Çocuk

Anne Olmanın Zor Zamanları

meringue-888338_640

Sevgili Uykusuz Anneler,

Deneyimli bir ebeveynden, anne olmanın zor zamanları ile ilgili bu ilginç tespitleri yayınlamak istedik. Katılmadığımız/katılmadığınız noktalar olsa da bazı anları bizler de yaşamış veya yaşayacak olabiliriz. Ne dersiniz?

 

Arkadaşlarım arasında en önce benim çocuk sahibi olmamla, şimdi herkesin tavsiyelerim için bana geldiği bir devredeyim.

“Oğulların çok keyifli, çok yetişkin ve çok kibarlar. Sırrın nedir?” diye soruyorlar.

“Onları öldürmeyin.” diye cevap veriyorum.

Ben ne zaman bu cevabı versem insanlar gülüyorlar. “Hayır, cidden,” diyorlar. “Cidden,” diyorum, “Onları öldürmeyin. Bunu isteyeceksiniz, ama yapmayın.” Gülmeyi bırakıyorlar ve bana bir daha tavsiyemi sormuyorlar.

Fakat bu önerim üzerinde duruyorum. Onları öldürmeyin. Bunu yapmak isteyeceksiniz, ama yapmayın. Doğumdan hemen sonraki uykusuz geceler dışında, ebeveynlik aşk ve keyif dolu sihirli bir armağanmış gibi yapıyoruz. Bazen öyle. Bazen kalbiniz anlaşılmaz şiddetli bir aşkla oluyor. Çocuklarınız için ölebileceğinizi biliyorsunuz ve onlara bir şey olursa ölürsünüz. Onlarsız bir hayat düşünemiyorsunuz.

Ama diğer zamanlar da var.

Diğer zamanların olmadığını düşünmeye çalışıyoruz. İyi ebeveynlerin (özellikle de annelerin) anne babalığın her dakikasından keyif alacağını varsayıyoruz. Bu, inanıyorum ki, kadınlara sıkıntı veren bir durum. Bu, kadınların sırtına yüklenmiş olan anneliğin eşitsizliğini sorgulamalarını engellemek içindir. Daha fazla sorgulamalarını engellemek için. Onları sessiz tutmak için. Ve bu tehlikelidir. Tehlikeli ve geçersiz ve bunaltıcı. Bir bebeğiniz var ve bu yaşanan, kimsenin size anlatmamış olduğu bir durum. Öfke ve hayal kırıklığı duygularıyla ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuz. Kötü bir annesiniz; bunu düşünüyorsunuz çünkü böyle hisseden tek anne sizsiniz. Konuşacak, yardım edecek kimse yok. Aksi takdirde anneliğe uygun olmadığınız için hüsran duygusu yaratırsınız. Ayrıca, yaptığınız iyi şeyler için de takdir görmenizi engeller. “Bundan keyif duymayı hak etmiyorsun” diye düşünürsünüz; “Sen kötü bir annesin.”

Anne olmak başınıza gelebilecek en güzel şeylerden biridir ve başınıza gelebilecek en kötü şeylerden de biridir. Dolayısıyla, anne-baba olmak için ve yeni anne baba olmak için eğer öneri istiyorsanız benimki şöyle:

Ebeveynliğin ilk yılı hayatınızın en zor yılıdır. Cehennem gibidir. Eğer bunu zararsız atlatmayı başarabilirseniz ve eşinizi ya da sokaktaki sıradan birini de öldürmediyseniz, bütün ödülleri hak etmişsinizdir.

Çok yorgun olduğunuzdan bacaklarınızın titrediği geceler olacak. Sadece sizin kucağınızda gezdirilirken sessiz durabilen ve bir yere koyar koymaz ağlamaya bağırmaya başlayan, dünyanın en kötü bebeğini tutuyor olacaksınız.

İçinizde daha önce hissetmediğiniz kadar öfke hissedeceksiniz. “SENİ SADECE SEVMEK İSTİYORUM NEDEN BENİ YIPRATIYORSUN” diye beyniniz bağıracak. Bu, bebeğinizi ağlıyor da olsa sadece bir dakikalığına bir yere koymak istediğiniz zamanlar olacak. Kollarınızı kovuşturun ve düşünün, “Onu silkme. Onu atma.”  ve aslında hiç hak etmediği kadar kibarca onu yatağına koyun. Odadan çıkın. Eğer gerekirse, evden çıkın. Sadece birkaç dakika; tekrar sakinleşinceye kadar.

Çocuğunuzun size gülümsediği zamanlar olacak, öpücük için eğildiği zamanlar; ve yeşil sümükten kabuk bağlamış burnuna ve salyaları akan ağzına bakınca şöyle düşüneceksiniz “Allahım, sen ne pis bir yaratıksın.” Ve bu doğru, o pis bir yaratık. Burnunu silin ve onu öpün.

Büyüdüğü zaman, yemeğinden bir lokma alsın diye savaşacaksınız. Bir elinizle ağzını açıp, diğeriyle de boğazından yemeği tıkmaya çalışacaksınız. Bunu yapmayın.

Elindeki çatalı, sırf gözüne batmasın diye elinden almaya çalıştığınızda yerde dövünüp bağıracağı zamanlar olacak. Kollarından yakalayıp onu dışarı atıp kapıyı arkasından kilitlemek isteyeceksiniz. Bunu yapmayın.

“UYUMAYACAĞIM! UYKUM YOK!” diye odasından bağırışlarını ve oyuncaklarını fırlatışlarını duyacaksınız. Sakın odasına gitmeyin. Annenizi ya da bir arkadaşınızı çağırın. Size bazı fıkralar anlatmalarını isteyin.

Tuvalete alıştırdığınız dönemde, sırf size zorluk olsun diye, topluluk içine çıktığınız zamanı bekleyip pantolonuna kakasını yapacak. Çocuğunuzu sabotajla suçlamayın. Ona sizi neden mahvettiğini sormayın; çünkü bilmiyor. Eve getirin, yıkayın ve kendinize bir içecek koyun.

Size konusu, karakterleri ve sonu olmayan hikayeler anlatacağı zamanlar olacak. “BU DUYDUĞUM EN BERBAT HİKAYE” çığlığı atma ihtiyacınızı bastırın ve bunun yerine, o esnada marketten alınacakların listesini ya da çocuksuz tatil planları yapıyor da olsanız “Aa cidden mi?” diye yanıt verin.

Candy World oyununu çöpe atmayı düşüneceğiz zamanlar olacak. Bunu yaparsanız, çocuğun görmediğinden emin olun böylece nereye kaybolduğunu açıklamak zorunda kalmazsınız.

Çocuğunuzun kapıya vurup, “Orada ne yapıyorsun?” diye sormadan rahatça tuvalete girmeyi istediğiniz zamanlar olacak. Ona kızmayın. Onun yerine “Ayın nerde bir bak istersen?” diyin ve böylece ayısını aramaya gidecektir. Bir ayısı olmasa bile…

5 veya 6 yaş civarında size fıkralar anlatmaya başlarlar. Bu fıkralar dünyanın en kötü fıkralarıdır. Belki bunların fıkra olduğunu bile anlayamayacaksınız. Yine de çok komik olduğunu söyleyip gülün. Komik değil ama onların bunu anlamalarına daha çok zaman var.

Evin içinde yaramazlık yapıp, evi yıkıp dökmeye başlamadan önce rahat edeceğiniz sadece birkaç seneniz var. Bu zamanların kıymetini bilin. Sonrasında da zaten ergenlik başlıyor.

12 veya 13 yaş civarında kokmaya başlayacaklar. Gerçek anlamda. Çürümüş meyve ya da hormonlardan meydana gelmiş gibi kokacaklar. Endokrin hormonunda dengesizlik olduğundan endişe edeceksiniz. Arabada camları açmak zorunda kalacaksınız. Deodoranta bulamak isteyeceksiniz. Giysilerini ve iç çamaşırlarını yıkamak yerine yakmak isteyeceksiniz. Ona sakın sormayın. Henüz bunun farkında değil. Çantanızda ekstra deodorant taşıyın.

Bu yaşlarda duygularının hiçbirini anlayamazsınız. Neden üzgün olduğunu bilemezsiniz. Arkadaşlık dramları tamamen tuhaftır. Tartışmaları mantık dışıdır. “Fikirlerinin değeri yok çünkü çok anlamsız” diye bağırmayın. Çünkü onun için de anlamlı değil aslında. Ama onun için gerçek. Unutmayın şu anda %90 hormonlar mevcut.

Bu yaşlarda, alay etmeyi keşfederler. Size bakıp gözlerini devirirler. Ona vurmayın. Onun yerine, her göz devirmesi için ekstra ceza olarak ona evde bir görev verin.

Ergenlik çağı olması sebebiyle bu dönemlerde aşırı duygusal şarkıları bulur ve günün her dakikasında dinler. Gereksiz bir duygusallıkla ve çatallaşmış sesiyle şarkıyı söyler. Ona müzik zevkinin kötü olduğunu söylemeyin. Onun yerine ileride ona dinletmek üzere sesini kayda alın; ve 25 yaşına geldiğinde aleyhine delil olarak kullanırsınız.

Bu yazdıklarımın hepsi ve hatta daha fazlası olacak. Bunların üstesinden gelirken çocuğunuzu oturma odasında şutlamadan durursanız, bu ebeveynliğiniz için çok iyi bir meydan okuma olacaktır. Dünyanın en kötü misafirini evden atmadığınız için bir ödülü hak ediyorsunuz. Bunları bilin ve kendinizi hissettikleriniz için dövmek yerine; arkanıza dayanın. Çocuğunuzun her bir gülümsemesinin, sarılışının ve duyduğunuz aşkın keyfini çıkarın, ve bunu hak ettiğinizi bilin.

 

 

 

 

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/ijeoma-oluo/parenting-advice-dont-kill-them_b_6812908.html

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Rebecca Lapham kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Dulcie Fairchild kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Angeline Noskowski kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi