Eğitim

Tutkunu Bul Baskısı Neden Çocuklara Zarar Verir?

 

Oğlumun futbol maçını izlerken bir taraftan da onun takım arkadaşlarından birinin küçük kardeşi ile sohbet ediyordum. “Benim henüz abim gibi tutkuyla yaptığım bir şey yok” dedi küçük çocuk. “Ama annemle babam tutkuyla yapacağım şeyin ne olduğunu bulabilmem için bana yardımcı oluyorlar.” Bunun bir ironik cümlesi olmasını bekledim, ama bu hiç gerçekleşmedi.

Son yirmi yıl içinde “tutku” fikri, çocuklara ve ergenlere uygulanmış haliyle daha fazla ele alınmaya başladı sanki. Bir çocuk daha liseye bile gelmeden, ondan, derin, kolay ifade edilebilen, üzerine edinilmiş eğitim belgeleri bulunan ve diğerlerinden bir adım öne çıkmasını sağlayan bir tutkusunun olması bekleniyor.

İster tesadüfen, ister hayatındaki ilgili yetişkinlerin yönlendirmesiyle bulmuş olsun, bu tutku, zamanının ve yeteneğinin ve ailesinin maddi kaynaklarının izin verdiği en üst düzeyde izlenmelidir. Bu, yalnızca amatör olan birinin asla elde edemeyeceği bir tatmin ve “kendini gerçekleştirme” sunar. Bence bu tam bir delilik!

Ebeveynler olarak çocuklarımızın hayatta tutkuyla yaptıkları bir şeyler olması gerektiği “takıntısı” okullar tarafından da işleniyor, ama bu saplantıyı en çok besleyen şey kendi kişisel korkularımız. Artık öyle bir noktaya geldik ki, sanki hayatta sadece bir şeye karşı yoğun bir tutkusu olan insanların mutlu olabildiğine ve profesyonel olarak başarılı olabildiğine inanıyoruz. Sanki tutku, hayatın yeni sihirli değneği. Çocuklarımızın başarılı olmasını istiyoruz ve sanki hayatta tutkuyla yaptıkları bir şey olmazsa o noktaya asla ulaşamayacaklar gibi geliyor. Oysa ebeveyn olarak kaçımızın hayatında büyük tutkuları var? Dünyada neşe ve memnuniyet dolu uzun, mutlu, faydalı hayatlar yaşayan ve belirli bir tutkusu olmayan milyonlarca insan var.

Ve eğer çocuklarımızı başkalarına da bize olduğu kadar özel gösterecek olan şeyin sahip oldukları tutkular olduğunu düşünüyorsak, o halde biz de çocuğunu zorlayan ebeveynler olmuşuz demektir. Eğer bir çocuğun gerçek bir “tutkusu” varsa, bunu kendi hevesimiz ya da ona dair planlarımız olduğu için yapmaz. Gerçekten, bunun bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Biz sadece onun hayallerini mümkün kılarız.

Çocuklukta ya da ergenlikte tutkuyla yapılan bir şey aramak başlı başına bir saplantı haline geldi. Ancak bunun bir bedeli var maalesef.

Çocuklar “yakalaması zor” tutkularını bulamadıklarında, ama yaşadıkları baskı dolayısıyla birini ilan etmek zorunda hissettiklerinde, ilgi duydukları herhangi bir şeye tutunuveriyorlar ve ona tutku adını veriyorlar. Ve ardından hemen gerekli alet ya da ekipmanı alıyorlar. Bu çok da zararsız bir hareket değil, çünkü sahte tutkular gerçek olanların kalabalıkta kaybolmasına sebep olabiliyor. Yedinci sınıfta arkadaşlarınızla maç yapmayı sevdiğiniz için futbol sahasına gittiğinizde, sizi gören spor hocanız bir keresinde futbola yeteneğiniz olabileceğini söylediği için artık haftanın altı gününü sahada geçiriyorsanız, gerçek yeteneğimizin grafik tasarım olduğunu asla keşfedemeyebilirsiniz. Her boş zamanınızı piyano dersine, bir grupta piyano çalmaya ya da piyano konserine gitmeye ayırıyorsanız, bu hayatta bir voleybol takımı oyuncusu olma zevkinizi kaçırıyor olabilirsiniz. “Pseudo” etkisi yaratan tutkular, günlerimizi ve saatlerimizi yiyip bitirebilirler ve gerçeklerini bulma fırsatı için geriye hiçbir şey bırakmazlar.

Çocuklar bizden, hayatta odaklanacakları şeyleri erken yaşlarda bulmaları gerektiği mesajını alıyorlar. Aynı zamanda bir şeyleri sadece zevk için yapan amatörlerin övgüyü hak etmedikleri mesajını da. Kendi tutkularını bulan ve bu alanda başarılı çalışmalar yapan arkadaşlarının acımasız hikayelerini duyduklarında belki de kendilerini gereksizce baskı altında hissediyorlar.

Çocuklarımız içinde oyun olmayan bir aktiviteye ufacık bir ilgi gösterdiğinde, olmayan şeyden “bir şey” çıkarmaya çalışan biz ebeveynlere ne oluyor peki? Evin bir köşesine attığınız ve artık varlığını bile unuttuğunuz eşyalara bir bakın. Peki, önce ben bakacağım: Kısa zamanda perküsyona olan ilgisini kaybeden çocuk için davul bagetleri. Bir başka çocuğun resim yaptığı dönemden kalma şövalesi, tenis raketi ve hatta bir badminton seti. Çok şükür ki tenis raketi diğer çocuk için yeniden ortaya çıktı.

Tüm bu eşyaları çocuklarımızın yeni bir şeyler denemesine izin vermemizin bir kanıtı olarak görmek isterdim. Ancak bunun yerine ben bunu, her fırsatta müzik, sanat, kitap ya da spor mağazasına koştuğumuzun, geçip giden bir ilginin yetersiz ebeveyn maddi imkanı ya da zamanı dolayısıyla bir tutkuya dönüşemediğinin ispatı olarak görüyorum.

Çoğu çocuk için çocukluk tutkuyla değil, daha çok keşfetmeyle ilgilidir. Ebeveyn olarak bizim görevimiz, bu keşfi “beslemektir”, ona bir son vermek değil. Çocukların çok erken yaşlarda hayatlarındaki tek gerçek tutkularını bulmaları gerektiği beklentisi yaratırsak, belki de ömür boyu sürecek bir keşif sürecini gereğinden fazla kısa kesmiş oluruz.

yazı ve görsel:  http://parenting.blogs.nytimes.com/2015/04/08/our-push-for-passion-and-why-it-harms-kids/?_r=0

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • Perihan Gürer kullanıcısının profil fotoğrafı
  • Silem kullanıcısının profil fotoğrafı
  • owigovi kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL