızlı trenler rezervasyon zorunlu bazıları yoğun olduğu için dolu olabiliyor ve siz uzun yolları ayakta geçirmek zorunda kalabiliyormuşsunuz. Tabi ben karar verdiğim andan itibaren yoğun bir araştırma yaptım.

Şanslıyız ki artık herşeye akıllı telefonlardan inanılmaz kolay ulaşılıyor. Öncelikle böyle bir gezinin olmazsa olmazı Rail Planner uygulaması, ben rota çalışmama buradan başladım, gerçi sonra başka bir uygulama kullandım ondan da bahsedeceğim. Uygulama size şöyle bir kolaylık sağlıyor; Avrupanın herhangi bir şehrinde, kasabasında istediğiniz başka bir güzergaha tren bilgileri, fiyat ve rezervasyon yapabiliyor, ve bunu uygulama içi takip edebiliyorsunuz. timetable’dan koltuk rezervasyonuna, mevcut Pass’ınızla hangi ek avantajlara sahip olduğunuza, ülkelere ait seyahat bilgilerine ki her ülkenin kendine özel koşulları değişebiliyor, ulaşabiliyorsunuz.

Rail planner’da rota belirledikten sonra tarihi tam kesinleştirmek üzere uçak biletlerimizi organize etmek gerekiyordu. Eşimin gideceği tarih cuma gününe denk geldiği için bizim Almanya biletleri biraz pahalıya geliyordu. Rüzgar neredeyse 5 yaşında olduğu için onun bileti de benimkiyle aynı tutarda oluyor. Birkaç gün  öncesine baktığımızda biletlerin daha uygun olduğunu farkedip sevinirken tam o sırada bir havayolu firması  sevgililer günü kampanyası yapınca biletler neredeyse yarı yarıya değişti. Bu sınırsız bir 5 yıldızlı tatili değildi, oğlumla “gezginlik” yapacaksak herşeyin hakkını vermeliydik diye düşündüm ve kılı kırk yararak organize ettim herşeyi diyebilirim. Çok şükür ki esen rüzgar da bizden yanaydı.

Gidişi Frankfurt’a almayı düşündüm. Eşiyle bir süredir Frankfurt’ta yaşayan çok sevgili arkadaşım Aysun’a bir mesaj attım ve o tarihlerde uygunlar mı diye sordum, müsait olduklarını ve çok sevindiklerini duyar duymaz Frankfurt biletleri aldım. Peki dönüş nereden olacaktı? Kaç günde nereleri gezecektik? Bunları rota olarak Rail plannerda çalışmıştım ama karar vermemiştim ki zaten kafamdaki rotayı tamamen değiştirdim. Birden içime bir Paris ateşi düştü. O güne kadar hiç merak etmediğim ve hatta bahsi geçince hiç de ilgilenmediğim bir yerdi Paris. Birden Paris’ten dönelim, oğlumla Paris’i keşfedip geziyi öyle kapatalım dedim. Hangi tarihte döneceğimize de tamamen uçak biletlerinin fiyatı karar verdi, aslında en başta tam 14 gün planlamıştım kağıt üzerinde fakat gidiş biletinde takip eden 11.gün itibariyle Paris dönüş biletleri uçuktu, bilete o rakamları vereceğime gezide daha çok müze görür daha değişik deneyimler yaşar yer içeriz diye karar verdim ve  akşam uçağı Paris-İstanbul biletimizi de satın aldım.

Şimdi günleri planlama zamanıydı. Frankfurt gidiş için 3 gün ayırdım, Aysun’u uzun zaman olmuştu görmeyeli ve sohbetini çok sevdiğim, gözlem ve çözümlemelerine çok güvendiğim bir insandır, o 3 gün bana yetmedi bile diyebilirim. Gezi notlarını bilahare anlatacağım, Frankfurt 3 gün sonrası nereye geçsek acaba doğrudan Hollanda’ya mı yoksa Almanya içinde vakit mi geçirsek diye düşünürken, Almanya haritasını açtım, bazı sosyal medya uygulamalarından Almanya’da çocukla ne yapılır gibi konuları araştırdım, Birçok blog okudum vs derken aklıma Almanya’da oturan annemin kuzeni geldi, Ayşe ablayı 25 yıl olmuştu görmeyeli, acaba Amsterdam’a giderken uğrasak mı yakın mı uzak mı güneyde mi kuzeydemi derken Amsterdam’ çok yakın olduğunu farkettim, bir mesaj da ona attım.

‘Biz interrail yapıyoruz sana da uğrayalım dedik müsait misin’ diye sordum. O da çok sevindi ve uygun olduğunu söyledi, onunla da teyitleştikten sonra Interrail biletimizi alalım dedim fakat önce Rail planner’a baktım, Rezervasyon gerekiyor muydu acaba? Oradan Amsterdam mümkün olacak mıydı? gibi bir çok soru vardı. Anlaşıldı ki hızlı trenle şehirler arası yada ülkeler arası gitmek istiyorsanız Interrail biletiniz olsa dahi hızlı trenlere ayrıca bilet satın almanız gerekiyor. Öyleyse öyledir deyip onları da kara kaplı defterime yazmaya başladım. Tüm gezinin ara trenlerini hesaplarken şunu farkettim ki bu durumda Interrail biletini yekün almayıp tek tek hızlı tren biletlerinizi satın alınca çok daha uyguna geliyor rakamlar.

Totalde Interrail bileti 358 euro iken ben 4 hızlı trenin toplamını daha uyguna satın alabiliyordum, Bu işte bir tuhaflık olmalı diye düşündüm ama sonradan farkettim ki Interrail gün içerisinde birden fazla şehir kasaba gezme şansı veriyor size bu mükemmel bir şey fakat bizim yolculuğumuz özelinde nereye demir atacağımız, kalacağımız yerler vs belli olduğu için bu kadar çok tren biletine ihtiyacımız yoktu. Gezinin tüm masraflarını daha sonra aktaracağım.

Rail Planner’da gezinirken ülkelerin kendi tren seyahati uygulamaları olup olmadığına da bakmaya karar verdim ve Hollanda’ya ait tren bilet uygulamasının oldukça başarılı olduğunu gördüm.Bu gezinin olmazsa olmazlarından biri de yabancı dildir arkadaşlar, gerçekten çıkacağınız yer özellikle Avrupa ise ingilizcenizin iyi durumda olması lazım geliyor ki alternatiflerinizi iyi araştırabilin, sorabilin, aldığınız cevapları değerlendirip kesenize ve hayalinize göre ayarlamalar yapabilincki Fransa’da İngilizce de çok yavan kalıyor zira Fransızlar fransızcayı pek seviyorlar, hatta İngilizce bilmiyorlar mı yoksa bizi mi kandırıyorlar o kısmı muamma. Bizim esnaf bir şekilde turist gelince ‘how are you ne var yu’ kendini idare eder ve satacağını satar, öyle yada böyle esnaflık bizim işimiz. Üçkağıtçılardan değil gerçek esnaftan bahsediyorum tabii. Neyse konu dağılmasın. İngilizce olmazsa olmaz diyorum, çünkü gittiğiniz her şehirde her ne kadar araştırma yapsanız eşe dosta metroydu, tramvaydı, müzeydi sorsanız dahi, herhangi bir gişede alternatifleri sorduğunuzda karşınıza bambaşka şeyler çıkıyor, ve 5 euro bile totalde bayağı bir şeyi değiştiriyor.

Rotayı çıkarmıştım, Amsterdam-Paris hattında arada Antwerp-Brugge,Belçika’da vardı. Interrail almadan önce ara rezervasyonları yapmaya karar verdim. Hepsini NSInternational’le yaptım(bunların detayları yazının sonunda bulabilirsiniz.) Tren biletlerini önceden alınca oldukça uyguna geldi.

Almanya—Fransa hattı üzerinde hızlı trenlerle yolculuk ettim ve Interrail Pass almadım daha önce açıkladığım sebepten ötürü, Alman Deutche Bahn’a ait hızlı trenler ICE ismiyle  geçiyor, ben biletleri 1.sınıf rezervasyonlu almıştım fakat trene binince 2.sınıf ve 1.sınıf arasında hiç fark olmadığını ve rezervasyona da ihtiyaç olmadığını gördüm ve içerisi uçak gibi herşey mükemmel gerçekten. Biz Almanya  şehirler arası ve Almanya-Hollanda arasında ICE kullandık, Hollanda -Fransa arasında ise Thalys ile tamamladık, o da Fransızlar’a ait hızlı tren, Alman trenlerine göre fiyat neredeyse 2,5 katı ve burada 1. Sınıf rezervasyon yaptırmakla çok iyi etmişiz, çünkü 1. Sınıf yalnızca 2 vagon vardı ve doluydu, 2.sınıf vagonların hali pek iyi değildi ki 1. Sınıflar da kötüydü. Eskinin Adapazarı ekspresini bilenler için=2.sınıf vagon, 1.sınıfta onun az tozlusu 🙂

Interrail biletini kendimiz tekil alınca tüm hızlı trenlere totalde 140 euro ödedik. Bu fiyat Rüzgar ve benim total tren masrafım. Tüm trenlerde çok keyifli ve konforlu vakit geçirdik. Bu detayları tatil yazısında paylaşacağım.

Gittiğimiz yerlerde metro, tramvay, otobüs ve en çok da ayaklarımızı kullandık.

Genel itibariyle euro pahalı olduğu için şehir içi ulaşım Avrupa’da insana pahalı geliyor, bazı şehirlerde 3 günlük pass var bazılarında yok ( Frankfurt gibi),bazılarında günlük pass alma yerine çoklu tekil bilet almak( Paris’te Carnet gibi) daha mantıklı, bazı şehirlerde çocuklara bilet alınmıyor bazılarında ise neredeyse yetişkine yakın ücret veriyorsunuz (Amsterdam gibi).

Fakat yola karar verdiyseniz bunları da göze almak lazım ve şehiriçi dolaşım bileti alırken iyice sormak gerekiyor. Turistlere özel yada o güne özel yada müzeler için indirimler karşınıza çıkabiliyor. Bazı müze veya ziyaret edilecek özel yerlerin biletini önceden almak gerekiyor. ( Eyfel& Anne Frank Müzesi&Pantheon gibi)

Hep trenlerden ve çıkış planından bahsettim, biraz da şehirler için neyi nasıl planladığıma gelecek olursam;  Arkadaşlarda kalmamın dışında Airbnb ve otel araştırması da yaptım, Amsterdam ve Paris için çok güzel Airbnb evleri ayarladım, fakat son anda Paris iptal olunca uzun arayıştan sonra bir otel ayarladım, fakat o da son anda iptal oldu ve yeni oteli artık pes etme halinde buldum fakat şansımıza çok merkezi ufak da olsa ( ki Paris’te genelde böyleymiş) çalışanları çok kibar ve yardımcı bir otelde kaldık. Amsterdam’da kaldığımız Airbnb ev sahibimiz ise anlatılmaz yaşanır kibarlık ve sevecenlikteydi.Onu da gezi detaylarında ayrıca paylaşacağım.

Şehirleri gezerken bir arkadaşımın önerisi olan maps.me uygulamasını kullandım. Son dönemde en beğendiğim uygulamaların başında geliyor. Her şehirde ilgimi çeken ve mutlaka görmek istediğim, Rüzgar’ı götürmek istediğim yerleri haritaya işaretledim. Uygulamanın en güzel yanı, gitmek istediğiniz lokasyonun haritasını bir kez indiriyorsunuz ve işaretleriniz koyduktan sonra internetiniz kapalıyken de harita tıkır tıkır çalışıyor ve sizi Google map gibi delirtmiyor da:)

Kullandığım tüm uygulamalar;

maps.me   (Internetsiz ortamda ara bul şansı veren şahane bir harita,yalnızca öncesinde indirmelisiniz lokasyonları)

Rail Planner (Interrail’e ait uygulama,müthiş bir seyahat planlayıcısı

NS İnternational (Hollanda’ya ait Tren app’i tüm Avrupa’ya bilet alınabiliyor ve çok iyi bir seyahat planlayıcısı)

Airbnb (sanırım bilmeyen yoktur, amatör profesyonel otelcilik diyorum ben buna)

hotels.com. (buradan da çok güzel indirimler geliyor. Sabrederseniz, hemen her gün fırsat sunan bir site)

Bu geziyi planlarken en az gezdiğim kadar keyif aldım, her bir detayını okudum fakat yoldayken her bir detayına sadık kalmadım, rota değiştirdim, bazı şeylerden vazgeçtim bazı şeyleri yolda öğrenip ekledim, Rüzgar’ın hislerini taleplerini dinledim, ona kulak verdim.

Araştırmak çok çok önemli çünkü gittiğinizde bayağı bir farkında geziyorsunuz, özellikle çocuklu gezilerde aşırı avare olmaktansa hazırlıklı olmak daha güzel fakat o gezgin ruhunu da bırakırsanız o zaman da görev gibi olur. Sanki bizimki tam bize göreydi, amatör farkında gezginlerin spontan gezisi.Çoğu zaman seçeneklerimizi oturduğumuz yerde beraber düşündük konuştuk, onunla harita okuma bu gezinin en enlerindendi mesela. Birlikte hareket etmek karar vermek bana çok iyi geldi ve ona da tabii.

Bu yolun en güzel yanlarında biri de yolda yeni bir yol kararı almak oldu, sağlık olsun birlikte olalım, gezelim, görelim, en çok da yaşayalım..

Sevgilerimle,

Nihan

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • madinano kullanıcısının profil fotoğrafı
  • ecomsoycle kullanıcısının profil fotoğrafı
  • DomingoBracy kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi