Anne-Baba Çocuk gelişimi

Çocuğunuza Bağırdığınız Zaman Ne Olur?

megaphone-50092_640

Bazen biz bağırmadan çocukların dikkatini bize vermediğini hissederiz – bu onların dikkatini çekmek için etkili bir yol mudur?

Anne babalar, çocuklarına bağırdıkları zaman aslında onlara seslerini yükseltmedikleri sürece ciddi olmadıkları algısını verdiklerini bilmeliler.

Mesela:

Çocuğunuzun legolarıyla oynadığını hayal edin. Siz başka bir odadasınız ve ona “Banyo hazır, lütfen gelir misin?” diye sesleniyorsunuz. Sizi duymazdan geliyor. Tekrar hatırlatıyorsunuz ve bu sefer sesiniz biraz daha yükseliyor. Cevap gelmiyor. Şimdi, fenalaşıyorsunuz, bağırıyor ve gürlüyorsunuz, “Bir şeyi yapman için kaç kez sormam gerekiyor?!” Üçüncüde çocuğunuz ciddi olduğunuzu fark ediyor.

Bu senaryo önlenebilir. Anne babaların kendilerini çıldırtmak yerine, bu süreyi durumu farklı ele alarak geçirmeleri gerekmektedir. Bu zor olabilir, özellikle de uzun ve yorucu bir günün ardından. Fakat, anne babaların, çocukların yapmak istemediği bir şeyi yaptırmak için harcadıkları emek buna değer. Çocuğunuza bir şeyi yaptırma mücadelesi, uzun ve daha zahmetli bir süreçtir ve anne, baba ve çocuk için de daha fazla strese neden olur.

Dolayısıyla, bunun yerine, anne baba çocuğunun yanına gitmeli, nazikçe koluna (eline ya da bacağına da olabilir) dokunmalı ve şöyle söylemeli “Vay – ne yaptığına bak.” Şimdi anne baba ilgi gösteriyor. Bu arada, çocuğunuz sevginizle ısınıyor ve sizin onu cidden fark ettiğinizi hissediyor. Onun karşı hissettiği bağ, anne baba ve çocuk arasında normal ve doğal olan biyolojik sistemi, sıkı bir bağ oluşturarak harekete geçiriyor. Gerçekte, bu insan ırkını devam ettiren şeydir. Eğer çocuk ailesinin kendisi üzerindeki ilgisini kalpten hissederse, ailesini dinlemeyi de arzu eder.

Bir sonraki ise; çocuğunuzun projesini fark ettikten birkaç dakika sonra sakince şöyle diyebilirsiniz, “ Şimdi beni gerçekten dinlemeni istiyorum. Banyo yapma zamanı geldi.”

Çocuğunuz sızlanabilir.

Şöyle dersiniz, “Biliyorum. Şu anda yaptığını bırakmak zor.” (Empati gösteriyorsunuz.)

Eğer çocuğunuz için biraz daha esneklik sağlayacak zamanınız varsa şöyle de diyebilirsiniz, “Banyoya hemen mi gitmek istersin yoksa 5 dakika sonra mı?”Çocuğunuz “Beş dakika sonra.” diyecektir. Beş dakika sonra dese bile bu banyo yapmak için bir anlaşmadır. “Tamam beş dakika. Fakat anlaştık değil mi, beş dakika sonra itiraz yok.” dersiniz. Çocuğunuz ikna olur. “Beş dakika sonra da senin için zor gelebilir. Bunu nasıl yapabiliriz?” dersiniz.

Çocuğunuz “Endişe etme anne, beş dakika sonra banyo için hazırım” diyebilir. Veya eğer bir çözümü yoksa, anne baba şöyle diyebilir “Peki buna ne dersin? Beş dakika içinde seninle birlikte tamamladığın legoları rafa dizelim, geri kalanları da kutuya kaldıralım. Bir tanesini banyoya götürmek ister misin?” Onun durum geçişini sağlamasına yardımcı oluyorsunuz ve söylediğiniz şeyin gerçekten yapılacağını netleştirmiş oluyorsunuz. Sonra gülümseyin ve “Tamam, el sıkışalım.” diyin.

Beş dakika içinde, çocuğunuzla geçen sürece bir bakın. “Biliyorum zor gelecek. Beş dakika dedik ve sonra sızlanmak yok. Bunu yarın da yapabilirsin. Şimdi banyo zamanı. Hadi bu oyuncağı banyoya götürelim!” gibi şeyler söylediniz. Onunla birlikte hareket ettiniz.

Yine, bu iletişim ve disiplin yönergesini yapmak, tepenizin tasını attırmaktan daha fazla güç sarfettiriyor. Ama bu çalışmayı çocuklarınızla kararlı ve sürekli bir şekilde uygulamaya başlarsanız yaklaşık 2 ay sonra, sadece of çekip, razı olacaklardır.

Başka bir bonus da çocuğunuzda iç disiplin oluşmasıdır. Sizin yapmasını istediğiniz bir şey için, bir şeyleri yapmayı bıraktığı her seferinde, çocuğunuzun ön beyin korteksi çalışıyor. Bu beynin, o anda yapıyor olduğu şeyi yapmaktan, kendisi için daha önemli sayılan bir durum için vazgeçmesi yeteneğini veren kısmıdır. Bu iç disiplinin başlangıcıdır, böylece, daha büyüdüğü zaman mesela internette gezinmek yerine ödevini yapmayı seçebilir. Ayrıca iş birliği istemeyi de öğrenir.

Bizi bir çocuğun kafasının içine götürebilir misiniz – anne babası ya da ona bakan kişi bağırdığında ne yaşanır?

Size bağırıldığında nasıl hissedersiniz? Sanki nefes almanız zorlaşır, yüzünüz kızarır, karıncalanma hissedersiniz. İnsanlar, kendilerine bağırıldığında, kavga etme, kaçma ya da donup kalma tepkisi verirler.

Çocuklar kavgaya tutuştuklarında, kaçma ya da donma hissine kapıldıklarında, bilgiyi algılama yeteneklerini de kapanır.

Şimdi, çocuğunuzu düşünün ve size bakan sizin dört katı büyüklüğünüzde biri karşınızda duruyor. Size yukarınızdan ters ters bakan bu kişi, o olmadan hayatta kalmanız mümkün olmayan birisi. Biliyorsunuz ki bir dereceye kadar, sizin hayatta kalmanız bu kişiye bağlı. Bu insanın size bağırmasını durdurmak için ya özür dileyeceksiniz ya da her ne gerekiyorsa yapacaksınız.

Bazı çocuklar eğer kendilerine çok fazla bağırılırsa teslim olurlar. Kalplerini size karşı sertleştirmeyi öğrenirler çünkü size karşı güven bağları kırılır. Bu bir kez olduğunda çocuk artık sizi memnun etmeye çalışmayacaktır. Bu çocuklar, ergenlik döneminde ve hatta yetişkinliklerinde de problemler yaşayabilirler.

Kontrolü kaybettiğinde ve bağırdığında anne babanın kendi içinde neler olur?

Anne babalar dayanılmaz bir şeyleri tekrar tecrübe ettiklerinde, mesela çocuğun yere çişini yapması ya da bebeğe vurması veya ona söylenmesine rağmen odasını toplamaması gibi – anne babanın sabrı taşar. Sonra çoğu anne baba kaygı ve öfkeye kapılır. Hayatlarımızdaki her bir küçük siyah nokta, zihnimizde şişer ve şiddetlenir ve biz hayatta kalma ruh haline geçeriz. Zihinsel jimnastik başlar: Çocuğum berbat; o yüzden ben berbat bir anneyim. Kendi benlik hissimiz tehlikededir ve kavga, kaçma ve donup kalma durumuna geçeriz.

Eğer kavga pozisyonuna geçersek, öfkeleniriz ve bütün diğer memelilerin yaptığını yaparız; saldırırız — bağırmak, vurmak ve sürüklemek. (Köpekler de hırlar ve havlar.)

Patlama yaşadıktan sonra, tamam en azından bir şey yaptık diye hissederiz.

Ama eğer aklımızı kaçırmasak ne olacaktı?

Eğer dursaydık, derin bir soluk alıp duygularımızın farkına varsaydık ne olacaktı? Belki düşüncelerinizi değiştirmek için bir şeyler söylersiniz: O henüz 3 yaşında. 6 yaşına geldiğinde bunu yapmayacak. 3 yaşındaki çocuk gibi davranıyor çünkü 3 yaşında. Kendinize sorun, bu acil durum mu? Cevap “Hayır” olacaktır.

Dolayısıyla onun yerine şöyle söyleyin, “Aaa, yere çişini yaptın. Ne oldu? Tuvalete gidelim. Çişin gittiği yere. Yakında bunu kendin yapabileceksin. Hadi gidip çişini temizleyelim.”

Bunun sonunda, o ne yapma ister? Tuvaleti kullanmak ister. Ayrıca kendini size yakın hisseder.

Bağırmak bizi geçici olarak iyi hissettirir. Bu ayrıca alışkanlık da yapar çünkü ağrıyan duygularımızı bastırmamıza yardımcı olur. (Sinirliyken yemek yemek gibi). Fakat duygularınızı tartmak için kendinize bir dakika verirseniz, öfkeniz yok olacaktır.

Anne babalar bu duygularının gerçek kaynağını bulmak için sinirlerinin altına bakmalıdırlar ve bu çalışma ister. Duygularınızın sizi istila etmesine izin verin. Rahatsızlık ve üzüntü dalgası hisseder gibi olacaksınız. Birçok değişik duygu ve görüntü kafanızda oluşacak. Tipik olarak, öfke duygularınızın kaynağında korku, rahatsızlık ya da üzüntü yatar. Bunların üzerine derin nefes alın. Bu çözümleme yapmanıza yardımcı olacak ve onları çocuğunuza boşaltmayacaksınız.

Ebeveyn ve çocuk ilişkisinde bağırmanın ne tür bir etkisi olur?

Çocuklarınız size olan saygısını yitirirler. Sizin onların tarafında olmadığınızı düşünür ve sizin rehberliğinizi takip etmekte daha az gönüllü olurlar.

Ayrıca, bağırdığınız zaman, yetişkinlerin gerilimi ve çatışmayı nasıl yönettiği ve çözdüğü konusunda ona rol model olursunuz. Büyüdükleri zaman ve bir şeyleri kontrol altına almak istediklerinde bunu bağırarak yaparlar. Bağırmak, çocukların da bağırarak karşılık vermesini öğretir.

Bunlara ilave olarak, bağırdığınız zaman, berbat duygularınızı çocuğunuzun üzerine yıkmış olursunuz. Bu yapılacak sorumsuzca bir davranıştır; çoğunuzun ilgisini çekmez ve hiçbir şekilde onların davranışlarını değiştirmeyi sağlamaz.

Ebeveynlerin bir yastığın içine ya da benzer bir şeyin içine bağırmalarının faydası olur mu? Bağırma duygusu aslında bir şeyler için fayda sağlar mı?

Hayır, aslında olmaz. Eğer bir yastığı yumrukladığınızda ya da yastığın üzerine kapanıp bağırdığınızda, kendinizi ve bedeninizi acil bir ihtiyaç olduğuna dair kandırırsınız.

Not: Sinirli olduğunuzda bir şeyleri halletmeye çalışmanız hiçbir zaman yararlı olmaz. Eğer çocuğunuza karşı tepeniz atmışsa, ona; biraz zaman istediğinizi, çünkü sağlıklı ve güzel konuşmak için fazla sinirli olduğunuzu söyleyin.

Eğer uyku sorunuyla ilgili bir konuysa– banyodan önce kargaşayı yaşayıp, bunu uyku saatinden hemen öncesine bırakmayın. Böylece çocuğunuzun uykusu kaçmaz.

Eğer kendinizi çok fazla bağırırken buluyorsanız ve tükendiğinizi hissediyorsanız, o zaman problemleri nasıl çözeceğinizi sorgulamaya başlamalısınız.

Anne babaların çocukları “Eğer … … yapmazsan veya …. yapmaya devam edersen sinirleneceğim ve sanırım  bağırmaya başlayacağım” şeklinde uyarması uygun mudur?

Evet. Bu iyidir. Duygularınızı fark ediyorsunuz ve tanımlıyorsunuz. Duygusal durumumuza bilinçli yaklaştığımız her an, bize nasıl tepki vereceğimizi seçme şansı sağlar. Uzun yolu mu yoksa kısa yolu mu seçeceğiz? Duyguların farkına varmak bize vitesi değiştirmemiz için zaman kazandırır.

Ayrıca, öfke kontrolü konusunda rol modelsiniz. Bununla baş etmek sizin kontrolünüzü gösterir.

Mesela:

Şöyle diyorsunuz, “Cidden çok sinirlenmeye başlıyorum. Arabanın içindeyiz ve çok gürültü yapıyorsun. Konsantre olamıyorum ve araba kullanırken çok tehlikeli.” O zaman, çoğu aile bu uyarıyla halen davranış değişmezse bağırmak zorunda kalacaklarını düşünürler. Ama hayır. Çocuklarınızı uyardınız ve kendinizi de uyardınız. Peki, çocuklarınızın davranışının değişmediğini varsayalım.

Özellikle de eğer araba kullanıyorsanız, arabayı kenara çekmelisiniz. Biraz nefes alın. Arkanıza dönün ve şöyle söyleyin; “Arabayı durdurdum çünkü çok sinirliyim ve arabayı böyleyken kullanamıyorum.” Çocuklarınıza sorun, “Benim arabayı güvenli bir şekilde kullanabilmem için ne yapabilirsiniz? Benim işim sakin kalmak.” Onların önerilerini dinleyerek, onlara sorumluluk duymayı, aile içinde onların da her şeyi yoluna koyma görevi olduklarını öğrenirler.

Not: Çocuğunuz hiçbir zaman sizin hareketlerinizden ve hislerinizden sorumlu değildir. Ama çocuğunuz çevresindeki insanlar üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu bilerek yetkinlik kazanabilir. Anne babalar gibi, çocuğunuz da dinamikleri daha iyi ve daha kötü hale getirebilir.

İyi haber; problemlerimiz genellikle tekrar eder; böylece aileler ilk seferinde eğer durumu istedikleri kadar iyi ele alamadılarsa bir başka şans daha elde ederler. Çocuğunuz tekrar damarınıza basacak!

Anne babalar için güzel bir rituel de günü gözden geçirmek ve kendilerine bir dahaki sefere bunu daha farklı yapabileceklerini sormaktır. Bu duygusal kas hafızasını oluşturur. Çocuğunuzla iletişiminizi düşünün ve kendinizin bir dahaki sefere daha sakin tepki verdiğinizi hayal edin. Bugün yaptığınız neyse, bir sonraki fırsat onun üzerine kurulacaktır.

 

Dr. Laura Markham ile röportaj

 

Kaynak: http://www.themotherco.com/2013/02/when-parents-yell-at-children/

Görsel Kaynak:www.pixabay.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Pansy McBurney kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Melvina Casey kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Andres Treadway kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL