Uncategorized Yaşam

Hayat Nötr

                                                                                        

 

 

Sevgili Perihan Gürer’in paylaşımıydı yukarıdaki. Kendisiyle bundan 1-2 ay öncesinde yine bir paylaşım üzerine yazışmış, samimi bir sohbet etmiştik. Hepi topu da bütün tanışıklığımız bu sohbetle sınırlı kalmıştı. Yukarıdaki paylaşımı yaptığında, dayanamayıp yorum yaptım. İşte bu paylaşımın en altında da benim yorumumu görüyorsunuz: “Üzerine sayfalarca yazarım bu cümlelerin.”  Bunu Perihan Hanım görünce bana kendi fikirlerimi yazmam konusunda destek verdi. “Siz yazın, Uykusuz Anneler’de yayınlayalım.” diye yazmış benim mesajımın altına.

Hayat ne garip. Olaylar nötr… Olgular nötr… Cümleler nötr… Her ne kadar hayatın sizi bir köşeden diğerine savurmasına izin vermeseniz de; bir bakmışsınız öyle filmlerde gördüğünüz, sadece film icabı gerçekleşeceğini düşündüğünüz senaryolar geliyor başınıza. Nötr olması gereken herşeyin aslında bir tarafa dönüştüğünü de, içlerinde bir duygu yüklendiğini de işte tam o anda farkediyorsunuz.

Bugün için eşinden boşanmış, bir kız babasıyım. Ancak hayatımın büyük kısmını kalabalık bir aile içinde büyük keyifler, büyük heyecanlar yaşayarak geçirdim. Çocukluğumdan beri hayatımdaki olaylar nötr, olgular nötr, cümleler nötr… Hatta biraz açalım bu durumu. 4 yaşındayken olduğum sünnetimi hayal meyal hatırlıyorum. Travmatik mi benim için? Hatırlamıyorum. Ama zihnimde oradan başlıyor işte benim için hatırladığım hayat evrimim. Evimizi, çocukluğumu, sokakta oynadığımız futbol maçlarını, Erol Evgin ile yolda karşılaşıp, koluma imza aldığımı ve sonra o kolumun kırtasiyede fotokopisini çektirdiğimi, karanlıkta oynanan saklambaçları, mahalle bakkalının önündeki duvardaki sohbetlerimizi, memleket seyahatlerimi, karate kursunda öğretmenin yerine vekil bıraktığı yaşça büyük çocuğa vurmayı reddettiğim için kursu bırakmamı, mahallece baktığımız köpeklerimizi, kardeşimin doğumunu, patronum soru sorduğunda heyecandan sesimin tiz bir sese dönüşerek cevap vermemi, efsanevi Erenköy Kristal Büfe’yi, tavuk şnitzeli, banana spliti, eğitim hayatımı, lunapark gittiğimde sadece çarpışan otoya binmemi ve hiçbir yere çarpmamaya çalışmamı, yaşıtlarımla kavga etmemi ve dayak yememi, iş deneyimlerimi, ailecek yaptığımız bayram ziyaretlerimizi, kendilerine çete diyen üst mahallenin çocuklarını dövmemi, arkadaşlarımı, İzmir’i, Afyon’u, Samsun’u, Ordu’ya taşınan banka müdürü emeklisi ve eski kiracımız Ekrem Amca’yı ve ailesini, sırasıyla vefat eden aile büyüklerinin cenazelerini, ablamın evlenmesini, 11 yaşımda Şevket Altuğ’dan bir kağıda imza isterken kıpkırmızı olmamı, dostlarla yapılan sahil muhabbetlerini, öğretmenlerimi, Pazar Günleri’ne özel aile gezilerini, babamın dükkanını, eve gelen piyano eğitmenini, Moda’daki Dondurmacı Ali Usta’yı, annemin kadınlarla yaptığı günleri, yeğenimin doğumundan sonrasını, bisiklet turlarını, yurtdışı seyahatlerimi, Ataköy’deki Fame City’i, arabayı kaçırdığım günleri, kız arkadaşlarımı, sırasıyla mahalle aşkımı, ilkokul aşkımı, bir yandan hala içten içe devam eden (her gün ve her hafta sonu görüyoruz neticede.) mahalle aşkımı, lise aşkımı, ilk ilişkimi, ilk terk edilişimi ve aşk acımı, okul müsamerelerimi, bilardo ve bowling maçlarımı, üniversite deneyimimi, rahmetli halamı, rahmetli amcamı, rahmetli annemin teyzesini, horonu, tatilleri, … … böyle sürüp gidiyor işte. Nasıl? Herşey nötr değil mi? Birebir olmasa da bakın hatırladığınız kadarıyla kendi hayat evriminizde yaşadıklarınıza. Yerleri değiştirin, zamanlarla oynayın. Kendi hayatınızdan benzerlikler var mı? Ümit ediyorum vardır.

Hep böyle pozitif mi geçti hayat? Tabii ki hayır. Ailecek yaşadığımız ve şans eseri ölümden döndüğümüz korkunç trafik kazası, arka arkaya ağır hastalık sebebiyle kaybettiklerimiz, depremde yitirdiklerim, annemin tedavisi uzun süren ve artık psikolojimizi etkilemeye başlamış –neyse ki rutin kontrolleri dışında artık geçmişte kalmış olan- rahatsızlığı… Hala nötr değil mi herşey? Olumsuz olmasına rağmen evrensel değil mi? Eminim birçoğunuzun hayatında var oldu bu acılar. Belki farklı şekillerde ve örneklemelerde ama var oldular. Bunları yaşadığım zaman bile cümlelerimi nötr tuttum ben.

-Bu niye bizim başımıza geldi?”

diye sorgulamadım, isyan etmedim, kendime özel addedip bir anlam yüklemedim.

Fakat ne oldu biliyor musunuz? Birgün öyle bir çarptı ki hayat yüzüme. Nefes alamaz, sırtımdaki bıçakları sayamaz oldum. Aa aaah! Cümleler değişti mi bir anda? Artık cümleleri, nötr bırakamadığım noktada mıyım? O zaman bundan biraz bahsedeyim. Haksızlığa uğramak, bunu ifade etmeye çalışmana rağmen bir sonuca varamamak ve karşında yetkin bir muhatap bulamamak; bu dünyada bir insanı en çok yıpratan olaymış. Öyle iki arkadaş, iki sevgili, aile arasındaki bir tartışmada da değil.

Olay ve olguların bu şartlara rağmen nötr olduğunu kabul edersek; o zaman bu süreçleri normalleştirmiş ve kabullenmiş oluruz diye düşünüyorum. Ben henüz herhangi bir suçtan hüküm giymedim. Ancak hakkımdaki iftiralar sonucu, değişik karakollardan sürekli ifade vermeye çağırıldım, bir keresinde ceza mahkemesinde yargılandım. Bütün hayatı boyunca yaşamaya alışık olmadığım şeylere maruz kaldım. Kızımı yeterince görememekten, yanında olmam engellendiği için en güzel zamanlarını kaçırmaktan kesildi nefesim. Yokluğuna hiç alıştıramadım kendimi. Düzenimi, işimi, evimi, arsamı, arabamı ve paramı kaybettim. Sanki hayatımın ipleri başkasının elinde olan bir kukla gibiydim. Biraz tepkisel yaklaşsam, sonrasının benim adıma daha karanlık olacağına dair hiç şüphem yok. Tek ve en iyi yapabildiğim; tüm bu olanlar karşısında duruşumu bozmamak, adaletten şaşmadan mücadele etmek oldu. O mücadeleyi hala sürdürüyorum. Kendinizden yaşça 20-30 yaş büyük, hayatta belli yerlere gelmiş, sizi bizzat tanımış ve belli bir yakınlık kurduğunuz için sizinle vakit geçirmiş, dolaylı veya direkt olarak iyiliklerinizin olduğu kişilerin; hakkınızdaki yalan ve iftiralar sırasında karşısında vicdanlarını hiçe sayarak nasıl taraf olmayı veya geri planda, sessiz kalmayı seçtiklerini ve haksızlığı savunduklarını görmek. İşte o zaman olgu ve olayların nötr olduğuna dair inancımı kaybettim ben. Hee bu arada değerli bulup, okuyacağınızı ümit ederek, 4 günde özene bezene bu yazıyı oluştururken; bu ülkede ve benim hayatımda olay ve olguları nötr olmaktan çıkaran şu olaylar gerçekleşti. Yargıtay 2. Dairesi Başkanı aldıkları emsal kararın gerekçesini açıkladı. Buna göre;

  1. Davaya konu olan babanın, her hafta sonu kızını görmesi annenin velayet görevlerini yerine getirmesin engel teşkil eder.
  2. Anne her hafta sonu eve bağımlı hale gelir.
  3. Her hafta sonu çocuğun babayı görmesi; anneyi kurallar uygulamak durumunda kaldığı için çocuğun gözünde öcü gibi gösterebilirken, babayı daha eğlenceli ve keyif aldığı bir süper kişiye dönüştürebilir.
  4. Baba her hafta kızıyla görüşmesin, gezmesin.

Bir diğer olayın detayını ise; maalesef güvenlik sebebiyle paylaşamıyorum. Ama genel anlamda şunu belirtebilirim… Yalan söylenmesi veya söylenen düzeltilmemesi sebebiyle kızımı görme hakkımın engellenmesi… 

Benim gördüğüm kadarıyla -kaderci bir yapıya sahip olmamama rağmen- hayatınızdaki gelişmeleri olumlu veya olumsuz derinlemesine yaşadığınız yerde, çevresel faktörler sebebiyle olaylar ve olgular nötr olmaktan çıkmaktadır. Ve olay ve olguların nötr olduğu şartlar maalesef eğitim ve adalet sistemini sağlam temeller üzerine kurmuş ülkelerin –ki o ülkelerde dahi bunun dışına çıkıldığı, olayların kişiselleştiği zamanlar var- yaşadığı bir lüks olmaktadır. Adalet ve eğitim sisteminizi çağdaşlıkla yürütüp, yönetmediğimiz; yürütme sistemlerini köhnemiş zihniyetlerden kurtararak daha hızlı ve işler hale getirmediğimiz sürece; olay ve olguların nötr olması, üzülerek ifade etmeliyim ki tarih boyunca sadece bu ülkelere mahsus yaşanan bir sosyolojik durum ve bir nevi hak olarak kalacaktır.

Hep Gülümseyin Ve Sevgiyle Kalın…

Kaygılı Baba

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Davacax kullanıcısının profil fotoğrafı
  • haihate1994 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • kotomon1983 kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi