Anne-Baba Yaşam

Neden çocuğumuza öfkeleniyoruz ve nasıl değişiriz?

ofke foto

Öfke, birçok anne babanın ortak konusu. Partnere duyulan öfke, çocuğa duyulan öfke, kendi öfkemiz…

Öfke zor bir duygu. Hatta bazen bizi korkuttuğu da bir gerçek. Kendimize kızdığımızı kabul etmek bile zor olabiliyor. Yakınlarımızdan destek görmek istiyoruz, empati istiyoruz. Öfkemizi bastırmamız ya da yanlış yönetmemiz durumunda daha fazla inciniyor, incitiyor, zarar veriyoruz. Aslında duygularımız bundan sorumlu değil. Kendimiz için empati kuruyoruz, çocuğumuz için kuruyoruz da doğru yönetmemiz gerekiyor.

Aileler ne zaman öfkelenir?

Ne yapacağımızı bilemediğimizde… Çözemediğimiz sorunlar, travmalar öfkeye dönüşüyor. İyileşmeye ihtiyaç duyarız. Ebeveynler ne zaman öfkelenir? Fiziksel, duygusal, maddi olarak yetemediklerini hissettiklerinde. Genel olarak öfke, karşılanamayan ihtiyaçların birikimi demektir.

Yoğun ve yorgun bir günün sonunda, ebeveynler kendilerini baskı altında hissettiklerinde kıvılcımın öfkeye dönmesi daha kolay… Baskı arttıkça stres de aynı orantıda artar. Akşam çocuklardan diş fırçalamalarını, giyinmelerini istediğimizde ve onlar buna “hayır” ile karşılık verdiklerinde işte o zaman öfke ortaya çıkar. Ne olur? Sesimiz yükselir ve biz onu bastırmaya çalışırız. Çocuğumuzdan bizi anlamasını bekleriz, onun yaşındayken aslında bizden daha çok şey istendiğini anlamalarını da…

Yapıcı – pozitif iletişim, çatışma ve problem çözme becerilerimizi geliştirebiliriz. Tabii bunları uygulamaya koymak için neye ihtiyacımız var? Sabır, açık – net olmak ve güven. Bunları yaparken de ilk ihtiyaç duyduğumuz çocukluğumuza gidip duygusal tetikleyicilerimizi belirlemek. Duygusal olarak tetiklendiğimizde, geçmişte çözemediğimiz bir sorun stresi artırıyor. Bu sırada çocuğumuza tepki veriyor, empati yeteneğimizi kaybediyoruz. Hatta dikkat ederseniz, bunu kaslarımızda bile hissediyoruz. Aslında böyle zamanlarda bilinçli bir ebeveyn gibi değil, incinmiş bir çocuk gibi hareket ediyoruz.

Geleneksel ebeveynlik modelinde ebeveynler cezalarını tehdit ederek, ayrıcalıkları alarak, bağırarak ve yaptırımlarla, çocuğunu bakışlarla yıkarak kontrolünü ele geçirmeye çalışıyorlar. Ancak bağırmamak ya da yukarıda yazıklarımızı yapmamak için uğraşan ebeveynler güçlü duygusal dalgalanmalarla karşı karşıya kalıyorlar. Ve bunu başarmak da aslında tehdit etmekten daha fazla beceri gerektiriyor.

Daha sakin ve saygılı bir iletişim için kendimize, bağırmamıza, patladığımız ana dışarıdan bakmalıyız. Ve böyle geride durup güçsüz bir çocuk gibi değil, kendine güvenen bir yetişkin gibi davranmalıyız. Kendimizi keşfetmek, geriye dönmek için meditasyon gibi rahatlama tekniklerini kullanmalı, çocukluğumuza gidip o sorunu çözmeliyiz. Üstümüzdeki bu baskıyı kaldıramadığımız sürece çocuğumuzla istediğimiz gibi bir ilişki kurmamız zor.

Peki bunu nasıl yapacağız?

Bizi tetikleyen her ne ise ona daha dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Bunun için de daha fazla bağlantı ve sabır gerek. Çocuğumuz ne yaptı da rahatsız olduk? Bizi tetikleyen nedir? Bu bağlantıyı kurmalıyız. Mesela bizi reddetti, “hayır” dedi, bu neyi tetikliyor? Çocukluğunuzda ne oldu da bundan bu kadar rahatsızlık duyuyorsunuz? Bu sırada ağzımızdan çıkan sözler bizi bile şok ediyor. Bu sanki bir yeniden canlandırma gibi. Neden tetiklendiğimiz ne kadar bilinçli yaklaşırsak o kadar çözebiliriz.

İyi hissetmemekte, daha doğrusu kötü hissetmemizde sorun yok. Bu çok normal bir duygu. Çocuğumuzun davranışı, hislerimizi artırarak son derece duygusal bir tepkiye neden olduğunda, bize acı veren bazı duygulara merhametle yaklaşma fırsatını yakalarız. Vücudumuzdaki duyuları gözlemleme ve bu zamanlarda ortaya çıkan duyguları anlamak için yeteri kadar güçlüyüz. Belki de bu şekilde korku ya da yetersizlik hissettiğimiz anları, üzüntümüzü tespit edebiliriz. Bizi tetikleyen şeyler, çocuğumuzun bizi yok sayması, diğer ebeveyne olan tepkisi, agresiflik, şefkat eksikliği, okuldaki sorunlar bile olabilir. Bunlardan birini mutlaka yaşamışızdır ve o bedenimizde saklıdır. Ve biz bile bugüne kadar fark etmemiş olabiliriz.

Tetiklendiğimiz zaman ne olur? İçimizdeki incinen çocuğun duygularının kendi çocuğumuzun duyguları ile yarıştığı hissine kapılırız.  “Kimse benim ihtiyaçlarımı, kızgınlıklarımı, hayal kırıklıklarımı, üzüntümü umursamıyor”. İşte böyle bir iç çatışma çok rahatsız edici olabilir. Ancak iyi haber; bunun farkına varmaya başladıysanız bu döngüyü kırma yolundasınız demektir. Hem kendiniz hem çocuğunuz için…

Psikolojik yardım almak, şu andaki sıkışmış duygularınız, kalıplarınızı keşfetmek ve çözmek için harika bir yol. Danışmanlık almak, bir arkadaşınızla derin derin sohbet etmek, anlatmak duygularınızın vücudunuzda vücutta nerede tutulduğunu keşfetmeniz için size gerçekten şans veriyor. Sakin, sabırlı, size empatiyle yaklaşan birinin yanında ağlamak size “arınmışlık” duygusunu yaşatır. Duygularınızı kabul ederseniz, hayat kaliteniz artar, kendinizi daha iyi anlarsınız ve çözebilirsiniz.

Ebeveynler olarak okul, uyku saati konusunda, işyerinde yeteri kadar stres yaşıyoruz. Hatta yüzme derslerine yetişirken bile… Yoğun bir programa çocukların ayak uydurması çok zor. Eğer ailece baskı altında olduğunuzu hissediyorsanız yaşam tarzınızı değiştirmekte fayda var. Dinlenmek, okumak, oyun oynamak, meditasyon yapmak, arada hayal kurmak, doğada zaman geçirmek… Bunlar bütün aileye iyi gelir.

Ne hissediyorum? Neye ihtiyacım var?

Terapinin yanı sıra sizin de bu baskıladığınız duygular hayatınızı yönetmeye başladığında kendinizi iyileştirme becerileriniz, gücünüz var. Mesela, kalbinize bağlantı kurun. Koyun elinizi kalbinizin üstüne, “Ne hissediyorum, neye ihtiyacım var” diye kendinize sorun. Bu, kendimizle pozitif bağlantı kurmak için iyi bir yöntem. Cevap “Çok gerginim, çok sinirliyim, biraz yavaşlamam lazım, bugünü sorunsuz tamamlamam lazım” olsa da… Deneyin!

Adını koyun… Ne hissettiğimizi söylemek zordur. Çocuklarımıza “beni sinirlendiriyorsun” dediğimizde onlara bizi kontrol ettikleri mesajını veriyoruz ve onlar da bizi mutlu etmenin kendi ellerinde olduğunu sanıyorlar. Fakat “Sinirliyim, durmam ve rahatlamam lazım” dediğimizde duygularımızı dürüstçe ifade etmiş oluyoruz ve bizi mutlu etme sorumluluğunu onlara yüklemiyoruz. Bu gerçekten çocuklarımız için iyi bir model. Çocuklarıma “Gergin görünüyorsun, neye ihtiyacın var” dediğimde bana çok net cevap verebiliyorlar.

Kendinizle konuşun. Ama olumlu bir şekilde. Farkındaysanız, duygularımıza ailelerimizin bize verdiği tepkilerle yaklaşıyoruz. Kendimize karşı nazik olmak, başkalarına nezaketin temelini oluşturur. Örneğin, kendinizi öfkeli ve bunalmış hissettiğiniz için suçlamak yerine, “tamam, bu zor bir an ve böyle hissetmemde sorun yok” diyebilirsiniz.

Sadece, oturun…

Öfkelendiğimiz zaman bazen kendimizi fiziksel olarak güçlü hissederiz. Ev işi yapmaya başlarız mesela. Öfkeli anlarımızda stres hormonu salgılarız, her şey hızlanır, nefes alışımız bile. Mantıklı düşünemeyiz, daha hızlı konuşuruz… Oysa böyle anlarda bir şey yapmadan koltukta oturmak, çimlere basmak dinamiğimizi tamamen değiştirir. Bize duygularımızı dengeleme şansı verir. Ve böyle yaparak çocuklarımıza iyi bir rol model oluruz.

Böyle anlarda zihninizde bir “dur” işareti canlandırın. İleride pişman olacağınız sözler söylemeden, davranışlarda bulunmadan önce böyle sinirli anlarda bir “dur” işareti hayal edin. Aslında böyle zamanlarda hatırlamak güç olsa da beynimiz görsel mesajlara çok iyi cevap verir. Hatta isterseniz böyle bir işareti bulun, çıktısını alın ve duvara her zaman görebileceğiniz bir yere asın. Yanında da sizi rahatlatacak kelimeler yazabilirsiniz. Mesela “nefes al, stresi azalt” gibi…
Açık hava iyidir

Ailede stres yükseldiyse, iş yerinde gerildiğimizde açık havaya çıkmak gerek. Doğada olmak, gevşemeye ve rahatlamaya yardımcı olur. Çünkü hayatın güzel yönlerini görürüz. Bir manzara bile iyi gelir. Çıplak ayakla çimlere bastığınızda rahatladığınızı hissetmiyor musunuz?

Şimdi açıkça görebiliyorum … Sakinleştiğimiz zaman, seçenekleri daha iyi görebiliyoruz. Çatışmaların ardından daha iyi bağlantı kurabiliriz duygularımızla, çocuklarımızla. Ve daha da iyi onarabiliriz. Çocuklar bizim içimizde kopan fırtınaları hissediyor ve iletişimi keserek kendilerini korumaya alıyorlar. Biz sakinleştiğimizde, bizi orada beklediklerini göreceğiz.  İktidar mücadelesi sona erecek ve işbirliği devreye girecek.

 

Yazı ve görsel http://www.peacefulparent.com/why-we-explode-and-how-to-prevent-it/ sitesinden alınmıştır.
Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Ensuext kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Bratgepe kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Sendogan Yazici kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi