Sağlıklı Yaşam

Şişkinlik, Ödem, Halsizlik Mi Var? Bir Whole 30 Diyeti Deneyimi

 

diyet

Beslenmeyi, sporu yaşam biçimi haline getirmiş biri olarak sağlıksız olabileceğini düşündüğüm, kısa sürede sonuç veren ya da doğal sürecin dışına çıkan her şeyden uzak durdum.

Buna kabul görmüş birçok beslenme metodu da dahil ve ayrıca beslenme ile ilgili çok okudum, araştırdım, yabancı ve yerli kitap ve makalelerden tut da ilgili videolar araştırmalara kadar…

Birkaç online workshop’a dahi katıldım. Büyük kitabevlerine gittiğinizde zaten karşınızda 5 günde şu kadar, 10 günde bu kadar, yiyerek zayıfla, yemeden yaşa, yiyip de nolucak, dikkat ekmek zararlı değilmiş, durun ekmek zehirmiş, şeker yiyerek zayıfla, sakın ağzına koyma onu bırak elinden şeklinde birçok kaynak var.

Bunun yanında benim bir zamanlar himalayalara ait bir diyet zannettiğim Karatay’dan (meğer yazarın soyadıymış), alkali beslenmeye uzanan içerisinde birçok faydalı bilginin de olduğu seçerek beslenmenize dahil edebileceğiniz, bilimsel verilerin de olduğu kaynaklar da var.

Herhangi bir beslenmeye hiçbir zaman ait olamayan, ama kendi vücudunun verdiği tepkileri zaman içinde gözlemlemiş ve beslenmenin üzerine düşüldüğünde aslında ne kadar da zevkli bir konu olduğunu farketmiş biri olarak, hayatımda ilk defa bir kitabı 1 ay boyunca denedim.

Şimdi bunu böyle yazınca bir tuhaf oldu, Whole 30 ile ilk tanışmam yine “google “da beslenme şekillerinden bazılarını incelerken oldu, özellikle Amerikalı ve Avrupalıların sıklıkla uyguladığı Paleo diyetini negatif önyargılarımla okuyordum, bir yazı diğerini, bir tecrübe ötekini derken Whole 30 ile karşılaştım.

Çok ilgimi çekmesinin en önemli nedeni bastıra bastıra “this is science” yani “bu çalışma bilimseldir” yazıyor olmasıydı.

Kim çıkartmış, nedir, nasıldır okurken, aslında bu konuyla ilgili kocaman bir kitap olduğunu gördüm ve hemen amazon.com’dan sipariş verdim çünkü memleketimizde mevcut değildi.

Her neyse kitap geldi ve heyecanla okumaya başladım, görünüşte ansiklopedi kıvamındaki bu kitap kimilerine göre yine bir diyet pazarlaması olsa da, o güne kadar ki şahsi tecrübelerime dayanarak (ki bilimsel olmayan tamamen hobime dayanan tecrübelerdir bunlar) benim kafama yattı.

Öncelikle şunu belirtmek isterim, ben Whole 30’u denerken aklımdaki hedef 10 kg vereyim 15 kg vereyim, yani en azından olmadı 5 kg vereyim değildi, bunu baştan söylüyorum ki okudukça iştahınız bu anlamda kabarıyorsa hedefiniz kısa sürede kilo vermekse bu yazı doğru adres değil ama vücudunuza iyi gelmeyen gıdaları bulmak, yıllardır niye kilo veremediğinizi bulmak ve böylece sağlıklı beslenme rutinine dahil olmaksa buyrun devam edin.

Gelelim Whole 30 nedir?

Size burada okuduğum koca kitabı satırı satırına yazamayacağım için ki aklımda çevirisini yapmak da var, kısaca bilgiler vereceğim.

Whole 30 gıdaları belirli sınıflara ayıran, bunu size bir çoğunu sizin de bildiğiniz yada yeni öğreneceğiniz nedenlerle açıklayan ve bu sınıflardan hangilerini belirli bir plan çerçevesinde yememeniz gerektiğini söyleyen bir beslenme metodu.

30 gün süresince bu beslenmeye kitabı kitabına uyuyorsunuz, sonrasında 1’er haftalık deneme sürelerinde bu sınıfları teker teker deniyorsunuz ve vücudunuzun verdiği tepkilere göre o gıdaları hayatınızdan çıkarıyorsunuz.

Biraz karışık oldu sanırım, biraz daha detaylandıracağım, listede nohuttan süte, şekerden alkole, fıstık ezmesinden sodaya bir çok gıda var. Liste uzun, 30 gün boyunca uygulamalısınız, kurallar böyle bir gün dahi ya da bir öğünün içine bir kaşık dahi liste dışı gıda sokamıyorsunuz, soktugunuz anda döngü başa sarıyor. Mantığı da şu; siz o gıdayı bıraktığınız anda vücut o gıdanın sizin için mevcut negatif etkilerinden kurtulmaya başlıyor ama siz mesela bir kaşık fıstık ezmesi yediğiniz anda başasarıyor.

Genel itibariyle kadınlar şişkinlik, ödem, gaz, kilo verememe gibi sorunlardan sıklıkla bahsederler.

Benim şahsen yaşadığım sonuç şu oldu;

3. gün itibariyle bütün sıkıntılarım gözle görülür ölçüde azaldı, sabahları kuş gibi uyandım, yorgunluk, yataktan kalkamama bitti.

1. hafta itibariyle hafiflemeye başladım ve erkenden dinç bir şekilde uyandım, bittiğinde kiloda da değişiklik yaşadığımı gördüm.1 ay boyunca tartıya çıkmadım çünkü amacım kilo vermek değil hafiflemek rahatlamaktı, kafayı oraya takıp odağımı unutmak istemedim.

Peki bu gıdaları ömür billah yemeyecek miyiz? Mesela ömür billah yemeyeceğiniz gıdalar olacak yada daha yumuşak bir ifadeyle ya yerine ikame gıdalar koyacak ya da yüzyılda bir tüketeceksiniz.

Ama bunu nasıl anlayacağız; 1 ay hepsini kestik hangisi bana dokunuyor hangisi dokunmuyor?

Bunu anlamanın yolu da 1 ayın sonunda önce 1 gün bayram yapmak, sevdiğiniz ne varsa götürmek, ben o akşam mezeler hazırladım, humusundan pilakisine, 2-3 kadeh şarap sonrasında yer fıstığı, demleme çay yanında çikolata vs bildiğin çöplük:))

Sabah uyandığımda yorgundum eskisi kadar olmasa da o dinçliğim gitmişti, bu 1. sonuç!

Sonra 1 hafta daha aynı düzende beslendim, rahatladım ve deneme süreçlerine başladım. Bakliyatlardan başladım, rahatsız edeni buldum, sonra alkol denedim ve sonuca yine ulastım. Çok sevdiğim fıstık ezmesinin mesela bana neler yaptığını gördüm, ayran içebilirken sütün her türlüsüne (laktozlu-laktozsuz) vücudumun tepki verdiğini gördüm, liste uzadı gitti.

Benim adıma oldukça güzel bir tecrübeydi.Tekrar üzerine bastırarak söylemek isterim ki bu yazı herhangi bir gıdayı veya diyeti önermeyen, telkinde bulunmayan, bilimsel olmayan yalnızca beslenme meselesini seven biri tarafından yazılmıştır.

Bilimsel gerçekler için her zaman doktorunuza danışınız.

 

* görsel nutritionstudies.org dan alınmıştır.
Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • şaziye kullanıcısının profil fotoğrafı
  • orpjrw9 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • ppdd1020 kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi