Anne-Baba Evlilik seminer

Üçüncü Ebeveyn : Anne-Baba İlişkisi (1.bölüm)

aile1

 

Uykusuz Anneler Kulübü olarak Nestle’nin iyibuyusuniyiyasasin.com platformu ile birlikte düzenlediğimiz “3.Ebeveyn:Anne-Baba ilişkisi” seminerinde sunum yapan uzmanlardan Uzm.Psk. Fatma Tosuntaş Karakuş’un verdiği tüm bilgiler özellikle sosyal medyada anneler tarafından çok ilgi gördü ve sunumunun tamamının paylaşması için bize talepler geldi. Fatma Hanım da bu isteği geri çevirmeyerek sunumun tamamını annelere ulaştırmamız için bize iletti, 2 bölüm olarak sitemizde yayınlıyoruz. Fatma Hanım’a teşekkürlerimizle..

 

Üçüncü Ebeveyn : Anne baba ilişkisinin çocuğa etkileri

1.Bölüm: Hamilelik süreci, bebekle iletişim ve sorunlar, ebeveynlik nedir?

Hamilelik süreci

Hamilelik süreci bebeğe ve ebeveynliğe hazırlık sürecidir. Anne baba adaylarının hamilelik sürecinde, bebek doğduktan sonraki süreci planlamaları ve konuşmaları çok önemlidir. Özellikle planlanması gereken başlıklar şunlardır;

-Lohusalık süresince anneye kim destek olacak?

-Bebeğin bakımında anne babanın birbirlerinden beklentileri nelerdir?

Özellikle, annenin eşinin ailesiyle yaşadığı sıkıntılar mevcutsa lohusalık döneminde ziyaretlerin kısa tutulması önerilir. Sonraki süreci eşler birlikte tekrar oturup konuşabilir. Çoğu çiftin bebek doğduktan sonra ortaya çıkan krizleri ve üçüncü kişileri yönetememeleri sebebiyle ilişkileri büyük yaralar almaktadır.

Lohusalık çok özel bir dönemdir. Anne bu dönemde çok savunmasız hissedebilir. Anne çok kırılgan ve hassas olabilir bu dönemde. Bu nedenle babanın anneye desteği çok önemlidir. Erkeğin özellikle lohusalık döneminde eşinin kırılganlığını bilerek annenin hassasiyetlerine özen göstermesi önemlidir. Erkeğin yaşadığı sıkıntılar olabilir. Fakat babanın yaşadığı sıkıntıları dillendirmesi ya da onları çözmek için sorunları ortaya çıkarması lohusalık döneminde en son yapılacak şeydir. Bu dönemde sorunlar ertelenmelidir. Baba, eşiyle annesi arasında bir sıkıntı yaşarsa özellikle bu dönemde bu süreci iyi yönetebilmelidir. Eşinin yanında olduğunu hissettirmesi çok önemlidir. Lohusalık döneminde kadının normalde tolere edebileceği sorunlar çok büyük yaralar açabilir. Bebeğin anneye bağımlı olduğu ilk aylarda bir nevi baba anneyi besler, anne de bebeği. Bebek ilk yılında giderek azalan bir ivmede anneye bağımlıdır.

 

Hamilelik ve doğum sonrası değişikliklere uyum sağlama

Bir bebeğin doğumu çok güzel olmakla birlikte aynı zamanda bir krizdir. Aileye yeni bir üyenin katılması eski düzeni tamamen değiştirir. Eşlerin birlikte yeni bir düzen oluşturmaları zaman alır. Bebeğe uyum sağlamak zaman alır. Eski düzenimiz değişmesin ya da bir an önce eski düzenimize dönelim, beklentisi çok büyük kaygı yaratır. Anne babalar birtakım kaygılar nedeniyle her şeyin zihinlerinde var olan düzene uyması için çabalayabilirler. Kontrol duygusu ve yoğun düzen ihtiyacı gibi sebeplerle bebek annenin zihnindeki şablona uymadığında annenin kaygısı çok artmaktadır. Çünkü bebek olduktan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Yeni bir düzen oluşturmak gerekir. Annenin kaygısının çok yüksek olması anne bebek ilişkisini çok olumsuz etkiler.

Beyin gelişimi

İnsanlarda sol yarım kürenin hakimiyeti 3 yaşından itibaren başlar. Yani sağ beyin ikinci yılın sonuna kadar büyür. Sol yarım küre ise ancak ikinci yılda büyümeye başlar. Bunu zaten konuşmanın başlaması ile görüyoruz. Ve her şey sağ beynin gelişimi sırasında meydana geliyor.

Sağ beyin

Sözcüklerle yorumlama yaptığınızda beynin ilk işlediği sesin tonunda ne olduğudur. Sağ beyinde işlenir. Bir insana iki mesaj verirsiniz. Biri sözlü biri sözsüz olmak üzere. İnsan beyni her zaman sözsüz olan mesaja inanacaktır. İnsan davranışı böyledir. Sağ beyin yakınlık kurma kapasitesi, başka insanlarla iletişim kurma kapasitesi, mizah kapasitesi ilintileri sağ beyindedir. Sağ yarım küre duygularda sözsüz iletişimde, bağlanmada, öznelikte, kişilerarası öznelikte, empatide, tehditlerin tespitinde, bedensel temelli stres düzenlenmesinde, hayatta kalma işlemlerinde büyük rol oynar. Çocukların sağ beyni stres detektörü gibidir ve kesinlikle stresi yakalar, anne stresli bir duruma girdiğinde bilinçli olarak “bunu çocuğumdan uzak tutacağım” dese bile çocuk kesinlikle, hayatta kalma mekanizması yolu ile bunu yakalayacaktır. Hayatımızda karşılaştığımız streslerin çoğu genellikle ılımlıdır ve başa çıkılabilir şeylerdir. Ve sol yarım küre bu konularda dominanttır. Fakat stres yükseldikçe otomatik olarak sağ yarım küreye geçiş yaparız.

 

Sözsüz iletişim

İnsan hislerinin karşılıklı alışverişi daha çok sözsüzdür. Yani sözlerin o hissi yakalayamayacağı zamanlar vardır. Çok sık olarak sözleri kullanan bir insan duygulara karşı kendini koruyordur. Önce yüz gelir. Sesi değerlendirir. Açılacak mıyım? Uzaklaşacak mıyım? Senden şüphelenecek miyim? Kendimi açığa vuracak mıyım? Hepsi burada yüzde dışa vurulur. Bakışlarımı kaçıracak mıyım? Savunacak mıyım?

Bebekle iletişim kurmak

Her bebeğin ayrı bir ritmi vardır. Bebeği izlemek, bebeği keşfetmek, bebeğin ritmine ayak uydurmak, keyif almaya devam etmek, “bebek gece düzenli uyumaya başladığında rahatlayacağım” yerine bulunan andan keyif almak. Her bebeğin uyku düzeni farklıdır.

Bazen anneler bebek doğduktan sonra bütün dikkatlerini bebeğe yöneltmektedirler. İlk aylarda bu normaldir. Fakat bu çok uzun süre devam ederse baba dışarıda kalmış hissedebilir. İlk aylardan itibaren anne ve babanın bebeğe birlikte odaklanması, bebeği birlikte izlemesi, üçünün birlikte vakit geçirmesi ve annenin babanın yardımına izin vermesi önemlidir.

Bebeği kafamızdaki düzene ya da şablona uydurmaya çalışmak her zaman sorun yaratır.

Bebeği beslerken doyup doymadığına bakın. Bebeğinize bakmaktan korkmayın. Giydirirken vücut ısısına bakın. Banyo yaptırırken suyun sıcaklığını kontrol edin. Suyu sırtından aşağı dökün. Tırnaklarını dibine kadar kesmeyin. Ağlayan bebeği teskin edebilmek önemlidir.

Zorluklar

Bebek doğduktan sonra; ilişkide ya da ebeveynlikle ilgili bir ZORLUK oluşursa?

Bebek doğduktan sonra anne baba bir zorluk yaşıyorsa, sorunlar büyüyor ve çözülemez gibi görünüyorsa aslında sorun olarak karşımıza çıkan şey bir gelişim fırsatıdır.

Temel ilke

Her şeyin bir çözümü vardır. Bazı durumlarda çözüm çaresizliğimizi ve hiçbir şey yapamayacağımızı kabullenebilmektir. Çaresizlik hissi öznel bir histir. Soruna yaklaşımımızı sorgulamalıyız. Soruna yaklaşımımız sorunu büyütüyor ve çaresizlik hislerini arttırıyorsa yaklaşımımız üzerinde yeniden düşünmeliyiz.

Sorun nasıl oluşur?

SORUN İNSAN DOĞASINA AYKIRI BEKLENTİLER İÇİNE GİRDİĞİMİZDE OLUŞUR. Kendinizi ve beyninizin ve sinir sistemimizin nasıl çalıştığını öğrenin. Neyin normal olduğunu öğrenin. Psikoloji, fizyoloji, nörobiyoloji, antropoloji, sosyoloji vb. birçok bilim dalı insanın nasıl çalıştığını bize tüm açıklığıyla anlatmaktadır. Bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu bilgi kendisine dair bilgidir. İnsanların da en az bilgi sahibi oldukları alan kendileridir.

Sorunlar nasıl ele alınmalıdır?

Sorun bebek ya da çocuk değildir. Sorun anne babanın kendisi de değildir. Sorun bebeğe uyum sağlamakta zorlanmamıza sebep olan anne babanın içinde çözülmeden kalmış zorluklardır. Sorun birisi olarak görüldüğünde var olan sorun çözülemeyeceği gibi başka sorunlara da sebep olur ve mesele daha da dallanır ve budaklanır.

Sorunun kaynağı bebekte aranamaz. “Bebek ya da çocuktan sonra bizim ilişkimiz bozuldu. Hep çocukla ilgili konularda kavga ediyoruz.” gibi ifadeler farkında olmadan sorunun kaynağı olarak bebeği gördüğümüzü gösterir. Sorun bebek doğduktan sonra ebeveynlik konusunda uzlaşamayan iki yetişkinin içinde yaşadığı zorluklardır. Sorunların kaynağı tespit edilemediğinde sorun daha da büyür.

Sorun anne babanın kendisi değildir fakat sorunun kaynağı yetişkin olandadır. Sorun yetişkinin kendisi değil, içsel olarak yaşadığı zorluklardır. Bir bebeğin ya da çocuğun sorun çözme becerisi daha oluşmamıştır. Sorun çözebilecek muhakemeye ve içsel kaynaklara sahip değildir. Yetişkin bunlara sahiptir.

Her gelen hissin, her yaşadığım olumsuz durumun bir anlamı vardır. Sorunlar durduk yerde oluşmazlar. Bir anda oluşmazlar. Her durum kendine özeldir. Bazı bilgiler geneldir. Fakat her anne çocuk arasındaki ilişki her karı koca ilişkisi kendine özeldir. Genel bilgilerle biz anlamaya çalışabiliriz ama genelleyemeyiz. İşte tam bu noktada ebeveynlerin sezgisi çok önemlidir. Dışarıdan çok kötü görünen bir şey o kişilere sorduğunuzda o kişilerin hayatlarının en dönüştürücü deneyimlerinden biri olabilir. Her durumu kendi bağlamında değerlendirmek gerekir.

Sorunun içinde çok kaldığımızda bir süre sonra aynı şeyleri tekrarlar halde buluruz kendimizi. Aynı davranışları tekrar ediyor ve durumun içinden çıkamayıp çaresizlik yaşıyorsak takılma yaşıyor olabiliriz. Zihnimiz bir soruna takılıyorsa o sorun üzerinden çözülmeden kalmış başka bir sorunu çözmeye çalışıyor olabilir. Anlayışımız ve bakışımızı değiştirdiğimizde çoğu sorun, sorun olmaktan çıkar.

Annenin ya da babanın çocuklarının bir döneminde zorlanıyor olmalarının ya da eş ilişkisinde zorlanıyor olmalarının sebebi, HATA, SUÇ, BECERİKSİZLİK, BAŞARISIZLIK DEĞİL, GELİŞTİRİLMESİ GEREKEN BİR ZORLUK olarak görüldüğünde; hata, suç, beceriksizlik ve başarısızlık olarak görülen her şey çok yoğun utanç ve suçluluk yaratır. Bu çok kırılgan bir alandır.

İnsan varoluşunda GELİŞİM esastır.

 

İnanışlar ve beklentiler arasındaki ilişki

İnanışlarımız beklentilerimizi şekillendirmektedir. Çoğumuz inanışlarımızı bir takım nedenlerle hiç sorgulamayabiliyoruz. Çoğu zaman doğruluğuna inandığımız şeyler hayatımızda ve ilişkilerimizde çok büyük zorluklar yaşamamıza sebep olmaktadır. Çünkü bu inanışlar bütün davranışlarımızı yönlendirmeye başlamaktadır. Örneğin “Kilolu bebek annenin çocuğunu iyi beslediğinin göstergesidir.” ‘ e bir anne inanıyorsa, anne bebeği yemek istemediği zamanlarda bebeğine zorla yemek yedirebilir. Çocuğun kilolu olmadığını düşünürse kendisini yetersiz bir anne olarak hissedebilir. Sorun bu şekilde gitgide köklenir. Özellikle bebek bakımıyla, annelikle ve ebeveynlikle ilgili beklentilere ve bir takım yanlış inanışlara bakalım.

Yanlış inanışlar

-Sağlıklı bebek kilolu bebektir.

-Kilolu bebek annenin çocuğunu iyi beslediğinin göstergesidir.

-İyi anne çocuğun her ihtiyacını karşılayan annedir.

-İyi anne bebeğini ağlatmayan annedir.

-Hemen bebeğe alışmalıyım.

-Daha önce hiç anne olmadım fakat en iyisini bilmeliyim ve hiç hata yapmamalıyım.

-Mükemmel anne olmalıyım.

-Mükemmel ya da iyi anneler hiç sorun yaşamazlar.

-Bebek doğduğunda eski düzenimiz aynen devam etmeli. Eğer eski düzeni koruyamazsam ben yetersiz biriyim.

-Bebekle ilgili hiçbir olumsuz duygu hissetmemeliyim.

 

Soruna korkuyla yaklaşmak

Çoğu sorun gibi görünen durum gelişimin bir parçasıdır ve geçicidir. Bunları normalize edebilmek önemlidir.

 

Fedakarlık mı, sorumluluk mu?

Anne baba olmak fedakarlık değildir. Sorumluluktur. Fedakarca bir şey yapmak her zaman karşılığını beklemeye sebep olur. Vermeyi seçtiğim için verdiğimde, verdiğim şeylerin sorumluluğunu aldığımda verdiğim şey gerçekten o zaman faydalı olur.

YETERİNCE İYİ ANNE, KENDİ DUYGU VE SEZGİLERİNE GÜVENEN, BEBEĞİYLE BİR OLABİLEN, BEBEĞİNİ TANIMAYA ODAKLI, HER BEBEĞİN İHTİYAÇLARININ FARKLI OLDUĞUNUN FARKINDA OLAN, BİR SORUN OLUŞTUĞUNDA ÇÖZÜM BULACAĞINA GÜVENEN VE SORUMLULUK ALAN ANNEDİR.

 

Ebeveynlik duruşu

Öğrenebilirim, gelişebilirim.

Ebeveynin çocuğuna vermesi gereken en temel mesaj  “Buradayım, seninleyim, bazen ihtiyaçlarını anlayamayabilirim ama anlamak için bilmiyorsam öğrenirim, bir sorun yaşadığında o sorunu çözebilmek için yeni yöntemler denerim, senden asla vazgeçmem, bana söylemeye çalıştığını bulana kadar aramaya devam ederim.”

Bir bebeğin en temelde güven veren ebeveyne ihtiyacı vardır.

Elek sistemi geliştirin

Çevre baskısı, aile baskısına karşı;

Nasıl iyi anne olunacağıyla ilgili tüm söylenenleri elekten geçirin. Sezgilerinize ve duygularınıza güvenin. Kendinizden emin olmakla her şeye kapalı olup bildiğini okumak aynı şey değildir. Önerilere ve başkalarının fikrine açık olun fakat elekten geçirmeden onları uygulamaya koymayın.

Sezgilerinize ve duygularınıza güvenin

Bedenin verdiği tepkiler çok değerlidir. Çoğu zaman uygun olanı yapıp yapmadığınızı bebeğinize ve bedeninize bakarak anlayabilirsiniz. Bedeninizle bağlantı kurun. Düşünceler/zihin yanıltıcıdır. Eğer davranışlarınızdan bir türlü emin olamıyorsanız güvendiğiniz birisiyle ve uzmanla konuşun.

Sorgulamak

-Kadının zihnindeki “anne” imajını sorgulaması

-Erkeğin zihnindeki “anne” imajını sorgulaması

-İnanışlarımızı ve beklentilerimizi sorgulamak

 

 

3H9sPWls

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşmak ister misiniz?



Siz de yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

genografi

Yalnız değilsiniz

  • şaziye kullanıcısının profil fotoğrafı
  • orpjrw9 kullanıcısının profil fotoğrafı
  • ppdd1020 kullanıcısının profil fotoğrafı

Gruplara katılın

GİRİŞ YAP KATIL

Benzer Yazılar

Editör'ün Seçimi