Anne-Baba Uykusuz Baba

Baba Olarak Değişim Sürecim

bilgili baba (2)

Erkeklerin bir gün baba olacağı düşüncesi kadınların annelik hayalleri ve isteklerine göre çok daha farklı bir süreçten geçiyor. Bu durumun hem fizyolojik hem de toplumsal nedenleri olmakla birlikte biz erkeklerin kesinlikle baba olduktan sonra bir değişim süreci yaşadığı bir gerçek 🙂 Ben de bu değişim sürecini yaşamış bir baba olarak çocuk sahibi olmadan önce nasıl biri olduğumu ve nasıl bir babaya dönüştüğüme dair kendi tecrübelerimi anlatacağım bu yazımda.

Çocuk sahibi olmadan önce nasıl birisiydim? İşte gerçekler 🙂

  • Ben baba olana kadar geceleri karanlık bir ortam dışında asla uyuyamazdım. Odanın içerisine girecek herhangi bir ışık bütün uykumun berbat olması için yeterliydi.
  • Çabuk uyanan ve sese duyarlı bir insan olarak, uyurken herhangi bir sese hemen uyanabilirdim. Tabi uyandıktan sonra o sese neden olan her neyse vay haline!
  • Günde 8 saatten 1 dakika az uyuduğum zamanlarda tüm günü kendime zehir edebilirdim. Hele hele gece uykumdan uyandırılıp, tekrar uyumam söz konusu bile olamazdı.
  • Henüz çocuk sahibi olmadığım halde çocuklar ve aileleri ile ilgili inanılmaz tespitlerim vardı benim. Eğer bir çocuk herhangi bir nedenle ağlıyorsa sebep çok netti: Anne ve babası neden ilgilenmiyordu? Müthiş nokta atışı tespitler…
  • Çocuklarla ilgili tüm algılarımın kapalı olduğunu söyleyebilirim yani elbette düşüncesiz bir insan değildim ama çocukların dünyasını henüz anlamamış biriydim 🙂
  • Özellikle yolculuklarda eğer bir çocuk ya da bebek ağlarsa dünyayı kendime dar ederdim. Niye bu otobüse bindimler mi dersin, yahu hep mi ağlayan çocuklar beni bulurlar mı dersin? Tüm şikâyetlerimi sıralardım. Az biraz tahammül göster değil mi?
  • Çocuklarla katiyen oyun oynayabilen birisi değildim. Zaten bu yüzden çocuklar da bana pek gelmezdi 🙂
  • Tüm bunlara rağmen ben kesinlikle her zaman çocuk sahibi olmak isteyen birisi oldum. Bu konuda en ufak bir tereddüdüm hiçbir zaman olmadı. Evet, çocukların dünyasını anlayabilmiş biri değildim ama bu çocuk istememe engel değildi.

 

İnsan hayatında her gün farklı bir şey yaşıyor ve öğreniyor. Ben baba olmadan önce sanıyordum ki bebeği kucağıma alınca bir duygusallık olacak böyle bir anda baba gibi hissedeceğim. Oysa eşimin ilk çocuğumuza olan hamileliğinin henüz 25. haftasında erken doğum riskini öğrenmemizle baba olmanın ne demek olduğunu çok önce anladım. Dünyaya gelecek bu bebeğe karşı bir sorumluluk duygusunu ilk defa çok net hissettim. Dolayısıyla bu durumu eşim tek başına göğüsleyemezdi ve ben de bir şekilde konuya dâhil olmalıydım. Bu konunun detaylarına çok girmeyeceğim ama özetle doğum hikâyemiz kızımın 34. haftasında hiç küveze bile girmeden sağlıklı bir bebek olarak hayatımıza girmesiyle mutlu bir şekilde sonlandı, pardon başladı 🙂 Bu süreç aynı zamanda henüz çocuğumuz doğmadan önce benim bir baba olarak sorumluluklarımı ciddi olarak fark etmeme de sebep oldu.

 

 

Peki, bebeğimiz doğduktan sonra neler oldu ve ben nasıl değiştim? 

  • Işıkta uyumam demiştim değil mi? Kızımız hayatımıza katıldığı günden sonra bir daha hiç karanlıkta uyumadım ben 🙂 Onca sene ışık görmemiş bünye de haliyle bu durumu kaldıramadı ve başlasın uykusuz geceler. Tabi bu da bir alışma süreciydi, bir süre sonra odadaki kısık ışık değil gözüme spot ışık tutacak olsanız mışıl mışıl uyuyacak kıvama geldim.
  • Neymiş efendim eğer ses olursa uyuyamazmışım. Tabi tabi 🙂 Şu an davul zurna yanımda halay çekilse uyur, bir de rüya görürüm hiç bozmaz beni.
  • Demek 8 saatten az uyumazmışım. Yesinler 🙂 Geceleri yarım yamalak uyuduğum birkaç saat ile ertesi gün işyerinde üst üste 5 toplantı çıkarabilen yerli Robocop’a dönüştüm ben.
  • Bence bilimsel olarak ciddi ciddi araştırılması gereken bir durum yaşıyorum. Örneğin gece çocuklardan birisi uyandığında tekrar uyutmak için yanına ben gidersem, çocuğu uyutana kadar açık bir bilince ulaşıyorum. Sonra uykumun kaçtığını zannettiğimden su içip, sosyal medyaya göz gezdirdiğim filan oluyor. O kadar geçen süreye rağmen tekrar uykuma geri döndüğümde ise sanki film arası vermiş gibi rüyama kaldığım yerden devam edebiliyorum.
  • Boşuna demiyorlar “büyük lokma ye büyük konuşma” diye. Çocuk sahibi olmadan önce işkembeden salladığım tüm tespitlerimi bir bir yuttum sonrasında 🙂 (Bu arada işkembe çorbasını da çok severim.) Şimdi çocuk sahibi olmadan kendince tespitlerde bulunan insanlara tebessüm ediyorum sadece. Mantıklı ve yapıcı yorumlara her zaman kapım açık elbette.
  • Kendimle ilgili yaşadığım bu durumlar dışında benim gerçekten farkına vardığım bir konu oldu. Ben çocuklarımın sorumluluğunu, bakımını ve ihtiyaçlarını tek başına anneye bırakacak kadar bencil bir insan olamazdım. Bir annenin çocuklarına ne kadar sorumluluğu var ise ben de hep aynı sorumluluğu hissettim. Yok, yok emzirmek hariç tabi ki!
  • Eğer eşler arasında sorumluluklar eşit ise; çocukların ihtiyaçları ve gelişiminde de bu müşterek durum devam etmeliydi. Bir erkek olarak kendimi eşimden hiçbir zaman ayırmadım. Yani evi dişi kuş yapmadı, ben de avlanıp eve et getirmedim sadece. Yani hayata böyle bakmadım. Dolayısıyla çocukların ihtiyaçlarında ve bakımında kendimce bahanelerim olmadı, olmamalıydı.
  • Bir diğer konu ise; çocuk bakımı eşimin isteği üzerine yaptığım bir şey olmadı benim için. Yani sırf eşim rica ediyor diye kızımın ya da oğlumun yemeğini yedirmedim mesela. Çocuklarla ilgilenmek rica üzerine olan tek taraflı bir konu olmamalıydı çünkü ricayla ancak bir yere kadar gidebilirsiniz.
  • Bir başka durum ise çocuklarla ilgilenirken her zaman kendime ve eşime dürüst davrandım. Örneğin o gün işten eve baş ağrısıyla gelmişsem, çocuklarla ilgilenmek yerine müsaade isteyip uyuyabilen bir insanım. Kendimi iyi hissetmiyorsam ne kendimi ne eşimi ne de çocukları kandırmanın lüzumu olmadığını düşünüyorum. Bu durum eşim için de geçerli elbette. Sonuçta evlilik bir denge işi.
  • Benim hayata bakışımda “Eşine destek olmalısın” gibi cümlelerin bir yeri yok açıkçası. Bu cümle bana zoraki kurulmuş bir cümleymiş gibi geliyor, sanki bir tavsiyeymiş ve mecbur olmadığın halde iyilik olsun diye başkasına yardım etmek gibi. Müşterek hayatta yardımlaşma değil adalet ve eşitlik vardır. Ben buna inanıyorum. Dolayısıyla çocuklar içim ben eşime yardımcı olmuyor, bir baba olarak yapmam gerekeni yapıyorum.
  • Ayrıca çocukların gelişimi yalnızca annenin sorumluluğuna bırakılmayacak kadar kritik konu benim için. Eğer eşim bir hata yapıyorsa bunu fark edip düzeltmek için benim de bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Aynı durumda, benim çocuklarla olan davranışlarımda hatalarım varsa eşim düzeltmelidir. Özetle çocuk gelişimi tek kişinin karar ve inisiyatifine bırakılmamasını ve anne baba olarak herkesin bu oyunun içerisinde olması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla baba olduktan sonra her zaman ben de bu oyunun bir parçası olmaya gayret ettim hep.

Değişen dünya ve toplumumuzda artık babalar da çocuklarıyla en az anneler kadar ilgileniyor. Henüz yeterli değil daha çok olması lazım elbette ama ciddi bir artış olduğunu gözlemliyorum. Bu gerçekten çocukların sağlıklı birey olmalarında da oldukça önemli bir konu. Çünkü bir çocuğun duygusal gelişiminde yalnızca annesinden değil babasından da öğrenecek çok şeyi var. Dolayısıyla biz babaların da önemli sorumlulukları bulunuyor. Bu sorumlulukların farkında olup babalar olarak daha fazla rol almalı ve çocuklarımızın gelişiminde söz sahibi olmalıyız. Ancak bu sayede daha mutlu ve başarılı çocuklar yetiştireceğiz. Geleceğimiz sağlıklı nesiller ile var olacak bu yüzden biz babaların da önemli sorumlulukları bulunuyor.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Bilgili Baba

    Bilgili Baba



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Sendogan Yazici kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Özge Doğan kullanıcısının profil fotoğrafı
    • asuman kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL

    Benzer Yazılar

    Editör'ün Seçimi