Kreş ve okul seçimi Uncategorized

Eğitime ayrılan kaynaklar

Eğitime ayrılan kaynaklar
1 oy / (ortalama) 5

eğitim

Çocuklarınızla ilgili  kaygı duyduğunuz konuların başında ne geliyor?

“Gelecek ve eğitim” cevabını veren ebeveynlerin çoğunlukta olduğunu tahmin ediyoruz.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG)’nin yayınladığı Türkiye’de Eğitime Ayrılan Kaynaklar Raporu’nu “gelecek ve eğitim” kaygıları taşıyan ebeveynler olarak çok değerli buluyoruz. İkili öğretimin çocuklar üzerindeki etkisi, Suriyeli çocuklarımızın eğitim durumu, okul öncesi eğitimin önemi gibi konularda belki daha önce duymadığınız bilgileri sizlere ulaştırmak adına rapordan çarpıcı verileri aşağıda sizlerle paylaşmak istedik, raporun tamamını linkte görebilirsiniz: http://www.egitimreformugirisimi.org/yayin/turkiyede-egitime-ayrilan-kaynaklar/

* Kamu tarafından eğitime ayrılan bütçenin %77’sini5 oluşturan MEB bütçesi, 2016 yılında 76,4 milyar TL iken 2017 yılı için 85 milyar TL’ye çıktı. Yani bütçe, 2006 yılından bu yana nominal olarak yaklaşık 5 katına çıkmış durumda.6 Ancak bu artış, enflasyon etmeni göz önüne alınmadığında görülüyor; yıllar içerisinde gerçekleşen enflasyon da dikkate alındığında bütçenin 2006’dan bu yana sadece 2 katına çıktığı anlaşılıyor.

* Eğitimde kaynak gereksinimini belirleyen etmenlerden biri öğrenci sayısıdır. Bu nedenle eğitime yapılan harcamaların yeterliliğini değerlendirirken kullanılan bir yöntem de harcama miktarını öğrenci sayısına bölmektir. Bu yöntem, ülkeler arasında öğrenci sayısı bakımından çok büyük farklar bulunduğu için, uluslararası karşılaştırmaların daha anlamlı olması açısından da yararlıdır. Uluslararası karşılaştırılabilir verinin bulunduğu 2013 yılına ait verilere göre, Türkiye’de kamu kaynaklarıyla eğitim kurumlarına (ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimi kapsayacak biçimde) yapılan harcamaların GSYH’ye oranının (%4,3) OECD ortalamasına (%4,5) yakın olduğu görülüyor.8 Ancak öğrenci başına harcamada Türkiye, son yıllardaki artışa karşın OECD ortalamasının oldukça gerisinde yer alıyor. Öte yandan, PISA 2015 sonuçları, öğrenci başına yapılan harcamayı artırmanın önemine ilişkin önemli bir bilgi sunuyor. PISA sonuçlarına göre, öğrenci başına 6 ile 15 yaş arasında yapılan kümülatif eğitim harcaması9 50.000 doların altında olan ülkelerde, eğitim harcaması ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki bulunuyor.10 Türkiye’de, 6 ile 15 yaş arasında öğrenci başına 32.752 dolar11 harcandığından öğrenci başına eğitim harcamasını artırmak akademik başarı için büyük önem taşıyor.

* 2015 yılına ait verilere göre, Türkiye genelinde ikili öğretim oldukça yaygın: ilkokul öğrencilerinin %50,5’i, ortaokul öğrencilerinin %40,8’i, ortaöğretim öğrencilerinin %10,2’si ikili öğretim yapan okullara devam ediyor. İkili öğretim, çocukların eğitim yaşantılarını beslenmeden ders dışı etkinliklere katılıma kadar pek çok alanda olumsuz etkiliyor. İkili öğretimin sonlanması, Orta Vadeli Program (2017-2019)’da da “eğitimin kalitesinin artırılmasına ve beşeri sermayenin niteliğinin yükseltilmesine” yönelik bir hedef olarak yer alıyor. Bu hedefin gerçekleşmesi için okul inşası yatırımlarına yeterli kaynak ayrılması gerekiyor. 2017 yılında toplam 7 milyar 237 milyon TL olan yatırım ödeneğinin 4 milyar 342 milyon TL’si (%60’ı) yapı tesisine ayrıldı.

* Orta Vadeli Program (2017-2019)’da yer alan hedeflerden biri de okul öncesi eğitimin kademeli olarak zorunlu duruma getirilmesi. Okul öncesi eğitimin çocukların akademik başarıları için büyük önem taşıdığı PISA 2015 sonuçlarında da ortaya çıktı. PISA 2015 sonuçlarına göre, “Türkiye’de 1-2 yıl arasında okul öncesi eğitim alan öğrenciler, almayan öğrencilerden daha yüksek performans sergiledi ve bu öğrenciler arasındaki 17 puanlık fark anlamlı.” 2016-17 yılına ait verilere göre Türkiye genelinde okul öncesinde net okullulaşma oranları 3-5 yaş için %36, 4-5 yaş için %46, 5 yaş için %59’dur. Okul öncesi eğitimin tüm çocuklar için erişilebilir kılınması için bu alanda yatırımlara öncelik verilmesi önem taşıyor.

MÜLTECI ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

2016 verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 850.000 okul çağında Suriyeli çocuk yaşıyor. Bu çocukların yaklaşık 166 bini devlet okullarında, yaklaşık 331 bini de geçici eğitim merkezlerinde (GEM) öğrenim görüyor. Kapsayıcı bir eğitim için Suriyeli çocukların tümünün nitelikli eğitime erişimi büyük önem taşıyor. Bu çerçevede GEM’lerin zaman içerisinde kapanması ve Suriyeli çocukların devlet okullarında öğrenim görmesinin sağlanması amaçlanıyor.

Suriyeli çocukların tümünün okullulaşması ve gereksinim duydukları desteklerin onlara sağlanması kaynak ihtiyacı doğuruyor. Suriyeli çocuklara sunulan ve geliştirilmesi gereken eğitim olanakları için pek çok harcama yapılıyor. Ancak bu harcamaları doğrudan ve bütüncül olarak izlemeye elverişli bir veri kaynağı bulunmuyor. Bakanlık yetkililerinin açıklamalarından 2014-2016 yılları arasında Suriyeli çocukların eğitimi için, yatırım harcamaları hariç, 1,5 milyar dolar harcandığı anlaşılıyor. Suriyeli çocukların eğitiminin finansmanı için hükümet kaynaklarının yanı sıra Avrupa Birliği (AB) tarafından sağlanan fonlar ve belediyeler tarafından ayrılan kaynaklar da kullanılıyor. Ekim 2016’da Türkiye Mülteci Aracı tarafından Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi için 300 milyon avro ayrıldığı; AB’nin, eğitim altyapısının güçlenmesi için de 200 milyon avro vermeyi taahhüt ettiği biliniyor. Sözü edilen kaynakların hangi etkinliklere veya yatırımlara harcandığını daha ayrıntılı izlemeyi sağlayan bir gösterge ise bulunmuyor.

Suriyeli çocukların eğitim haklarının tam olarak sağlanması için ayrılan kaynakların verimli kullanılması önem taşıyor. Ek olarak, Suriyeli çocuklara yönelik nakit yardımları da yapılıyor. Acil Durum Sosyal Güvenlik Ağı bu alanda çalışma yürütüyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, UNICEF ve MEB de Suriyeli çocuklar için şartlı nakit transferi programı başlattı. Nakit yardımlarının okullulaşma oranlarını artırma potansiyeli bulunduğundan sürdürülmesinde yarar görülüyor.

SONUÇ:

Türkiye’de eğitime ayrılan kamu kaynakları yıllar içerisinde artma eğiliminde olsa da, tüm çocukların nitelikli eğitime erişimini sağlayacak yatırımlar için kaynak gereksinimi devam ediyor. Yatırım gerektiren alanlar içinde ikili öğretimin sonlanması için derslik inşa edilmesi ve okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının yapılması öncelikli görünüyor.

Ek olarak, kapsayıcı eğitimin önceliklendirilmesi ve buna yönelik kaynakların artırılması önem taşıyor. Bu bağlamda Suriyeli çocuklar da dahil olmak üzere Türkiye’de bulunan tüm çocukların okullulaşmasının gündemde tutulması gerekiyor. Suriyeli çocukların eğitimi için ayrılan ulusal ve uluslararası kaynakların bütüncül biçimde izlenmesine ve verimli biçimde kullanılmasına olanak veren bir sistemin kurulması da yararlı olabilir.

Türkiye’de hanehalkları tarafından yapılan eğitim harcamaları artıyor. Bu artış temelde özel okulların eğitim sistemi içindeki payının artmasına paralel olarak değerlendirilebilir. Özel öğretimin eşitliği ve niteliği bozma risklerinin gündemde tutulması gerekiyor. Bu konuda özellikle geçici bir okul türü olan temel liselerde öğrenim gören çocukların sayısındaki artış dikkat çekiyor.

Son olarak, kaynakların gereksinimlere yanıt verecek politikalara aktarılmasının ve verimli biçimde kullanılmasının da ayrılan kaynak miktarı kadar önemli olduğunu göz önünde tutmak gerekiyor. Kamu, hanehalkı, uluslararası fonlar veya sivil toplum kuruluşları gibi farklı kaynaklar tarafından yapılan eğitim harcamalarını bütüncül olarak incelemeye elverişli izleme araçlarına duyulan gereksinim de devam ediyor.

 

 

 

* görsel internetten alınmıştır.



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • John profil resmi
  • Didem Kocaoğlu profil resmi
  • Özlem Orak profil resmi

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...