Anne Ruh Sağlığı Anne-Baba Editörün Seçimi Lohusalık

Annelik Yarası*

 

                                    

Bir anneden sonraki jenerasyondaki anneye aktarılan yara, yük, sorumluluk olarak tasvir edilen ‘annelik yarası’ kavramını ilk olarak Dr. Oscar Serralach’tan duyduk. Avustrulya’nın kırsalında aile hekimliği yapan Serralach annelik yarasını hem çok eski, hem modern bir olgu olarak tanımlıyor ve bilinçsiz olarak öğrenilen, anneden kızına aktarılan bir davranış olarak nitelendiriyor. Doktora bu toplumsal bir konu olan annelik yarasını, iyileşmenin biz ve çocuklarımız için nasıl olabileceğini sorduk. 

Annelik yarasını tanımlar mısınız?

*Annelik yarası basitçe annelerimiz tarafından gelen ve nesilden nesile aktarılan bir yük olarak tarif edilebilir. Kadının toplum içindeki potansiyelini ve gücünü keşfettikçe artan bu acı ve ıstırap önceki jenerasyonlardaki kadınlardan öğrenilen davranışları içselleştirmeye zorlar. Annelik yarası, kadını ataerkil toplum içinde anneliğin getirdiği bilgeliğin reddedilmesi ile başlayan kadının yaşadığı zorluklardır.

Batılı toplumların 400 yıldır devam eden, sosyal eşitsizlik, adaletsiz miras paylaşımı, oy vermede ayrımcılık, güç ve cinsiyet dengesizliği gibi her konuda yürütülen bir anti-kadın ajandası oldu. Bu ajanda kadınlara parıldamamalarını, küçük kalmalarını ve başarılı olacaklarsa bile bir maskülen duruşla bunu yapmalarını söyledi. Ustalık isteyen yöntemlerle kızlara güçlü olmanın ilişkilerini zedeleyeceği mesajını verdik ve kadınlara ilişkilerinin değerinin her şeyin üstünde tutulması gerekliliğini öğrettik. Kadınlar için başarı ölçüsü erkeklerinkinden çok daha farklı; kadınlara başarının bazen utanılacak bir şey olduğu öğretildi. Bu statüko bürokratik yapı, medya ve öğrenilmiş davranışlar (sosyal programlama da denebilir) sayesinde sürekli canlı tutuldu.

Bir kadın toplum tarafından engellendiğinde, görmezden gelindiğinde veya geriye çekildiğinde ne olur? Kadının enerjisi içine döner; Bu durum benimle ilgili, benim yüzümden böyle. Bu kendi kendine olan negatif konuşma sürekli tekrarlanır. Toplumsal düzeyde annelik yarası, bu programlamanın kadınlara karşı ve nesiller boyunca ebedileştirilmesini temsil eder.

Annelik yarasının modern batılı toplumlar dışında kökleri var mıdır?

Annelik yarası binlerce yıldır var. Persephone ve Inanna karakterlerinde olduğu gibi antik hikayelerde dahi karşımıza çıkıyor. Anneliğin dört ana fonksiyonu: Beslemek, korumak, güçlendirmek ve öğretmek. Antik hikayelerde beslenen, korunan ve güçlendirilen kız çocukları öğrenme aşamasına geçmez ya da anında kadın çağı dönemine geçerler. Bu standart hikayelerde annelik bağı manifestosu kız çocuğunu tamamen baskın bir kraliyet soylusu kadın olmaktan alıkoyar. Modern toplumda kız çocuğunun bu girişimleri herkes ve toplumun her tabakası tarafından engellenir. Kız çocuklarına harika bir kadın olmalarının yolu açılmaz. Annelik yarası ile ilgili şu durum çok zorludur; nesiller boyunca yara almış anneler bilinçli olmayan bir şekilde ataerkil toplumun direttiği gibi kızlarını yaralamayı sürdürürler.

Annelik Yarasını Nasıl İyileştirebiliriz?

Büyük resim: Çözüm annelik sisteminin evrimleşen kökeninde yatıyor ve şu anki ataerkil sistemin nesiller boyunca çok zararlı ve tehlikeli bir sistem olduğunu ortaya koyuyor.

Başlangıç olarak: Annelik yarasının iyileştirilmesi ile ilgili en önemli adım kızkardeşlik bağlarının oluşturulması yani diğer kadınlarla kadınlık bağlarının kurulması. Bu yolla bilinçli şekilde bir sosyal programlamayla kızlarımızın güçleri ve potansiyelleri ile ilgili farkındalıklarını sağlayıp, gelişimlerini destekleyebiliriz.

Kişisel düzeyde: Annelik yarası iyileşmek ve dönüşmek için bir fırsattır. Dönüşmek eylemi çocukluğumuzdan beri taşıdığımız travmalar ve yaraların tamiri ya da yok edilmesi demek değildir. Dönüşmek, hayatınızdaki zorluklar ile yeni bir ilişki ve bağın kurulması durumudur.

Kızlarımızı nasıl güçlendirebiliriz?

Kızlarımızla konuşurken duyarlı ve düşünceli hareket etmeliyiz. Toplumda çok fazla düşünce kadının nasıl göründüğü ile ilgilidir. Genelde bir yetişkin bir çocukla konuşurken eğer bu bir oğlan çocuğu ise yorum ve sorular oğlan çocuğunun ne yaptığı ile ilgilidir. Bu konuşma kız çocuğu ile yapılıyorsa yorum, soru ve eleştiriler kız çocuğunun nasıl göründüğü ile ilgildir. Bu durum sosyal programlanma ile ilgili ilginç bir örnektir. Buradan yola çıkarak erkekler odaklanmaları gereken en önemli şeyin yaptıkları, kadınlar ise nasıl göründükleri ile ilgilidir.

Babalık yarası diye bir şey var mıdır?

Babalık yarası daha az konuşulur ancak dengeli ve sağlıklı toplumlarda bu nesillerden nesillere aktarılan durumun da incelenmesi eşit derecede önemlidir.

Babalık yarası durumunda baba nasıl erkek olunacağı ile ilgili referansları sağlar. Bebek gibi ağlama, süt çocuğu olma, korkaklık yapma yönlendirmeleri oğlan çocukların duygusal potansiyellerine ulaşmalarını engelliyor. Bununla beraber onları hangi maskülen ve feminen prensiplerin önemli olduğu ve bu prensiplerin harmanlanarak kendileri ve ilişkilerine nasıl yansıtacaklarını öğretmeliyiz.

Peki karşı cinsteki ebeveynler? Anneler ve oğulları, babalar ve kızları?

Karşı cinsteki ebeveynler tabii ki çocuğun sosyal ve duygusal pusulasının oluşmasında kritik bir rol üstlenir. Bizim aynı cinsteki ebeveyn sayesinde kendi cinsiyetimizin gücünü fark ederek bağ kurarız. Bir anne ise oğlu için feminen dünya ile oluşturulan ilk bağdır. Baba da kızı için masküleniteyle ilk bağlantısıdır.

Oğlan çocukları için annelik yarası kadınlığın karanlık bir şekilde algılanması eğilimine yol açabilir. Kızlar için babaları, erkeklerle ilişki kurmak için bir baz olabilecek ifadenin maskülen dili, beklentiler gibi temel konularda bir model olurlar. Babalar ve kızları arasındaki dinamikler kızların gelecekte hangi profildeki partnerleri seçeceği ile ilgili kararlarını etkiler.

Annelik yarası ile doğum sonrası depresyon arasında bir bağ var mı?

İdeal olarak bir çocuğun doğumu, topluluğun bir araya geldiği, gereken desteğin verildiği ve topluluk bağlarının kuvvetlendiği bir süreçtir. Bu senaryoda anne fiziksel ve duygusal olarak iyileşmiş, onore edilmiş ve annelik rolü dolayısı ile destek almıştır.

Gerçekte ise aileler hem lokasyon olarak hem de göstermek istedikleri destek yeteceği açısından daha uzaktadırlar. Bugün topluluklar çok sıkı bağlarla birbirine bağlanmıyor, komşularımızla aramızdaki yüzeysel ilişki en iyi ihtimalle oldukça kibar temeller üzerine kurulu, insanların komşularını bile tanımadığı bir toplum yapısı var.

Doğum sonrası dönem genel olarak annelerin ve ailenin izole olduğu, aklının karışık olduğu, yetersiz destek alınan bir dönem. Bu şartlar doğum sonrası depresyonuna zemin hazırlıyor. Annelik depresyonu da annelik yarasının tetikleyicisi durumunda. Düşük fiziksel enerjisi ve kısmi mental berraklığı olan anne, kendi ile ve çocuklarıyla anca uğraşacak enerjiye sahiptir, başkalarının desteğine ihtiyaç duyar; kızkardeş, anne ve toplum.

El birliğiyle annelik yaralarımızı iyileştirirken toplum için bir çıkarımınız var mı?

Evet, mutlaka. Toplumumuz tamamen raydan çıkmış durumda ve kollektif annelik yarası toplumun iyileşmesi önünde önemli bir engel. Kadınların sağlıklı olduğu bir toplumda savaşların ya da çevre karşıtı kapitalizmin ayakta kalmasının mümkün olamayacağını düşünüyorum.

Sık sık 2009 Vancouver Barış Zirvesi’nde Dalai Lama’nın çok bilinen şu sözünü hatırlıyorum: Dünya batılı kadınlar tarafından kurtarılacak.

Bu sözde büyük bir doğruluk payı olduğunu ve batılı annelerin önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Anneler birleştikçe, kızkardeşlik bağları kuvvetlendikçe aileler daha bir arada büyüyebilir, komüniteler kimliklerini bulabilir, toplumlar anlamlarını ve gerçek güçlerini tekrar kazanabilir.

Yazı ve görsel:

https://goop.com/work/relationships/healing-the-mother-wound/

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • kbnmsvvrm kullanıcısının profil fotoğrafı
  • saijichi1980 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Travisdiock kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi