Yaşam

Anda kalmak: Delilik!


anda olmak

Geleceğin tuzağına düşmediğimiz bir gün var mı? Modern dünyadaki hemen herkes geleceğin tuzağına her an düşüyor. Yani “1 saat sonra çay demlenmiş olur neyse” dediğiniz anda bile tuzağa düşmüşsünüz demektir.

Bugünde kalmak o kadar zor işte. Şöyle ki, farkında yaşamak bir mesele. Bu meselenin bir yolu yöntemi var, bununla ilgili yazılmış şahane kitaplar öğretiler var, hatta temel olarak dinler de aslında farkında yaşamayı esas alıyor, İslam, Budizm bunu net olarak söylüyor.

Okuduğum kitaplardan birinde bulaşık yıkarken bulaşık yıkamalısın, sonrasında içeceğin çayı düşünüyorsan o anda bulaşık yıkamıyorsun demektir düzeyinde basite (pozitif anlamda) indirgeyerek anlatıyordu. Bu da nedir, daha neler diyebilirsiniz ve ilginizi çekmeyebilir, ama yazın gideceğiniz tatilden, alacağınız eve ödeyeceğiniz krediye, almak istediğiniz ayakkabıya kadar aslında hiç olmayan şeylerin açlığını yaşıyorsunuz, yaşıyoruz. Tek bir gerçek var dünyada o da bugün ve o anda elinizde olanlarla yapacağınız mücadele, iletişim, ilgi vs.

Yarın gerçekten yok ve ancak yaşadığımızda varolacak, öyleyse daha bugünü anlayamamış ve tadamamışken planlar yapıp, kaygılar üretip ona hapsolmaya ne kadar ihtiyacımız var? Cevabı basit. Hiç yok!

Çocuklarımızla, ailemizle, arkadaşlarımızla geçireceğimiz güzel zamanları düşünüyoruz mesela planlar yapıyoruz, hele şu tatile gidelim de benim de çocuğum bahçede parkta oynasın, şöyle bir kahve içeriz arkadaşımla uzun uzun konuşuruz dünyayı unuturuz gibi gibi…

Aslında olan şu; o gün o an mevcut, çocuğumuzla oynayabilir, tadını çıkarabilir ve mutlu olabiliriz. Ama o anda kalmak çok zor olduğu için geleceğe kaçıyoruz ve çocuğumuzla mutlu olacağımız bir plan yapıyoruz. Ya da o an arkadaşımızla bir kahve içebilir hem kahvenin hem sohbetin mevcut anda farkına varabiliriz onun yerine tüm şartların olgunlaşması metodu ile geleceğe hapsoluyoruz ve gelecek geldiğinde de orada olamayıp yeni bir geleceğe hapsoluyoruz.

Bütün bunları biliyoruz da, peki ne yapacağız? Kafamızın içini, ruhumuzu, bedenimizi nasıl gelecekten kurtaracağız?

En küçüklerinden başlayacağız mücadeleye, zorundan değil. Yani alacağımız ev, yerleşeceğimiz güney, gideceğimiz değişik ülkeler vs gibi gelecekte zorluk derecesi yüksek anlardan değil. Mesela o an çocuğumuz “benimle oyna” dediğinde ve “tamam” dediğimizde bedenen orada ama ruhen başka başka alemlerde, bazen instagramlarda, facebooklarda oluyoruz ya, bundan vazgeçeceğiz. Verdiğimiz sözü tutacağız, zor da olsa kendi kendimize tekrar edeceğiz; “Çocuğumla oyun oynuyorum, şimdi oyundayım ve oyun kuracağım ya da onun oyununa gireceğim çünkü şu an oyun oynuyorum”.

Deli saçması gibi geliyor ama inanın asıl o sırada akıllı telefonda olmaktan daha deli saçması değil. Oyunda o anda varolmak bir adım, bittikten sonra oyun bir kahve yapacağız kendimize, başka hiçbir şeyle ilgilenmeyip sadece kahve içeceğiz. Yanına kitap, bilgisayar vs almadan, sadece kahvemizi içeceğiz. Bir kaç kez tekrarlayacağız belki; zira insan ihtiyaç duyuyor “kahve içiyorum, kahvemi yaptım ve şu an kahve içiyorum” diye… Kahvemizi yorumlayacağız “tadı şöyle-tadı böyle kahvemi içiyorum, şu anda bunu yapıyorum” diye. Hakikaten delilik değil mi? Anda kalmak delilik? 

Zira insanı mutlu edecek yegane şey bu.İnsanı farkında tutacak,kaygılardan uzaklaştıracak yegane şey bu.

Peki hiç plan yapmayacak mıyız?

Bu başka bir yazının konusu. Farkındalığımızın bulaşık yıkamaktan ibaret olmadığı güzel günlere :)




Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Aysun Karakaya profil resmi
  • B.bade atar profil resmi
  • Elif Bozkurt profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi

Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...