Uncategorized

Babaları Nasıl Dahil Ederiz- Bir Aile Meselesi

Babalar gününün olduğu dönemde medyada sıkça “pozitif baba imajı”nın pompalandığına şahit olduk. Onlarca yıldır babalar ve ailelerle yürütülen araştırmalar yapan akademisyenler, tabi ki babaların bu şekilde onore edilmesinden memnuniyet duydu. Tıpkı annelerin , anneler gününde onore edildiği gibi. 

Peki ya babalar günü haricinde yılın geri kalanında babaların ailedeki rolünü nasıl yorumluyoruz ? Babalar söz konusu olduğunda şu serzeniş kafasından geçmeyen anne yoktur: Neden gece yarısı ağlayan bebeğin sesini duymazdan geliyor? Neden sadece evin dışındaki işlere odaklanıyorlar? Teşhis, muhtemelen erkeklerin çocukları ile vakit geçirme konusunda daha az motive olmaları ve çocuk ya da annenin ihtiyaçlarını algılayamamaları. 

Toplumda, babalık rolünü yerine getirmeyen erkekler olması şüphe götürmez bir gerçek ancak son otuz yıllık tecrübemiz bize başka bir hikaye anlatıyor. İşçi sınıfı, orta direk ve düşük gelir düzeyli ailelerle yaptığımız araştırmalarda, erkeklerin, kendi babalarından daha çok işin içine girmek istediklerini, daha ulaşılabilir olmayı arzu ettiklerini duyduk. Peki onları alıkoyan nedir ?

Erkeklerin aktif rol almamasının önündeki etkenleri tespit etmeye çalıştık. Öncelikle, ebeveyn uzmanlarının verdiği mesajlar büyük çoğunlukla annelerle ilgili. Babaların çocuk yetiştirmeye dahiliyetlerine ilişkin büyük bir talep olmasına rağmen, akademik araştırmaların ezici bir çoğunluğu , anne ve çocuğa odaklanmış durumda. Ebeveynlikle ilgili kitapları incelediğimizde ise tamamına yakınının annelerin okuması amacıyla hazırlandığını net olarak görüyoruz.

Sağlık sigortası acentaları ve diğer organizasyonlar ise farkında olmadan kayıtlarında dahi babaları çemberin dışında bırakıyorlar. Yasalar, hamilelik / doğum izninde sadece anne merkezli. Bu durum pediatrik  doktor ziyaretlerinde, okul kayıtlarında bile göze batıyor. Kayıtlarda ana kontak hep anne, okulda terslik olması durumunda önce anneler aranıyor.

Aile destek ajans ofislerini ziyaret ettiğimizde bekleme salonları ilgilimizi çekti. Duvarlar pastel renklerle bezenmiş; bebekler, anneleri ve çiçeklerle hep kadınlara adres tasarımlar öne çıkıyor. Bu ajansların çalışanları ise baskın şekilde kadınlardan oluşuyor. Tüm bunları yorumladığınızda, babaların aldığı mesaj net; babaların çocukları ile ilgilenmesinin, çocuk yetiştirmeye katkılarının değeri yok.  

Peki, bu engelleri nasıl ortadan kaldırırız ve babaları dahiliyetleri konusunda nasıl cesaretlendirebiliriz? Bazı organizasyonlar, sanki erkeklerin problemi düşük motivasyonmuş gibi, onları teşvik etme ve güdüleme yoluyla dahiliyetlerini arttırmayı amaçlıyor. Başka bir yaklaşım, erkeklerin babalık ve aile problemlerine odaklanan destek gruplarında, erkeklerin liderliğiyle çözüm arıyor.

Bu bakış açılarının yerine, araştırmalarımızda karşılaştığımız bir bulgudan yola çıktığımız bir yaklaşımımız var: babanın çocuk yetiştirmeye olumlu katkılarını öngörebileceğimiz en kuvvetli gösterge, erkeğin anne ile ilişkisinin kalitesi. Bu gösterge, ebeveynlerin evli ya da ayrı, zengin ya da fakir olmasından bağımsız olarak değerlendiriliyor.

Ebeveynlerin velayet ya da mal ayrılığı için kavga ettikleri ve çocuğun anneyle yaşadığı durumlarda, babaların çocuklarını düzenli ziyaret etmede yaşayabileceği problemleri tahmin etmek çok zor değil. Aile bir arada yaşıyorsa bile farklı zorluklar ortaya çıkabilir. Çocuk yetiştirme konusunda fikir ayrılığı yaşayan ve sürekli tartışan çiftler, “Çocuğa karşı çok yumuşaksın. Çocuğa karşı çok sertsin.” gibi konularda çekişmeler yaşarlar. Dengeli iletişim kurabilen ailelerde dahi, annenin “uzman” rolü konumlandırılmasıyla beraber, babanın çocuk yetiştirmeye dahiliyetinin sınırları belirlenmiştir.

Araştırmalarımızda ortaya çıkan en önemli bulgu şu: Babaların çocuk yetiştirmeye katkılarını teşvik etmek için, anne babalarla daha çok çalışmalıyız ve ebeveynlerin ilişkilerini ( sadece romantik açıdan değil, tam bir partner olma bilinciyle ) kuvvetlendirmeliyiz.

Dahası, ebeveynlik yerine çiftlerin ilişkisine odaklanan grupların sadece ebeveyn olarak etkinlikleri değil, birbirleriyle ilişkilerinde de olumlu gelişmeler olduğunu görüyoruz. Ebeveynleri daha iyi iletişen ailelerin çocukları daha az saldırgan ve utangaç; ebeveynlerinden yardım almayan çocuklara göre de okulda daha iyi notlar alan bireyler olduğunu gözlemliyoruz.

Tüm bu bulguların ışığında, California eyaletinde faaliyet gösteren “Çocuk istismarı önleme ajansı”, babaların çocuk yetiştirmeye dahiliyetiyle ilgili önemli çalışmalara fon sağlıyor, Smith College’den Marsha Kline Pruett ve Yale üniversitesinden de Kyle Pruett ile işbirliği yapıyor. Geçen sekiz sene zarfında, eğitimli personellerle beraber, Kaliforniya eyaletinin beş bölgesinde, farklı etnik kökenlerden 900 düşük gelirli aileyle görüşmeler yapıldı. Geleneksel anne odaklı yaklaşımın tersine, tartışma ve çalışma gruplarına babalar da 16 hafta boyunca dahil ediliyor. Bu gruplardan çıkan sonuçları, sadece babalardan oluşan gruplardan çıkan sonuçlarla karşılaştırdık.

İlk 300 ailenin dahil olduğu tartışma gruplarının bulguları ışığında yayınlanan ilk çalışmada dahi, baba ve çiftlerin olduğu gruplarda babaların çocuk yetiştirmeye dahiliyetleri 18  aylık dönem içinde arttı ve araştırmaya katılanların çocukları, çalışmayan dahil olmayan kontrol grubunun çocuklarıyla karşılaştırıldığında daha az davranışsal problemler sergilediler.

Çiftlerin katıldığı çalışma gruplarının elde ettiği faydalar çok daha fazla. Çiftlerin ilişkilerinde daha tatminkar olduğu ve ebeveynlik streslerinin de azaldığı gözlemlendi.

Babalar, çocuk yetiştirmeyle ilgili tartışmalarda daha geride durmayı tercih ederken, daha güvende hissettikleri gruplarda çocukları ve eşleriyle ilişkileri konusunda en az kadınlar kadar fikir ürettiler, paylaştılar. Bunu sağlamak için grup liderleri anneleri daha geride tutarak babaların katılımını sağlamayı amaçladılar.

İlk çalışmalardaki olumlu sonuçlardan sonra, başka bir 300 ailelik grupla başlatılan üçüncü bir çalışma grubu şu anda inceleniyor. Bu sefer, çocuk istismarı ve aile içi şiddet şüpheleriyle devlet kurumlarından yardım isteyen düşük gelirli aileler mercek altına alındı. İlk bulguları değerlendirdiğimizde, bu sefer daha tecrübeli ve eğitimli olan grup lideri personelin, ebeveynlerin problemlerini çözme stratejileri çok daha etkin olduğunu ve ebeveynlik stresi azalan ailelerin çocuklarının davranış problemlerinde artışlar olmadığını görüyoruz.

Buna ek olarak, babaların çocuklarının hayatlarına daha fazla dahil olma taleplerinin mantıklı bir nedeni de ortaya çıkıyor. Babaların aktif ve pozitif biçimde  çocuk gelişimini desteklediği ailelerin çocukları daha az davranış problem sergiliyor, okulda daha başarılı oluyor, uyuşturucu kullanımından uzak duruyor, seks hayatları daha uygun yaşlarda başlıyor ve yetişkin olduklarında çevreleriyle çok daha etkili iletişim kuruyorlar. Dahası; etkinliklerini arttıran balar finansal ve duygusal açıdan daha iyi işler ortaya koyuyor, daha sağlıklı bireyler oluyor ve kuvvetli bir yaşama amacına kavuşuyorlar.

Tüm bu getirileri göz önüne aldığımızca, babaların dahiliyetini basit bir şekilde talep etmek pek tabi ki yeterli olmuyor. Tam da bu nedenle, elde edilen sonuçları Kaliforniya geneline yaymak için Çocuk istismarını önleme ajansı işbirliğiyle aile grup çalışmalarımız devam ediyor.

Ailelerin büyük çoğunluğunun, ajanslarımızdaki çalışmalardan sonra başka hizmetler ya da yardım talep etmediğini anlıyoruz. Bu geniş çaplı araştırmanın mesajı oldukça net; babaların çocuk yetiştirmeye dâhil olmalarındaki en büyük etken; eşleri ile olan ilişkilerinin kalitesi oluyor. Bu yaklaşım, hem çocukları hem de kendileri için iyi sonuçlar doğuruyor.

 

Yazı https://greatergood.berkeley.edu/article/item/how_to_get_dads_involved_its_a_family_affair

Görsel www.pexels.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • UrsulaDable kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Editör Özge Doğan kullanıcısının profil fotoğrafı
  • seoborttt kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL
Editör'ün Seçimi