Sağlıklı Yaşam Yaşam

Mükemmel Anne Sendromu

mukemmelanne

 

Bazı ülkelerde eskiler “annenin suçluluk duygusu rahimde başlar” derler. Bu tamamen doğrudur. Anne adayı olmak çok ezici bir tecrübedir ve çocuğunuz 14 yaşına gelse de bu değişmeyecektir. Her an düşünecek bir şeyleriniz olacak; hamilelikte ne yedim, ne yemedim, bebeğimi nasıl doğurdum, yeteri kadar emzirdim mi, bebeğimi bakıcıyla ilk kez bırakıyorum iyi mi yapıyorum, her gün çocuğumu bırakıp işe gidiyorum, sabrımı kaybedip çocuğuma bağırdım…. Tüm bu suçluluk duygusu hissettiren olaylar listesi uzayıp gidebilir…  Sizinki de aynı değil mi?

Bu çılgınca suçluluk duygusu nereden geliyor?

Anne olunca hayatımızdaki en büyük sorumluluğu yükleniyoruz. Bütün kararlarımızı alırken, ortaya bütün kalbimizi koyuyoruz çünkü bu kararların bir insanın hayatını sonsuza kadar etkileyebileceğini düşünüyoruz. Bu da çok büyük bir sorumluluk, devasa bir durum. Bunun için her kararımızı her davranışımızı enine boyuna analiz ediyor ve en doğrusunu yapmak için çabalıyoruz. Ama aldığımız kararların çoğunda diğer etkenleri de düşünüyoruz; kendi ihtiyaçlarımız, diğer çocuğun da ihtiyacı, eşinizin ihtiyacı,  ya da işlerimiz. Dolayısıyla sürekli biz bu sorumluluklarımız ile ihtiyaçlarımızı dengelemeye çalışıyoruz; arasını bulmak zorunda kalıyoruz. Bu arasını bulmaya çalışırken de küçük hatalar olduğunda, insani olarak suçluluk duygusu ortaya çıkıyor.

Suçluluk duygusunda bir başka esas faktör de, mükemmel anne olma baskısı ve beklentisi. İçinde yaşadığımız toplumda mükemmellik beklentisi mevcut ve bu da çıtayı çok yükseltiyor. Çoğu anne eğitimli, kariyer başarıları olan, bilinçli anneler ve kendilerinden en iyisine dair beklentileri var. Yüksek beklentiler hem dış etkenlerden(aile, toplum, çevre, eş) hem de içsel etkenlerden kaynaklanıyor. Maalesef  kendimizi rahat bırakmıyoruz ve hatta diğer anneleri de yapamadıkları şeyler için yargılıyoruz. Annelik savaşları;  sürekli mükemmel anne olma beklentisi içinde olduğumuzun en üzücü göstergesi.

Dolayısıyla suçluluk duygusu tamamen annelikle alakalı ve bunu hissettiğimiz dakikadan itibaren başlayıp sonsuza kadar devam eder.

Peki, ne yapabiliriz?

En önemli şey bakış açımızdır. Kafamıza taktığımız şeylerin aslında %99’u  büyük resme baktığımız zaman çok yersiz görünmektedir. Mesela; bebeğinizin altını biraz uzun süre değiştirmezseniz, sonsuza kadar pişikli gezmeyecektir ya da siz tuvalete girdiğinizde 1-2 dakika yatağında ağladı diye duygusal bir çöküntü yaşamayacaktır.

 

Dolayısıyla; kendinizi çok yıpratmamak için bunları hatırlamanızda fayda olacaktır:

Bakış açınızı düzeltin.

Küçük şeyleri kafanıza takmayın.

Her gün kendinize iyi bir anne olduğunuzu söyleyin.

Arkadaşlarınızı ve eşinizi cesaretlendirin.

Yeteri kadar iyi olun. Mükemmel anne olmanıza gerek yok.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Eduardo Fosdick kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Donald Werfel kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Natasha Curr kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL