Anne Yazıları

Gerçekten! mutlu anne, mutlu çocuk…

mutlu anne mutlu çocuk

“Mutlu anne mutlu çocuk” sloganını çok severim. Hatta o kadar çok severim ki, kurucusu olduğum bir derneğin de pek çok projesinde kullandım bu sloganı. Çünkü buna yürekten inanıyorum. Yani bir annenin mutlu olmadığı sürece mutlu bir çocuk yetiştiremeyeceğine. Bu yüzden çokça kullandım çokça savundum.

Sonra; söylene söylene telaffuzu değişen kelimeler gibi, bu sloganın da söylene söylene anlamının değiştiğini fark ettim. “Mutlu anne mutlu çocuk” sloganı, sürekli mutlu olmak zorunda olan, sürekli hayatından memnun olması gereken bir anneliğin övülmesine dönüşmüştü. “Eğer çocuğunun mutlu olmasını istiyorsan sen de mutlu olmak zorundasın” a gelip dayandırılmıştı. Geçmiş dönem kadınlarının üzerlerinde iş önlüğü ile sevimli sevimli gülümsediği, o bildiğimiz afişlere dönmüştü işaret ettiği anneler. Oysa ki anlatılmak istenen şey o kadar farklı ki. Artık sloganı gördüğüm bazı yerlerde dehşete düşmeye başladım. Çünkü mutluluk, zorunda olduğun için hissedilebilecek bir şey değil. Üstelik mutlu olmak zorunda olduğunun zannettirilmesinin, baskıya neden olması sonucu gayet mutsuz da olabilirsin.

Bazı kadınlar sadece anne olmaktan hoşlanmayabilirler. Bu onların mutsuz çocuklar yetiştireceği anlamına da gelmez üstelik. Bazı kadınlar sadece birinin karısı olarak anılmaktan hoşlanmayabilirler. Bu da mutsuz bir evliliği olduğu anlamına gelmeyebilir. Bazı kadınlar birilerini mutlu etmek için yaşamamayı seçebilir. Bu çevresindekileri mutsuz ettiği anlamına da gelmeyebilir.

Kendi mutlu olduğu şeyi yapan insanlar, etraflarına mutluluk yayarlar ve çok mutlu evlilikleri, çok mutlu çocukları olabilir. Sloganda bahsedilen mutluluk da tam bu biçim bir mutluluktur. Annenin kendi mutluluğunu düşünmesidir burada öğütlenen yani. Yani burada anlatılmak istenen o çok iyi bildiğimiz örneğin ana fikridir; uçakta herhangi bir aksilik olması durumunda oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza takmanız gerekir. Yaşamda da işler bu şekilde yürümelidir.

Hayatta sizin için mecburiyeti olmayan her şeyden zevk alabilirsiniz. Ama işin içine mecburiyet girdiğinde tadı kaçmaya başlar. Bir kitapta; “çocuğunuzu bir şeyden vazgeçirmek istiyorsanız bunu onun için ödev haline getirin” şeklinde hoş bir anlatımıyla da karşılaşmıştım bu düşüncenin. Zorla yapılan her şeyden sıkılabilirsiniz. Dolayısıyla anneliğinizin başkalarının gözünden görünen anneliğe uyumlanması esnasında yapmaya çalıştığınız her şeyden bir süre sonra sıkılmanız da normaldir. Sizin için doğru ya da gerekli olmayan şeyleri üstlenmeye çalışmak ve bunu yaptığınız için de mutlu olmanız ya da en azından böyle görünmek zorunda olmanız inancıyla yaşamaya çalışmak bir süre sonra bir yerden mutlaka patlayıverir. Üstelik siz bu patlama esnasında bile “mutlu olmak zorundayım yoksa çocuğum mutlu olamaz” diye düşünürken bulursunuz kendinizi.

Hiç aşık biriyle bir arada bulundunuz mu? Ya da gerçekten derin bir mutluluk yaşayan biriyle? Yaydığı ışığı hissedebilirsiniz. O söylemese bile ışığından, enerjisinden anlarsınız ortada bir mutluluk olduğunu. Aynı şekilde büyük bir sorunu olan biriyle karşılaştığınızda etrafına yaydığı o kasveti hissedersiniz bir şey söylemese bile. İşte anlatılmak istenen budur. Çevrenize yaydığınız enerji ne ise çocuğunuzun sizden alacağı şey odur. Numaradan gülümsemenizin ya da çocuğunuz için bir şeylere katlanmanızın çocuğunuzu mutlu etmesine imkân yoktur.

Ancak siz gerçekten mutlu olduğunuzda mutlu bir çocuk yetiştirebilirsiniz.

 

*görsel www.scarymommy.com dan alınmıştır.
Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?
  • Bir Anne Doğdu

    Nehir Turan



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    genografi

    Yalnız değilsiniz

    • Richelle Waid kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Blanca Camarillo kullanıcısının profil fotoğrafı
    • Richie Shockley kullanıcısının profil fotoğrafı

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL