Anne-Baba

Çocuğunuzla Neden ‘Arkadaş Gibi’ Olmamalısınız?

anne olmak
Pek Sevgili Anne,
Sorunun cevabı aslında çok basit ama bir o kadar da çetrefilli.
Basit çünkü çocuğun bu senin, yani evladın. Adı üzerinde evlat. Arkadaş değil. Neden ‘arkadaş gibi’ olasınız ki, sorarım?
Neden ağladığın omuz onunki olsun?
Neden babasının, halasının, babaannesinin, anneannesinin, dayısının, teyzesinin, amcasının, annesinin filanca arkadaşının vb. annesine yaptıklarını dinleyen kişi olsun?
Neden annesinin dert ortağı olsun?
Neden annesinin hüznünün, bazen çaresizliğinin ve öfkesinin tam ortasında kollarını iki yana açıp ne yapacağını bilemez halde dursun?
Neden senin belki iki gün sonra unutacağın, unutmasan da alışacağın ve yola devam edeceğin sorunlarının içinde boğulup kalsın?
Neden senden en az yirmi yaş küçük olan bir bedene hayatının yükünü asasın ki?
Vestiyer değil bu, çocuk. Etten, kemikten ve küçücük bir kalpten yaratılmış bir varlık.
Sen bilerek ya da bilmeyerek bu dünyaya gelmesine vesile oldun diye seni bir ömür sırtlanmak zorunda mı bu dünyada yaşadığı müddetçe?
Senin türlü efkarını dağıtmak zorunda mı hissetmeli kendini yaşı kemale erse de?
Hayır.
Hayır.
Yüz bin kere hayır.
Ve hatta milyon kere, milyar kere hayır!
Çocuğun senin en yakının, eşinden, annenden bile yakın ki sana aynı bedeni paylaştınız. Sonra sen onun senin bedeninden ayrılmasına şahit oldun.
Belki gönül bağın hiç kopmayacak evet ama kopan göbek bağıyla birlikte doğmuş olması gereken o anne nerede hani?
Anne diyorum evet sadece iki hecelik bir meslek.
O çocuğun gözünden bakıldığında her daim mutlu olması gereken anne nerede?
Ağlayabilir, üzülebilir çocuğunun gözleri önünde eyvallah ve ama asla ve kat’a bunu trajediye dönüştürmemesi gereken o kadın nerede?
Ve dahası -ve aslında en kötüsü de bu belki- çocuğunu asla bu hüznün detaylarıyla zehirlememesi gerektiğini bilecek kadar büyümüş olmalıydı o kadın, nerede o?
Çocuğunla arkadaş gibi olmamalısın güzel anne.
Onu farkında olmadan zehirlememelisin.
Yalan söyle demiyorum, yoksa var de demiyorum ve ama hayat ne kadar zorlarsa zorlasın sabrını sen o küçük yüreği kaldıramayacağı hüzünlerle doldurmayacaksın arkadaş.
Çünkü böyle bir lüksün yok, üzgünüm.
Yok mu senin arkadaşın, eşin, dostun, kardeşin?
Hiçkimse yok mu?
Yapayalnız mısın şu hayatta?
Eyvallah.
O zaman git dağa taşa ağla canım benim, gökyüzüne anlat derdini.
Kağıtlara doldur öfkeni, hüznünü, trajedini.
Sorunlarını dinleyecek ve hatta daha iyisi çözecek başka kaynaklar bul.
Allah sana o çocuğu kendi hayatının kırıklarında yalınayak yürüt diye vermedi herhalde değil mi?
Hayatta tanıdığı, bildiği yegane ‘her şeye en iyi çare olan insan’ın çaresiz olduğunu hissettiğinde ne olur o çocuğa biliyor musun?
O çocuk ölür.
Fiilen yaşar.
Bedeni büyür, çok işler de becerebilir hatta büyük adam bile olabilir…
Ama kalbi?
Kalbi ölür.
O kalbi öldürme lütfen canım anne.
Çocuğunla arkadaş gibi olma.
Çocuğuna sadece anne ol.
Anne gibi bir anne.
Olması gerektiği gibi.
Onun hayatta en çok ihtiyacı olan şey sadece bir kelime: ANNE.
Dört harf, iki hece,
Basit ve sade.
Bu yolda sana güç, kuvvet, dirayet ve bol bol kolaylık dilerim.
‘ANNE’ diyenlerin hiç eksilmesin…
Sevgiler,
Bir Dost
*görsel fineartamerica.com dan alınmıştır.
Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Fazla Anne-Sabiha Gürkaynak



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Sezgi kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Editör Özge Doğan kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Mashapycle kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL
    Editör'ün Seçimi