Yaşam

Bir babanın gözünden uykusuzluk

ark

 

Gerek kendi blogumda, gerek burada çok yazıyorum kendisiyle ilgili. Yok mühendis, yok şöyle bir baba, yok bunu dedi, yok bunu yaptı. E peki neden söz hakkı tanımıyordum ki? Hep söylüyorum doğumdan sonraki bir sene kendisine haksızlık yaptığımı, aslında onun da bazı şeylere ihtiyacı olduğunu fark etmediğimi… Meğer içini dökmek için bugünü bekliyormuş. Ben Şebnem, sık sık bahseler geldi gözümün önüne. Susayım, sözü ona bırakayım…

 

Uykusuzluk çok zor benim için. O kadar severim ki uyumayı. Her boşluk bulduğumda dinlenmek ve uyumak korkunç bir zindelik katıyor bana. Ya da alışkanlıklardan dolayı böyle hissediyorum. Sakın süre olarak ortalamadan fazlasının uykuma gittiğini düşünmeyin. Maksimum 7.5, minimum 6.5 saattir ortalama uykuya harcadığım nakdim.

İşte böyle bir bünyenin gerçek uykusuzlukla tanışması takdir edersiniz ki bazen acı bazen de acıdan ince haz alan bir yapıyla gerçekleşti. Başlarda kolaya kaçtım. Bünyeyi fazla yormadan bir geçiş dönemi oluşması için elimden geleni yaptım. Kayınvalidemin Irmak doğduğunda bizde kalmaya başlaması, dışarıya belli etmeden zihnimde sevinç çığlıkları atmama sebep oldu. Çünkü hem uykusuz geçecek gece sayım azalacak hem de her gün güzel yemekler yiyecektim. Yemek kısmını bir tarafa bırakalım. Uykusuzluğa odaklanalım.

Kayınvalidemin bizde kalabildiği kadar kalmasını (sanırım 40 gün) istememin büyük sebeplerinden biri de işteki performansımın düşmesine izin vermemem gerektiğiydi. Sanırım Irmak doğduktan otuz küsur gün sonra evine, kocasına geri dönmüştü ama ben “bari kızımın kırkı çıksın” bahanesiyle geri gelmesini rica etmiştim. Kırmayıp gelmişti sağ olsun. Yeni bir yerde çalışmaya başlamıştım ve öğrenme ve tanıma sürecinde açık vermemem ve bir an önce adaptasyonumu tamamlamam gerekiyordu. Bu yoldaki en büyük mücadele de uykusuzluğun getireceği yorgunluk ve performans düşüklüğü olacaktı. Dikkatimi toplamamı bozacak engellerden kaçmam gerekiyordu. Beynimin sol lobu her gün bana bunları hatırlatıyordu.

Ve sonunda kayınvalidem evine döndü. Artık gazı devam eden ve gece her an uyanabilecek bir “saatli bomba” ile birebir yaşam başlamıştı. Eşim bir süre tek başına gece mesaisine kaldıysa da havlu atması çok uzun sürmedi. Artık iş başa düşmüştü ve kırmızı kablo mu yoksa mavi kablo mu kesileceğine karar veren mekanizmaya ben de dahil olmuştum. Ama bir yandan da artık baba olmuş olmamın dürtüleri de ara ara yokluyordu. Tam olarak baba hissetmek kafadan 6 ay alıyor o ayrı. İşte bu dürtüler sayesinde kucağımda kızım gecenin bir yarısı, bir tavşan hoplaması gibi mi dersiniz yoksa bir sola bir sağa ayakucunda sessizce zıplayarak ilerleyen hırsız misali mi dersiniz bilemem evin içinde dört dönüyordum ve bu tam yorgunluk denemeyecek tarifi zor durumdan haz almaya başlamıştım.

Bebek uyutma sürecindeki bu intervaller şeklinde hareket etme işe de yaradı bu arada. Fazla kilolarımın 6-7 tanesini bu yolda şarampole yuvarladım.

Daldan dala atlayıp durdum ama inanın o günler hafızamda mikro patlamalar olarak geri geliyor. Derler ya ikinci çocuk yapma isteği, bir yandan da ilkinde yaşanan uykusuz gecelerin unutulmasıyla destek bulur kendine diye. Belki de doğrudur… İkinci kez baba olmayı düşünmeyen bir bireyim.

 

Arkın Seçkiner

 

Bir not: Hayır, uykusuzluk değil düşünmeme nedeni. Hep öyle söylerdi, 18 yaşından bu yana. Bırakın uykusuzluğu, evlilikle tanışmadan çoook önceden beri… 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Eceke kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Perihan Çıragöz kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Melek kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi