Uncategorized

ERTELENMİŞ HUYSUZLUKLAR

Screen Shot 2016-08-05 at 12.53.33

6:00

Ding dong ding ding dong ding dong ding ding dong din (PIT. Ertele.)

6:09

Ding dong ding ding (PAT!)

Tamam be tamam!

Bi daha mı ertelesem?

Bi daha ertelersem, bi bakiyim, 6:10, hmmm, 6:19 olacak, uyanınca traş olucam, duş alıcam…6:40 deseeem, toplamda yetişemem 🙁

Kalkıcaz mecbur.

Aa bak aklıma ne geldi, kahvaltıyı yolda yapsam, nereden baksan 20 dakika kazanırım… Sabah taze zihin böyle çalışıyor işte.

Saati kuralııım, kaç şimdi? 6:12. Yirmi ekle kaç yapar? 6:32. Yuvarla? 6:35. Kuralım bakalım… Tamamdır.

Gel güzel yastığım, çiçek desenli yarim benim, muck muck muczzzz…

6:35

Ding dong (PIT)

Ne iğrenç rüyalar gördüm ben 20 dakikada be? Yuh.

Altı otuz beş… Hmmm… Artık kalkmak zorundayım.

Öff yaa, dün gece yatmadan önce boş boş instagramda gezinmek çok gerekliydi sanki. O vakitte uyurdum ne güzel.

Sırtım tutulmuş. Kalkalım artık…

Sanki popom yatağa yapışmış, bırakamıyor bi türlü.

Ne salak bi gün bugün ya.

Çok huysuzum. Acaba kötü rüya mı gördüm nedir?

Hayat çok gıcık. Piyango filan oynamak lazım, iş iş iş nereye kadar.

Dün gece o instagramdaki salak italyan milyoner gibi yaşayacan hayatı. Cıp tıs cıp tıs, parti parti. Herif her gün başka bir ortamda. Nereden geliyor parası acaba?

Pöffff. PÖF!

ANNE- Günaydın aşkım

BABA- Mır mır mır mır

ANNE- Uyandın mı?

BABA- Yok uyuyorum hala. Hatta sen de uyuyorsun. Biz rüyalarda buluştuk, konuşuyoruz.

ANNE- Çok tatlısın.

BABA- Huysuzum ben. Kabus filan mı gördüm nedir.

ANNE- Kıyamam sana.

BABA- Kıyarsın sen bana. Huysuzum.

ANNE- Farkettim… Sana dün simit almıştım, onu yiyebilirsin unutma.

BABA- Yemicem ben.

ANNE- İyi. Sen bilirsin.

BABA- Ben bilirim tabi. Hiç yemicem hem de. Bütün gün su bile içmicem.

ANNE- Aşkım aç aç gidilmez, bişeyler atıştır.

BABA- Aç gidicem!

ANNE- Ay iyi tamam be! Ne yaparsan yap.

BABA- Yaa? Demek öyle. Oğlun aç kalsa karalar bağlar, ağıtlar yakarsın. Ben aç kalınca, zıkkım olsun diyorsun.

ANNE- Ben öyle bir şey mi dedim?

BABA- Dedin sayılır. Ben anlıyorum.

ANNE- Off tamam.

BABA- Of mu? Vay anasını sayın seyirciler, aç bırakılmış bir adamın dramını izliyorsunuz.

ANNE- Simit aldık diyoruz, yesene madem açsın.

BABA- Yee-miii-ceeeeeeem!!!!

ANNE- Yemezsen yeme be!

Ayağa kalk hadi. (KALKIŞ). Yüzümü yıkayayım önce.

(Ayna karşısında) Şu güzelliğe bak. İnsanda bi meymenet olur. Sadece ben değil, tipim sayesinde ayna da güne kötü bir başlangıç yaptı. Gel su, çarpiyim seni yüzüme. (ŞIPORT) Oh, (ŞAPORT) Oh, (ŞIRP) Oh. Gözleri ovuştuuuur… Tamamdır. Havlu nerede? Bak yine olması gereken yerde değil. Şöyle bir gömiyim yüzümü havlunun içine. Ohhrzzz OHA gözümü iki saniye kapadım uykuya dalıyordum havluda.

Ayılamadım.

O salak italyan büyük ihtimalle yüzünü evindeki havuza atlayarak yıkıyordur sabahları. Ne güzel olurdu şimdi buz gibi havuza atlamak. Çişimi de yapardım. Çaktırmadan. Ay ne salak bir düşünce ya. Salağım ben. Herkes salak. Dünya salak bi şey.

Kahve mi yapsam, belki ayılırım.

(Mutfak)

Ya da yapmasam mı? Yapiyim ya? Hmmm bilemedim. Yapsam şimdiii, bi de içmesi var. 20 dakika sürer. O haldee kahveyi koyup duş alsam, sonra içsem? Ama o zaman soğur. Ay bilemedim. Hmmm… Yeşil çay? Onun demlenmesi daha uzun sürüyor. Öffff. İçmicem bişey… Su içmem lazım su. Ama bunun için de ağzımı açmam gerekir. Açmak istemiyorum ağzımı.

Saat kaç? 6:49.

49 dakika içinde yaptığım tek anlamlı şey çiş ve yüzümü yıkamaktı.

Kırk. Dokuz. Dakika.

Bugün bitmez bence.

Çok huysuzum…

(O sırada)

ÇOCUK- Anneeeeeeeee!!!! Geeel.

(Anne, daha çocuk “A” harfindeyken yataktan fırlamış koşmaktadır içeri. Ama baba daha yakın olduğu için, ince bir çalımla annenin önüne geçip dalar çocuğun odasına.)

BABA- Aman da amaaan huysuz bi şey uyanmış burdaaa? Hahahaha

ÇOCUK- Giiiit. Anne gelsin.

BABA- Anne yarısıyım oğlum ben hehehehe, gitmem.

ÇOCUK- Ya giiiiiit

ANNE- Geldim oğlum geldim.

ÇOCUK- Sen de git.

ANNE- Tamam oğlum.

BABA- Haydaaa, hem gel hem de git hehehehe, dur yanına yatsın baba…

ÇOCUK- Hayıeeeer

ANNE- Bi rahat bırak çocuğu, zaten heyheyleri üstünde. Kabus gördü herhalde.

BABA- Yerim ben onun kabusunu. Dur yine odasına giricem.

ÇOCUK- Ciyaaaaak

BABA- Efendim? Ne dedin? Hihihihi. Ciyok mu?

ÇOCUK- (Bi ses çıkarıyo çocuk bu anda, ama bizim kulaklarımız o frekans aralığını kapsamadığı için efekt olarak yazamıyorum. Çok tiz bir çığlık olarak tasavvur ediniz.)

ANNE- Aşkım rahat bırak şunu, kendine gelemedi daha… Omlet yer misin oğlum hı?

ÇOCUK- Yemeeeeem.

ANNE- Ballı ekmek?

ÇOCUK- Yemiceeeeeeem

ANNE- Şoko pop?

ÇOCUK- Ciyaaaaak!!!!

BABA- Aayyy ne huysuz bu bugün ehehehehe

ANNE- Diyene bak…

BABA- Ben huysuz diilim. Daha ne kadar neşeli olabilirim??

ANNE- Yavrum su içer misin?

ÇOCUK- İçmiceeeem

ANNE- Çiş?

ÇOCUK- Yapmicaaam! Yok çişim.

BABA- Amaan bu da sabah sabah çok aksi be, güzel güzel uyanmak varken…

Kıssadan Hisse: Empati denen bi şey var. Babalar bunu ne kadar yapıyor?

Hisseden Kıssa: Tabiat, anaya acıyor. Aynı anda iki huysuza izin vermiyor.

Hossodan Kosso: Saygılar.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Uykusuz Babba

    Uykusuz Babba



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • şaziye kullanıcısının profil fotoğrafı
    • orpjrw9 kullanıcısının profil fotoğrafı
    • ppdd1020 kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL
    Editör'ün Seçimi