Çocuk Çocuk gelişimi Uncategorized

Duyu bütünleme terapisine neden ihtiyaç duyulur?


DUYULAR VE DUYUSAL GELİŞİM

duyu bütünleme

Bir çoğumuz bebek sahibi olmadan önce yepyeni bir dünyaya gireceğimizi bilerek hamileliğin başlangıcından itibaren kitaplar okuyoruz. Bunların bir kısmı hamilelik ve doğumla ilgili bir kısmıysa bebeğimizin gelişimiyle ilgili. Hemen hemen her annenin ortak endişesidir, doğumdan sonra bebeğinde yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu görmek. Bu nedenle çocuğumuzun kaba motor gelişimini, ince motor gelişimini, dil gelişimini, sosyal ve emosyonel gelişimini öğrenmek ve herşeyin yolunda devam etmesini sağlamak için okuruz, öğrenip uygulamaya, gerekirse uzmanlardan destek almaya çalışırız. Fakat bir konu var ki ona pek çoğumuzun aşina olduğu söylenemez; duyusal gelişim!

Duyusal deneyimlerimiz sadece dokunma, koklama, görme, işitme, tatma gibi dış dünyadan gelen dışsal (çevresel) duyularla sınırlı kalmaz. Bunların dışında beyne hareketimizi, vücut pozisyonumuzu ve iç organlarımızdan gelen bilgileri veren içsel (vücut merkezli) duyularımız da vardır. İçsel duyulara daha az aşinayızdır hatta kısa süre öncesine kadar bir çok anne içsel duyulardan haberdar değildi. Eğer içsel duyuların varlığını şu an öğreniyorsanız bile çok şanslısınız. Çünkü; bu duyular daima sizinleydi ve sizinle olacaklar.

Görsel2

Dokunma Duyusu:  Erken dönemde iyi gelişmiş dokunma duyusu bize kendimiz ve dış dünya hakkında bilgiler (sıcaklık, ağrı, dokunma, basınç) sağlar. İlerleyen dönemlerde ise dokunma duyusu vücut hareketlerini planlamada beyine yardımcı olacak, bu da çocuğunuzun spor faaliyetlerindeki yeteneğinde bile belirleyici faktörlerden biri olacaktır.

Koklama ve Tatma Duyusu: Burun ve ağız vasıtasıyla koku ve tat şeklinde bize bilgiler sağlar. Yenidoğan bebeğiniz sizin kokunuzu tanıyıp, sizi diğer insanlardan ayırt etmeye başlaması koklama duyusu sayesindedir. Dildeki reseptörlerle algılanan tat duyusu ile koku duyusu birbiriyle yakından bağlantılıdır.

Görme ve İşitme Duyusu: Temas olmaksızın sadece gözler ve kulaklar ile bize çevredeki görüntü ve ses bilgisini sağlar.

Vestibüler Duyu: iç kulaktaki reseptörler vücut pozisyonumuzdaki değişiklikleri ve başımızın hareketlerini algılarlar. Bu duyu iyi çalıştığında hangi yönde hareket ettiğimizi, hareketimizin hızını ya da hızlanmamız – yavaşlamamız gerektiğini anlayabiliriz. Eğer bu duyu iyi çalışmassa vücudumuz normal hareketi bile tehdit olarak algılar veya hareketi algılamaz.

Proprioseptif Duyu: Kaslar ve eklemler bize vücudumuzun uzaydaki pozisyonu ve uzuvlarımızın nasıl hareket ettiği konusunda bilgi verirler. Dirence karşı hareket, egzersiz ve derin basınç hissi proprioseptif duyu ile bağlantılıdır. Bazı insanlar bu duyuyu stresle baş etme yöntemlerinde veya disorganize olduklarında kullanırlar. Örneğin; yoga, tempolu koşu hatta bazen sımsıkı kocaman bir sarılmanın sakinleştirici etkisi tamamen proprioseptif duyu ile alakalıdır.

İnteroseptif Duyu:  İç organlarımızdan gelen hisler ile alakalı bilgi verir. Vücudumuzu canlı tutar ve hayatta kalmak için gereklidir. Acıkma, susuzluk, vücut sıcaklığı, kalp hızı, uyku, uyanıklık gibi durumlarda işlevleri düzene koyar. Harekete geçmemiz gerektiğini (yemek yemek, tuvalete gitmek, üzerimize mont giymek) farkedene kadar bir nevi otopilot görevi yapar.

İnsanlar duyuları aracılığı ile vücutlarından ve çevrelerinden sürekli uyarıları alırlar. Uyaranların duyu organlarımızca alınıp beyne iletilmesi ‘duyu süreci’dir. Bu bilgilerin merkezi sinir sistemi tarafından organize edilip, anlamlı hale getirilmesi ise ‘algı süreci’dir.

görsel1

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULUR?

Sinir sistemi en basit tarifle beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Beynin duyusal deneyimleme sürecindeki rolü bilgileri (uyaranları) almakla başlar. Beyin neyin önemli ve duruma uygun olduğuna karar verir, sonra bu bilgileri yorumlar yani işlemler. Böylece biz uyarana tepki olarak karar verilen uygun eylemi gerçekleştiririz. İşte bu sürecin en başında bahsettiğimiz bilgileri (uyaranları) alma işi duyularımız aracılığıyla olur. Süreci başlatan zincirin ilk halkası duyulardır diyebiliriz.

Hepimiz duyusal girdilerin bolca olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Duyular vücudumuzun hem içinden hem de dışından gelen uyaranlardan bilgi alır, bunlar beyinde işlemlenir ve bize dünyada birşeyler yapabilmek, iş görebilmek için gerekli bilgileri verir. Zamanla hangi duyusal bilgi sonucunda nasıl davranacağımızı öğreniriz fakat bu zaman alan ve keşif gerektiren bir süreçtir. Bazen çocuklar bu keşif sürecinin sekteye uğradığı ve bu durumun hayat kalitesini olumsuz etkilemeye başladığını gözlemlediğimiz durumlarda duyusal deneyimleme ve işlemleme sürecine destek olmak için duyu bütünleme terapisine başvururuz.

Duyu entegrasyonu 4 seviyeden oluşur.

Terapinin içeriğinde yapılan her uygulamanın anlamlı bir sebebi, beyindeki işlemleme sürecine katkısı ve sonucunda adaptif bir cevap ortaya çıkarması gerekir. Yani bir çocuğu hamakta salladığınızda denge duyusunu çalıştırarak duyu bütünleme terapisi yapmış olmazsınız, sadece duyusal uyaran vermiş olursunuz. Ne zaman işlemleme süreci devreye girerse işte o zaman terapi süreci başlar.

Duyusal işlemleme süresinde merkezi sinir sistemi ve duyular arasındaki ilişki önemlidir. Duyuları işlemleme sürecinin başarılı olması için bir diğer önemli nokta da merkezi sinir sisteminin tüm parçalarının biribiryle iletişim içinde olmasıdır.

Bir çocuğun zekası ne kadar iyi gelişmiş olursa olsun, organize olabilmek ve günlük fonksiyonlarını yerine getirebilmek için duyusal gelişimi normal ve duyusal işlemleme sürecinin düzgün işlemesi önemlidir.

Uzm. Fzt. Gamze Polen Akşimşek

  • Uzm. Fzt. Gamze Polen Akşimşek profil fotoğrafı

    Uzm. Fzt. Gamze Polen Akşimşek



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    whisbear

    Yalnız değilsiniz

    • asuman profil resmi
    • Editör profil resmi
    • periayda profil resmi

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL

    Benzer Yazılar

    Editör'ün Seçimi

    Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...