Lohusalık

Çiçekler Solduktan Sonra: Lohusalık Gerçeği

lohusalık

Sizden önce başka annelere de oldu. Sizden sonra da başka annelere olacak. Lohusalık tecrübelerimizde bir kızkardeş bağı mevcut. Eğer buna fırsat verirsek, yaşamlarımız sonsuza kadar değişecek. Yalnız değilsiniz. Hiçbir zaman yalnız değilsiniz.

Balonlar söndükten, gelen çiçekler solduktan sonra. Herkes evine gittiğinde. Ya sonra?

Lohusalık. Bazen bu döneme 4. trimester de denir, ama eğer hiç çocuğunuz olmadıysa ya da bu tip bir ortamda bulunmadıysanız; bunun nasıl bir durum olduğunu bilmiyor olabilirsiniz.

♦♦♦

1995 yılının Ağustos ayında çok sıcak bir günde, ilk bebeğim doğdu. Uzun ve cılızdı, pespembe ve tüylerle kaplıydı. Aşık olmuştum. 36. ve sonraki haftaya kadar geçen tüm süreç bunun içindi. Psikolojik eğitimler, doğum ve bebekler ve ebeveynlik üzerine okuduğum 11 kitap, hastane turu, alışveriş, oda dekorasyonu – hepsi bu an içindi.

Ve kızım doğdu.

O küçük pembe bebeği eve getirdim, aslında pek de kullanmayacağı beşiğine yavaşça koydum ve kanlanmış iç çamaşırımı değiştirmeye gittim. Vajinal bölgem tanınmaz haldeydi –şişmiş, mor ve ağrılı. Kalçam sanki araba çarpmış gibi ağrıyordu. Yeni doğmuş bebeğim hemen yanımda olmasına rağmen sanki halen yedi aylık hamile gibiydim. Karnım hamile gibi değil sönmüş bir balon gibiydi. Göğüslerim ise sarkık ve göğüs uçlarım da yara gibiydi. Sırtım ağrıyordu. Kalçam ağrıyodu. Karnım açtı. Yorgundum. Korkuyordum. Herşeydim… Ve hiçbir şeydim – aynı anda.

Yirmi dört saat sonra sütüm geldi. Bundan 24 saat sonra da gözyaşlarım.

Bebeğiniz olmadan önce bilemeyeceğiniz şeylerin listesine bunu da ekleyin.

♦♦♦

Herkes size hamileliğin sıkıntılarından bahseder: sabah bulantıları, çatlaklar, sancılar, şişmiş ayaklar, hemoroid. Ve herkes size doğumun zorluklarından bahseder: Doğum, ıkınma, sancılar, gaz. Hep gaz sıkıntıları.

Ve kimse size bunların hepsini atlattıktan sonrasını ve hamileliğin sihrinin -bazen çok sihirli olmasa da- lohusalığın sihrine dönüştüğünü anlatmaz.

Aniden, ortada bir şey varken, hiçbir şey kalmıyor ve ortada hiçbir şey yokken bir anda gerçek bir insan oluyor. Ve bu gerçek insan size ihtiyaç duyuyor. Ve belki de daha önce hiç kimsenin size ihtiyaç duymadığı kadar. Ya da eve yeni gelen bu insana rağmen, diğer insanlar da size ihtiyaç duyuyor.

Bilemeyeceğiniz çok fazla şey var… Ta ki siz onları yaşayıncaya kadar.

Kanamanız olacak. Size normal adet dönemi gibi olduğunu söyleyecekler – adet dönemi gibi olabilir de ama olmayabilir de! Tuvalette kan pıhtıları düşürebilirsiniz. Sanki altınızdan bebek düşürüyor gibi hissedebilirsiniz. İç çamaşırınızda Game of Thrones varmış gibi olacak.

Bütün vücudunuz ağrıyacak. Rahminizle ilgili bir maraton başlayacak. Iztıraplı olacaksınız. Öylesiniz. Eğer sezeryan doğum olduysanız, ıztıraba neden olan birçok şey daha olacak. Bu normal bir durum. Bunların hepsinden dolayı ağlayabilirsiniz. Çok ağlayabilirsiniz. Doğal yağlar bunu durduramayacak. Ağrı kesici ilaçlar alın. Kimseye ağrı çektiği için kurdele takmıyorlar.

Vücudunuz farklı görünecek. Etkileyici şekilde farklı! Vücudunuz bir insana can verdi. Bu büyük bir iş. Bu illa onur duyacağınız anlamına da gelmiyor. Eğer gurur duymuyorsanız sorun değil. Bu durumdan nefret edebilirsiniz. Bu da normal .

Göğüsleriniz tamamen dolu, sütten patlayacak gibi. Göğüs uçlarınız tahriş olmuş olabilir. Ciddi anlamda acıyor olabilir. Emzirmek kolay olmayabilir. Bu da sizi üzer. Madonna ve çocuğunun resimlerini görüp onlar kadar rahat olmadığınız için sinir olabilirsiniz. Hatta emzirmeye imkanınız bile olmayabilir. Bu sizi daha da üzgün yapar. Normaldir. Sadece bebeğinizi besleyin. Nasıl yaparsanız yapın. Bazen bizim düşündüğümüz gibi olamayabilir. Bazen emzirmek Mozart’tan çok Metallica’ya benzeyebilir.

Çok yorgun bitkin olabilirsiniz. Bebeğiniz çok fazla uyumuyor olabilir. Bazıları size bebeğiniz iyi mi diye sorar, onlara susmalarını söyleyin. Onlara benim size böyle söylemenizi tembihlediğimi söyleyin. Uyku bebeğinizin iyi ya da kötü olduğunu göstermez. Bebekler annelerine ihtiyaç duyarlar. Bu her zaman kolay olmaz. Bazen ciddi şekilde zordur. Bu normaldir. Biyolojik bir zorunluluktur. Sizin bu durumu çok seveceğiniz anlamına da gelmez. Bu durumdan nefret edebilirsiniz, normal.

Bütün bunlar zor. Cidden zor. Bebeğinize kızıyor olabilirsiniz, ya da eşinize bebeği yapmak için sperm sağladığından ötürü kızıyor olabilirsiniz, ya da bebeğinize ve eşinize kızdığınız için kendinize kızıyor olabilirsiniz. Bebeğinizi yere koyup, Paris’e gitmeyi (ya da sadece duşa) isteyebilirsiniz. Bağırmak, ağlamak, yatmak ya da yorganın altına girip bunların hiç olmadığını düşünmek isteyebilirsiniz. Bunlar çoğu insanın hissettiği şeyler. Size destek olacak insanlar var. Yardım istemekte utanacak bir şey yok.

Yardım almak için konuşmak… kültürümüzde cefa çeken insanları övmek gibi kötü bir huy var. Ne kadar çok fedakarlık ederseniz, o kadar çok saygı görürsünüz. Bu fikir nasıl çıkmış bilmiyorum, muhtemelen atalarımızdan gelen bir şey. Ama bu gerçek değil. “Her şeyi” yapıyor diye kimseye madalya takmıyorlar. “Her şeyi” yapmak için birilerini daha yardıma çağırın. Eğer bir arkadaşınız ev işlerinize yardım edebilecekse, eline verin süpürgeyi ve yatağa uzanın.

Ağlayabilirsiniz – yorgunluktan, depresyondan, bir canlının hayatının sorumluluğu taşımanın verdiği ağırlıktan, bunların hepsinden. Aynı anda. Bu ağlamalar sürekli olabilir. Delireceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Bir miktar delirebilirsiniz. Siz kötü bir anne değilsiniz. Bebeğinizi hiçbir anneden daha az seviyor değilsiniz. Beni dinleyin, yalnız değilsiniz. Yardıma ihtiyaç duyuyor olmanız utanılacak bir durum değil. Aylarca sabır gösterip depresyonu atlatmaya çalışıyorsunuz diye madalya kazanmazsınız. Acı çekmek zorunda değilsiniz.

Bunu ilk kez yapıyor olabilirsiniz.  Beşinci kez de yapıyor olabilirsiniz. Ne yaptığınızı bilmiyor gibi hissedebilirsiniz. Dehşete kapılmış olabilirsiniz. Başarısızlık hissine kapılmış olabilirsiniz. Keşke hiç çocuğum olmasaydı diye düşünebilirsiniz. Herşeyi geriye almayı istiyor olabilirsiniz. Bunun üstesinden hiçbir zaman gelemeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz, ama geleceksiniz.

Bu dördüncü trimester çok neşeli olabilir- bir kabus da olabilir ya da mutlulukla kabus arasında herhangi bir yerde olabilir.

Bunların hepsi normaldir.

Sizden önce başka annelere de oldu. Sizden sonra da başka annelere olacak. Lohusalık tecrübelerimizde bir kardeş bağı mevcut. Eğer buna fırsat verirsek, yaşamlarımız sonsuza kadar değişecek. Yalnız değilsiniz. Hiçbir zaman yalnız değilsiniz.

Siz de lohusalık tecrübelerinizi paylaşmak ister misiniz? Paylaşmaktan çekinmeyin ve böylece benzer veya farklı, bu konuda bir şekilde tecrübeye sahip anneler olarak yalnız olmadığımızı görmek hepimize iyi gelecek, iyi geliyor…

 

 

Kaynak: http://www.ravishly.com/2015/09/15/after-flowers-die-postpartum-reality?utm_source=scarymommy.com&utm_medium=referral&utm_campaign=pubexchange_facebook

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • GanserKab kullanıcısının profil fotoğrafı
  • hakitsube1988 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • kotomon1983 kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi