Anne Yazıları

Bir potansiyel suçlu nasıl yetiştirilir?

çocuk yetiştirmek

İrade; basit tarifiyle bir şeyi yapma ya da yapmama güdümüze karşı koyma gücümüzdür. TDK iradeyi bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü/ istenç olarak tanımlamış. Yani irade bizi bir şeyi yapmaktan ya da yapmamaktan alıkoyan bir güç.  Hepimiz isteriz ki bu güce sahip olalım ve hepimiz isteriz ki yetiştirdiğimiz çocuklar bu güce sahip olsunlar.

İstemek ve isteğine uygun davranış sergilemek bizim ebeveynlik stilimizde pek görülmüş şey değil ne yazık ki. Çocuklarımızın iradesi güçlü olsun istiyoruz ama anne karnından itibaren iradesini zayıflatmaya çalışıyoruz. Örneğin;

İradesi güçlü olsun istediğimiz bebeği “planlı ve konforlu sezaryen” ile doğurarak daha hayatının başında iradesini kullanma özgürlüğüne bir darbe vuruyoruz.

Büyümeye devam ederken de bu darbeler irili ufaklı indiriliyor bu kontrol mekanizmasına. Yemek yeme konusunda kendi iradesiyle davranmasına izin vermiyoruz mesela. “Çünkü yemiyor teyzesi!” Ya bir video açıp çocuğu aptal edip kaşığı ağzına sokuşturarak o anda ne yaptığının bile farkında olmayan çocuğu “besliyor” ya da yemek istemeyen çocuğu işkence yoluyla doyurmaya çalışıyoruz.

Uyku konusunda çocuğun kendi kontrol etme mekanizmasına başvurmaktansa sallamaya, ağlamaya bırakmaya, pışpışlamaya başvurmayı tercih ediyoruz çünkü o daha kısa sürede sonuç almamızı sağlıyor. Rutin oluşturmak, çocuğa uykuyu bir ihtiyaç olarak öğretmek ve her gün aynı saatte uyumasını sağlamaya çalışmak ebeveyn için hem daha yorucu hem daha zahmetli çünkü.

Tuvalete alışma sürecine ebeveyn karar veriyor ve çocuk korkutularak, cezalandırılarak ya da ödüllendirilerek tuvalete koşullandırılıyor. Öğretmiyoruz. Koşullandırıyoruz.

Çocuk bir taraftan sürekli bir “sen yapamazsın, sen anlamazsın” bombardımanı altında. Anne-baba onayı olmadan konuşamayacak, oturup kalkamayacak hale geliyor. Diğer taraftan her istediği yapılarak, her istediği alınarak iradesini kullanmak zorunda kalmadan isteklerine anında ulaşıyor. Dünyadaki tek çocuk kendisiymiş gibi yetiştirdiğimiz için dünyadaki tek insan kendisiymiş ve tek gerçekler onun istekleriymiş gibi davranmayı öğreniyor.

Eğitim hayatına başladığında bayrağı öğretmen devralıyor. Yalnızca davranışları durdurmak üzerine konumlanmış disiplin anlayışı ile çocuk ödül/ceza bombardımanında iradesini kullanmasına gerek bile kalmadan korku ya da rüşvetin yönlendirmesiyle güdülerini denetim altında tutmaya çalışıyor. Öğretmene çaktırmadan suç işlemeyi başarı olarak görüyor. Ebeveyne çaktırmadan kendine ya da başkasına zarar vermeyi normal olarak görüyor.

Robotik şekilde yetişmiş bu çocuğun, hayatının hangi alanında irade gösterebileceğini düşünüyorsunuz peki? Tabii ki hiçbir zaman kendi iradesiyle hareket edemiyor. Anne- baba- öğretmen kontrolü üzerinden çekildiği anda da güdülerinin esiri oluveriyor.

Güdülerini kontrol etmeyi öğrenememiş bu birey artık çevresinde bir kontrol mekanizması olmadığının farkına vardığı anda potansiyel bir suçlu haline geliyor. Kendine ya da başkasına zarar vermemesinin tek engeli olarak hukuki cezaları görüyor artık. Mesela, emniyet kemeri takması için trafik polisine yakalanma ihtimali olması, alkollü olarak direksiyon başına geçmemesi için o bölgede çevirme olacağını biliyor olması, bir malı ya da parayı çalmaması için, birine fiziksel zarar vermemesi için yakalanacağından korkması gerekiyor. Korkmasına gerek olmadığı durumlarda güdülerine uygun hareket etmekte tereddüt etmiyor. Yasalar kendisinden yanaysa ya da arkasında sağlam bir dayanağı varsa kuralları çiğnemekten kaçınmıyor.

Kendi yaşamının ve davranışlarının sorumluluğunu tam olarak almayan birinin, iradesini kullanabilmesinin bir yolu yok ne yazık ki. Çünkü başına gelen her şey için, bir başkasını onu durdurmamakla ya da durdurmakla suçlayacak.

İradesi güçlü insanlar yetiştirmenin tek yolu ise çocuğun davranışlarının sorumluluğunu mümkün olduğunca küçük yaşlarda kendi ellerine bırakmak.

Düştüğü yeri döverek, başına gelen her şey için başka çocukları suçlayarak, yaşamının her alanında (ta doğum şeklinden itibaren) karar verme mekanizmasını bozarak, vicdanını kullanmak yerine cezayı, başarmanın hazzı yerine ödülü koyarak, kendi kendini kontrol etmesine izin vermek yerine sürekli kontrolünüz altında tutarak ve davranış odaklı disiplin şeklini benimseyerek yapabileceğiniz tek şey, sürekli başkalarının engellemesine ihtiyaç duyan bir birey yetiştirmektir. Ne başkasının ne kendinin yaşamına saygısı olmayan ve yalnızca güdüleri ile hareket eden bir birey. Ve bu güdüleri ona kötü bir şey yaptırdığında suçlu asla kendisi olmayacaktır.

 

*görsel www.cableducation.ca dan alınmıştır.
Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Bir Anne Doğdu

    Nehir Turan



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • şaziye kullanıcısının profil fotoğrafı
    • orpjrw9 kullanıcısının profil fotoğrafı
    • ppdd1020 kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL
    Editör'ün Seçimi