Yaşam

Güzel Günler Görsün Diye Çocuklarımız..



*görsel instagramdan alınmıştır

Zaman zaman sosyal medyada çocuklarımızla ilgili gelişmeleri, sıkıntıları, soruları paylaşırken benimkine benzer bir endişe duymuşsunuzdur sanırım. Hatta bazen yaptığımız paylaşımlara gelen dünyadaki tek anne sen misin canım” veya “yok mu arkadaşım senin çocuğundan başka derdin” minvalinde gelen yorumlara da tanık oldum.

“31 Mayıs 2013’ten sonra annelik de değişti, uykusuz annelik de canlarım” diye yanıt yazasım geliyor ama diyemiyorum. Ben şahsen gayet iyi biliyorum ki, sayfanın okuyucusu olan birçok anne ülkemizin içinden geçtiği süreci dert etti, hatta dert etmekle yetinmedi her platformda bizzat mücadele etti. Alanlarda gaz yiyenimiz de var, kolkola girip polislerin karşısına dikilenimiz de. Kimimiz sendikalarda, derneklerde, siyasi partilerde örgütlü mücadele ettik, kimimiz de pencerelerden, balkonlardan sesimiz kısılana kadar “her yer taksim, her yer direniş” diye bağırdık.

Aylar boyunca kabımıza sığamayıp taştık, herşeye lanet okur vaziyette mücadele ederken, bir yandan da kesinlikle çok zekice yapılmış esprilerle yaşamımıza yepyeni bir boyut geldi. Tam 7 tane gencecik can verdik. Her birinde içimizden birşeyler eksilirken, direncimiz ve tepkimiz büyüdü. Çocuklarımızın bacağı morarsa üzülen biz anneler, kendimizi Ali İsmail’in annesinin yerine koyduk. Birer birer öptük Ali İsmail’in bedenindeki morlukları. Çocuklarımıza sarılamaz, sevip öpemez olduk. Yüreklerimizi kuş kanadına koyup yolladık, evlatlarını kara toprağa veren annelerin yanına. Hiç geçmedi hıncımız, hiç azalmadı kızgınlığımız.

Ama dün… Elim varmıyor yazmaya ama dün; minnacık oğlumuzu yitirdik. Tam 269 gündür ha uyanır, ha uyandı diye beklediğimiz, umudumuzu diri tutan Berkin’imiz daha fazla direnemedi. Ona çok borcumuz var, birer birer ödeyeceğiz. Orası ayrı bir yazının konusu olsun. Işıklar içinde uyu kara kaşlı, güzel gözlü, gül yüzlü çocuk.

Dünden sonra ben artık başka bir annelik ünvanı daha aldım, keşke almasaydım dediğim. Birçok arkadaşım var benimle aynı durumda olan, biraz da onların yüreğine ses olayım diye yazıyorum bu satırları zaten.

Ben dün artık siber uykusuz anne oldum. Gidemedim, Berkin’imin anacığı ile ağlamaya gidemedim. 2 tane evlat var evde, Berkin abilerini öğrenerek büyüyecek. Onları bırakıp gidemedim. Nasıl içim acıdı, nasıl kalbim kan ağladı oysa. Kalbim göğüs kafesime, beynim kafatasıma sığmadı. Olduğum yerde hop oturdum, hop kalktım. Ne uyku girdi gözüme, ne de bir lokma ekmek boğazıma.

Bugün de Berkin’imi sonsuzluğa uğurlamaya gidemeyecek bedenim. Özeleştiri filan değil, lanet olası kapitalist düzen benim bedenimi Berkin’i uğurlamaktan alıkoyduğu için gidemiyorum. Ha biraz da korkuyorum aslında, o kadar yüreksiz, o kadar korkaklar ki karşımızda, o kadar vicdansızlar ki herşeyi yapabilirler. Ama gidebilseydim giderdim yine de, sıra benim de evlatlarıma gelene kadar bekleyecek değilim ya. Ama olsun, yüreğim de, aklım da Berkin’de. Ona da engel olamazlar ya. Büyütüyorum öfkemi, bu gün ve bu gece de uyku yok bize. Facebookla twitter arasında mekik dokuyacağız yine. Patlayacak gibi hissettiğimizde pencereye çıkıp “Hırsız vaaaar, katil vaaaar” diye bağıracağız. Konuşacağız her yerde gerçekleri, bilenler bilmeyenlere, anlayanlar anlamayanlara anlatacak. Dilimizde tüy bitecek konuşmaktan, kalemimiz kırılacak yazmaktan.

Çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler diye..
Güzel günler görsün diye çocuklarımız…

Misafir yazar: Özlem Ergüz Koç
www.buyulubahce.blogspot.com.tr

  • Özlem Ergüz Koç profil fotoğrafı

    Fena Halde Anne

    Özlem Ergüz Koç



  • Siz de yorum yapın

    Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

    whisbear

    Yalnız değilsiniz

    • Hakan Altıok profil resmi
    • Editör profil resmi
    • Mcagan Bayram profil resmi

    Gruplara katılın

    GİRİŞ YAP KATIL
    Editör'ün Seçimi

    Güzel haberlerimizi almak için mailing listemize kaydolun...