Anne Yazıları Yaşam

Temize Çekilmiş Ebeveynlik İstiyorum

 

Kendimi yetersiz hissettiğim bir anda yazıyorum bu cümleleri. Her gün inişli çıkışlı birşeyler yaşıyoruz elbet ama üstüne yazmak için bazen günler, haftalar geçiyor. Belki de ilk kez bu ‘eksik’ hissimle beraber yazmaya başladım. Ben kendimi bildim bileli okuyan bir bireyim. Her türden görüşü, bakış açısını okumaya çalışan biriyim. Adım attığım her konuda önce okuyarak, sonra danışarak çözümler buldum hep.

Bu anne olacağım haberi ile beraber de hep böyle oldu. Önce kitaplar okudum sonra doktoruma danıştım ve son aşamada deneyim sahibi olduğunu düşündüğüm kişilere. Aslında bazen aldığın her bilgi biraz daha yük insanın üstünde. Yapman gerekenleri öğrendikçe yapamadıklarınla daha çok yüzleşmeye başlıyorsun. Anneliğimin 6. Yılını yaşarken bugün olduğum noktada kızıma dair her konuda iyi ki diyorum elbet ama bazı günler geliyor ki bunlar bile beni eziyor. Ruhumda sürekli bir baskı var. Daha iyisi olabilirsin, daha iyisini başarabilirsin. Aslında konu tam olarak iyi-kötü olmak değil. Okuduğum ya da bir şekilde öğrendiğim bilgileri, olması gerekenleri kendime bir deneyim oluşturmadan görev edinmem. Tek doğru oymuş gibi hissetmem.

Biliyorum hepimiz bir şeyler okuyoruz, araştırıyoruz ama aslında burada önemli olan şey ne kadar sindirebildiğimiz.

Bazı günler yüksek iletişim sorunları yaşıyoruz kızımla. Benim söylediklerim ulaşmıyor. Ondan bana bir bilgi akışı olmuyor. Ağzımızla kuş tutsak birbirimizi yanlış anladığımız günler oluyor. O anlarda okuduğum her şey siliniyor. Yapılması gerekenler yerini çoktan yapılmış hareketlere bırakıyor. Ve onun sonuda sabah olana kadar beni bir sağa bir sola döndüren pişmanlıklar oluyor. Acaba onun ruhuna, düşünce yapısına etki edecek bir davranışım, sözüm oldu mu diye bütün günü baştan sarıyorum kafamın içinde. İşte o da beni uyuyan bir çocuğun uykusuz annesi yapıyor. Yani bazen hatta çoğu zaman uykusuz anne olmamak için çocuğun uyuması yetmiyor. Konu aslında çocuk değil zaten. Böyle günlerden sonraki birkaç günüm çok yüksek farkındalıkla geçiyor. Her anını ince ince planladığım, anda kalabildiğim, yüksek enerjili, daha anlayışlı hatta bütün ipleri çocuğun eline veren bir model çıkıyor ortaya. Bunun sonu ise çok daha kısa sürede bir yorgunluk oluyor. Anneliğim kendi dengesini arıyor. Ve bu arayışı gözlerim kapalı, ellerim bağlı bir halde yapar gibi oluyorum bazen. O dengenin tam orta noktası iletişim biliyorum. İletişimi güçlendirmek için çabalıyorum. Biz iyi anlaşan bir ikiliyiz. Çok eğleniyoruz beraber. Sıkça kahkahalarımız karışıyor birbirine. Konu ‘düzene’ geldiği noktada ise işte o denge bozuluyor. Çocuklar bencil biliyorsunuz. Her zaman daha fazlası var onlar için. Şimdi bu ‘bencil’ sözcüğü ters gelebilir birilerine ama aslında dünyayı onların etrafında döndüren biziz. Denge olmayınca onlara verilen ipler bazen sıkıyor işte boğazımızı itiraf edelim.

Aslında bu noktada bir konuda farkındalığım artık yüksek. Ben ondan benim çocukluğumu bekliyorum bazen. Kendi çocukluğumu aynalıyorum. İçimden sürekli ‘ben onu yapmazdım, ben onu şöyle yapardım’ diyorum. Oysa karşımdaki benden ve babasından bağımsız bambaşka bir çocukluk geçiriyor. Garip beklentileri oluşturan da, olmayınca sinirlenen de yine benim. Gördünüz mü oklar yine kendime döndü bir şekilde. Ne olursa olsun hayata geleli 6 sene olmuş birini suçlayıcı olamam, olamayız. Ben sadece ‘elimden gelen budur’ diyerek kenara çekilmek ve gram suçluluk duymamak istiyorum. Bir önceki nesilin ebeveynliğini istiyorum sadece. Hangimiz duymadık ‘şartlar öyleydi, o zamanlar öyle yapılırdı, başka ne yapabilirdik’ cümleleri? Hepimiz bir şekilde temize çekilmiş ebeveynlik cümlelerini duyarak büyüdük. Bugünün ebeveynlerinin daha doğru yeni çağ ebeveynlerinin kolayca yapamadığı şey ise bu. Okuduğu, öğrendiği, gözlemlediği bilgiler yüzünden kendi ebeveynliklerini temize çekememek. Yaşanan bir diğer karmaşa ise kendi ebeveynini rol model alarak büyüyüp rolü üstlendiğinde oyunun kurallarının hiçte bildiği gibi olmadığı ile yüzleşmesi. Bu noktada ise çizilebilecek iki yol var. Ya kendi anne babasının modelliğinde kendini temize çekecek ya da oyunun kuralları ile yüzleşip önce kendini iyileştirecek.

Kendimizi iyileştirme yolunu seçtiğimizde ise yukarıda anlattığım uykusuz geceler ya da huzursuz uykular elbette kaçınılmaz oluyor. Kimi zaman bu yolun zorlu olması diğer yolu daha mümkün kılsa da aslında hepimiz yapmak istediği şey iyileşmek. Bu kararı aldıktan sonra ise yine en büyük yardımcılarımız çocuklarımız. Onların affedici ruhları. Her zaman kabullenici ve unutmaya meyilli davranışları. Şu bir gerçek ki onlar henüz hiçbir duygusu körelmemiş ve yüksek farkındalığa sahip bireyler. Onların törpüsü olmaktansa kendimizi onlara göre şekillendirmek bir yol. Yaşanılan her sorunda aslında bir ebeveyn ve çocuk arasında ‘gerçekten’ bir sorun olmayacağını, bizi o noktaya taşıyan başka bir konu olduğunu bilmek ve onun affediciliğine sığınmak ise benim kendimi temize çekme yöntemim. Kelimelerin gücüne inanıyorum. Bir çocuğa kurulan ‘seni seviyorum, anlıyorum ve özür diliyorum’ cümlelerinin yaratacağı güven hissinin bizleri de güvenli alana çekeceğini biliyorum. İşte bu yüzden ben bugün burada kendimi temize çekiyorum.

 

Görsel: www.pexels.com

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • haihate1994 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • kotomon1983 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • saijichi1980 kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL